Özerk Diyanet Evkaf Sendikası Genel Sekreteri Abdurrahim Çelik Hoca, Diyanet, camiler ve medreselerle ilgili aydınlatıcı bilgiler verdi

 

Hocam kısaca sizi tanıyabilir miyiz?
Gaziantep doğumluyum ilkokulu bitirdikten sonra Kur`an kursunda hafızlık yaptım. Daha sonra medresede Arapça eğitim gördüm. Bu arada orta, lise ve ilahiyatı dışarıdan bitirdim, Şuan Özerk Diyanet Evkaf Sendikası Genel Sekreterliği yapıyorum.
 
Genel sekreteri olduğunuz Özerk Diyanet`ten biraz bilgi verebilir misiniz?
2005 yılında Doğal/şeffaf bir süreçle kurulan Özerk Diyanet Evkaf Sendikası, yepyeni ve yüklü bir çıkış için kendine dönük hicretin başlangıcıdır diye biliriz. Bu yapılanmanın zamana, tarihe, insana, topluma ve dünyaya söylenecek sözleri var inşallah.
 
Bizim hiçbir resmi-gayrı resmi yapı, kurum, kuruluş, kişi ve kişilerle şu ya da bu şekilde bir çekişmemiz veya çıkar birlikteliğimiz olamaz. Borçlu olduğumuz iki şey var. Biri bütün değer kıstaslarımızı aldığımız aziz İslam`ımız diğeri ise üzerinde yetiştiğimiz toprağımız ve ait olduğumuz halkımız.

Daha etkin bir din hizmeti için din görevlileri ve diyanet teşkilatı nasıl yapılandırılmalı?
Öncelikle Diyanet İşleri Başkanlığı’nın özerk olması ve üst düzey yöneticilerinin seçimle işbaşına gelmesi gerekir. Çünkü, özerklik, hizmet kalitesini artırır. Görevlerin, ehliyet ve liyakat ölçülerine göre tanzimini sağlar. Din görevlileri, müftüler ve cami derneklerinin ehil kimseler arasından seçerek görevlendireceği başkan ve başkan yardımcıları, dini hizmetlerin daha sağlıklı ve kaliteli bir biçimde devamı yönünde çalışacak, bürokrasiye-siyasete borçlu veya sorumlu değil camiaya ve dine karşı sorumlu olacaklardır. Bu da dinin tabiatına en uygun yöntemdir.
 
Diyanetten beklentiniz?
Diyanetten tek beklentimiz kendini bir an evvel modern düşünce ve ihtiyaca uygun olarak değiştirmesi. Personeline yaklaşım, hizmet anlayışı, kalite ve üretme heyecanı kısaca her şey bu değişime bağlı olarak değişecek ve diyanette köklü, yapısal iyileşmeler olacaktır. Yurtdışı ve Hac’da görevlendirilecek personelin belirlenmesinde, yeterlik ve benzeri sınavlarda şeffaf, adil, ilkeli bir zemini oluşturarak kendini değiştirmediği müddetçe tüm beklentilerin başka baharlara kalması kaçınılmaz olacaktır.
 
Camiler gerçek manada işlevini yerine getirebiliyor mu?
Yeryüzünün inşası bir mabetle, camiyle yani Kabeyle başlamıştır. Bu bile tek başına caminin önemini anlatmaya yeter.
 
Camiler kurulduğu günden itibaren Müslümanların yaşamında çok önemli bir yer tutmuştur. Dünün mescitleri hayatın ve vahyin mescitleri idi. Bu günün mescitleri ise emekliler lokali veya devletin resmi daireleri gibi. Namaz saatinde aç, namaz bitince kapat.
 
Hayat cami merkezli olmalıdır. Dün hayatın merkezinde olan camiler, eğitim, ibadet, kültür, idari, hukuki ve askeri alanlarda oldukça aktifken bugün sadece namaz kılınan bir mekân haline getirilmiştir. Ecdadımızın Üniversite, kütüphane, hastane, aşevi, hamam ve daha birçok sosyal hizmetleri cami merkezli inşa etmesi çok manidardır.
Güneydoğuda halk camilerde vaaz ve hutbelerin Kürtçe okunması için sürekli imamlara telkinde bulunuyorlar, bu yönde neler yapılabilir?
En kestirme yol halkın taleplerinin dikkate alınmasıdır. Eğer vaaz ve hutbelerden halkın istifadesi hedefleniyorsa bunun mutlaka yapılması gerekir. Hem halk, hem Müslümanlar hem de ülke olarak artık güç merkezli zihniyeti bırakmalı hak ve adalete göre konum almalıyız. Kürtçe, Arapça, Zazaca, Rumca, Çerkezce hutbe ve vaazlar neden olmasın? Faydadan başka bunun kime ne zararı olabilir? Şanlıurfa`da bir camide Kürtçe vaaz ve hutbe, TRT 6`dan canlı yayınlandı da ne oldu? Ülke mi bölündü, darbe mi oldu? Tabi ki olmaz ve olmadı da.
Camide cemaatle namaz neden bu kadar önemli?
Cemaatle namaz kılmak Kitap, Sünnet ve İcmâ ile sabittir. Cemaat, imam ile imama uyanın namazı arasında oluşan bağlantıdır. Dinimiz cemaate ehemmiyet vererek Müslümanların birlik olmalarını teşvik etmiştir. Resûl-i Ekrem (sav)`in: “Cemaatte hoşunuza gitmeyen bir hal, ayrılıkta beğendiğiniz halden daha hayırlıdır. Cemaatte rahmet, ayrılıkta azab vardır” (Hüsamüddin El Hindi – Kenzü`l Ummal – Halep: ty C: 3, Sh: 269. ) buyurduğu bilinmektedir.
 
