Dünyanın kana doymayan canavarları Afrin’ de yeni bir katliama hazırlanıyor.

Geçtiğimiz hafta Tahran zirvesinde özellikle Türkiye’nin hassas ve insancıl çabaları ise hiçbir karşılık bulmadı.

Ya da şöyle diyelim menfaat insanlığın önüne geçti.

Para çiçeklere, petrol çocuklara, fosfor kuşlara, hırs sağduyuya, düşmanlık dostluğa, kafir müslümana, reel politik evrensel değerlere, beddua duaya, ahlar aflara, savaş barışa tercih edildi.

Bir kez daha müslüman ve mazlumların yaşadığı bir bölge pazarlık konusu oluverdi.

Afrin bir yemekmiş gibi masaya konarak paylaşma anlaşmasına varıldı.

Bir pasta bile paylaşılsa herkes payına bu kadar razı olmazdı sanırım!

Daha önce cetveli eline alarak sınırları çizenler ellerine yeni cetveller aldı.

Şer eksenler, bir kez daha dengeler putuna tapmayı tercih etti.

Dost ve dua kazanmak yerine mevzi ve saha kazanma tercih edildi.

Çocukların beton yığınları altından çıkacak olması yine umursanmadı.

Anaların gözyaşı, babaların çaresizliği, güzelim şehirlerin harabeye dönecek olması kimsenin umurunda olmadı.

Bugün Afrin dua bekler, Afrinli destek.

Bugün zalim tokat bekler, mazlumlar kucak.

Bugün kâfir yenilgi bekler, müminler zafer.

Ne zaman bir yiğit çıkıp tüm bunlara dur diyebilecek?

Ne zaman müslümanların bir sahibi olacak?

Ne zaman bu coğrafyalar üzerine pazarlık yapacak olanlar endişe etmeye başlayacak?

Bu soruların cevabını biliyorum:

Sanırım ne zaman tüm ümmet bir beden olup ayağa kalkarsa.

Ümmet, ümmet olduğunu hatırlarsa.

Öyleyse birleş ve ayağa kalk!

 

Selam ve dua ile.