ADALET TALEP EDENLER İÇİN BİR TEST: GERÇEKTEN ADALET Mİ İSTİYORSUNUZ?

Adalet söylemi son dönemlerde hemen her kesim tarafından dile getirilen bir söylem ve talep haline geldi. Ancak adalet iki ucu keskin bir bıçaktır. Acaba adalet talebimizde ciddi ve samimi miyiz, yoksa “bana da pay verin” demenin diğer adı mıdır?

Adalet hakkın gözetilmesi ve yerine getirilmesi, haklı ile haksızın ayırt edilmesi anlamlarına gelen bir kelimedir. Allah-u Teala (cc), Rad Suresi 11. Ayette “Bir topluluk kendisini değiştirmediği sürece Allah o topluluğu değiştirmez” buyuruyor. Bir hadiste ise “nasılsanız öyle yönetilirsiniz” buyuruluyor. Bu iki ilke toplumsal ve siyasal yaşamın iki yasasını ifade eder. Yani adalet istiyorsanız adil olun, adaletin sizin aleyhinizde verdiği kararları da gönül rahatlığı ile kabul edin.

Mahkemelerde “Mübaşir” olarak adlandırılan kişilerin isimlerinin anlamı “Müjdeci”dir. Bunun anlamı ise şudur: mahkemeden çıkacak karar, kazanan için de kaybeden içinde bir müjdedir. Kazanan hakkını almıştır, kaybeden ise yapmak üzere olduğu bir haksızlıktan kurtulmuştur.

Adalet, bir yönetimin bekası için en temel unsurdur. “Kafir devlet abad olur ama zalim devlet asla” babından bir darbı mesel dilimize ve kültürümüze yerleşmiştir. Bu ifade, adaletin ne kadar önemli olduğunun en bariz göstergelerinden birisidir. Ancak adaleti tesis etmek oldukça zor bir iştir. Zayıfın adil olması pratikte önemli değildir, önemli olan adil olanın aynı zamanda güçlü olmasıdır veya güçlü olanın adil olmasıdır. Zulmetme imkânınız olmadığında adil olmanızın bir anlamı yoktur. Eğer gücünüz varsa ve adil olabiliyorsanız asıl maharet budur.

Şimdi aşağıdaki sorulara verdiğiniz cevaplar gerçekten adalet mi istediğinizi, yoksa adalet talebi altında pay mı talep ettiğiniz hakkında bir fikir verecektir.

1-     Bulunduğunuz yeri liyakat ilkesi çerçevesinde hak ettiğinizi düşünüyor musunuz?

2-     İşe alma yetkinizin olduğu durumlarda liyakati mi sadakati mi esas alıyorsunuz? (Üst düzey devlet yönetimindeyseniz ikincisi daha önemlidir).

3-     Gündelik yaşamınızda hakkınıza razı oluyor musunuz?

4-     Hastane, Banka vs. gibi kurumlarda tanıdığınız aracılığıyla öne geçiyor musunuz?

5-     Bu gibi kurumlarda öne geçenlere, kızıyor musunuz?

6-     Bir işinizin yapılması için hatırlı aracılar kullanıyor musunuz?

7-     Size göre “Hatır için çiğ tavuk yenir” mi?

8-     “Hatırlı dostlar”ınızın olmasından memnun musunuz, rahatsız mı?

9-     Haklı olduğunuzu düşündüğünüz bir konuda konuştuğunuz arkadaşınız haksız olduğunuzu söylediğinde “acaba hata mı yaptım” diye düşünür müsünüz, yoksa ona sizi desteklemediği için kızar mısınız?

10-Adil olduğunuzu düşünüyor musunuz?

11-Bir yakınınızın işini yaparken, işe alırken doğru yaptığınızı düşünüyor musunuz?

12-Birisinin bir işini, kendi “torpilinizi” kullanarak yaptırdığınızda o kişiden aldığınız hayır duaların, aynı zamanda torpili olmadığı için kaybedenlerin beddualarını da beraberinde getireceğini düşünüyor musunuz?

Soruları uzatmak mümkündür. Bu soruların cevaplarını kendinize verin ve üzerinde iyice düşünün. Zira ben düşündüğümde çoğu soru için olumlu cevap verdim diyemiyorum. Adalet uğruna dostlarımı kıramıyorum, ama bir şey yapmaya çalışıyorum, karar mekanizmalarından uzak durmaya ve bulunduğum yerin hakkını vermeye…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here