Ümmetin birliğini sağlayacak en müessir vasıta cami ve camideki namazdır. Günde beş vakit camide birleşen Müslümanlar, aralarında mevcut olan dil, renk, iktisadi, mevki makam ve siyasi görüş farkı gibi çeşitli farklılıklardan doğabilecek tefrikayı fiilen bertaraf ederler. Bu sebeple Hz. Peygamber (s.a.v.) pek çok hadislerinde namazların cemaatle kılınmasını emretmiş, münferit kılmak için ruhsat isteyenlere sıkı şartlar altında ruhsat vermiştir.
 
Bu kadar önemli olduğu halde camide Cemaatle namaz kılma alışkanlığı neden halkımız arasında yok?
İslam’da sürekli önemi vurgulanan cami ve camide cemaatle namaz bahsettiğiniz gibi ülkemizde hiç de anlaşılmış değildir. Bunun birçok sebebi var; en önemli sebep bu konuda halkın cehaletidir. Camilerin maddi ve manevi cazibe merkezi olmayışlarıdır. Cami olmadığı halde vakıf ve dernek binalarının cami gibi değerlendirilmeye tabi tutulması. Halbuki cami geniş manasıyla everenseldir. Dernek ve vakıflar ise özeldir.
 
Camilerin bağımsız değil, zaman, zaman devletin kolluk kuvvetlerinin gözetimi altına alınması. Din görevlilerinin vaaz ve hutbelerinin sıkıcı olması gibi.
 
Sürekli Medreseler hakkında açıklamalarınız oluyor, neden medreselere bu kadar önem veriyorsunuz?
Kaybettiğimiz önemli Eğitim Merkezlerimizden birisi de medresedir. Medrese, İslam tarihinin belli döneminden sonra eğitim ve öğretim kurumlarının genel adı olarak anılmaktadır. Mekke’de Darul-Erkam’da başlayan, Medine’de ise Ashabı Suffe’yle devam eden medrese geleneği, Osmanlıların son dönemlerine kadar varlığını sürdürmüştür.
 
Osmanlının en önemli eğitim kurumu olan medreseler, tarihte maddi ve manevi ilimlerin yanı sıra en önemli buluşların ve keşiflerin cazibe merkezleri de olmuştur.
 
Bu gün can çekişen medreseler yeniden eski misyonuna döner mi bilmiyoruz. Fakat bildiğimiz bir hakikat vardır ki, günümüzde medrese misyonuna ihtiyaç vardır. Çünkü modern eğitim sisteminde bir iş, meslek sahibi olmak için eğitim görülür. Kariyer için bilgi öğrenilir. İnsanlara bilgi satmak, para kazanmak için eğitim yapılır. Modern eğitim sisteminde tüm ilişkiler çıkar ve menfaat temelleri üzerine kuruludur. Medrese eğitiminde müderris Allah rızası için eğitim vermekte, öğrenci Allah rızası için öğrenmektedir. Modern eğitim sisteminde öğrenci not için hocasından korkarken, hoca da notla öğrenciyi tehdit etmektedir. Medrese eğitiminde bayan erkek ayrı mekânlarda eğitim görmektedir. Medrese eğitiminde ahlak ve maneviyat esastır. Hulasa medresenin temel amacı Allah rızası diğerinin temel ilkesi kapitaldir.
 
Günümüzde medreselerin atıl, işlevsiz bir halde olmasının sebepleri nelerdir?
Devletin ve halkın medreselere teveccühlerinin olmaması. Medrese eğitiminin bitiminde alınan icazenin (diplomanın) bir geçerliğinin olmaması… Halkımızın akıllı ve zeki çocuklarını medreseye göndermemesi. Günümüzde medrese eğitiminin sadece belirli (gramer) ilimlere hasredilmesi Bölge halkının fakir olması sebebiyle medrese öğrencisinin kaldığı yerlerin fiziki şartlarının çok kötü olması. Resmi bir kimliği olmadığından sürekli baskı altında tutulması.
 
Az önce bahsedilen bütün olumsuzluklara rağmen özellikle doğu ve güneydoğuda ve Türkiye’nin birçok yerinde medreselerin hala faaliyette olması taktire şayan bir durumdur bu hizmeti devam ettirenleri tebrik ediyorum ve Allah onlardan razı olsun.
 
Şefik Mert / Zinde Haber