19.yy.da yaşamış en önemli isimlerden birisi olan bilim, kültür ve siyaset adamı Ahmet Cevdet Paşa, bugünkü Bulgaristan sınırları içerisinde olan Lofça’da 1822 yılında doğmuştur. Asıl adı Ahmet’tir. Cevdet mahlasıdır, İstanbul’da eğitim gördüğü sırada Şair Süleyman Fehim Efendi tarafından verilmiştir. Lofça idare meclisi üyesi Hacı İsmail Ağa’nın oğludur.
Eğitim hayatına doğduğu Lofça’da başlamış, 1839 yılında büyükbabası tarafında İstanbul’a gönderilmiştir. Bir yandan medresede okurken bir yandan da özel öğretmenlerden matematik ve Farsça dersleri almıştır. Ahmet Cevdet Paşa, burada kısa sürede kendini göstermiş ve devrin önemli bilim adamları olan Hâfız Seyyid Efendi, Doyranlı Mehmed Efendi, Vidinli Mustafa Efendi, Kara Halil Efendi ve Birgivi Hoca Şakir Efendi`den nakli ilimleri, Miralay Nûri Bey ve Müneccimbaşı Osman Sâbit Efendi`den de hesap, cebir ve hendese gibi akli ilimleri tahsil etmiştir. Medreseyi bitirince ilmiye mesleğine girerek 1844 yılında kadı ve 1845 yılında müderris olmuştur.
Memurluk hayatının ilk döneminde Sadrazam Mustafa Reşit Paşa tarafından beğenilerek korunmuş olan Cevdet Paşa, 1846`da Mustafa Reşid Paşa`nın yanında görevlendirildi. Bu tarihten, paşanın öldüğü 1858`e kadar hukuki konularda danışmanlık yaptı. Daha sonra, görev yaptığı her noktada beğeni toplayan Ahmet Cevdet Paşa, 1849`da, olağanüstü görevle Bükreş`te bulunan Fuad Paşa’nın yanına gönderildi. 1850`de Meclis-i Maarif üyeliğiyle birlikte Darülmuallimin müdürlüğüne atandı. 1851`de yeni kurulan Encümen-i Daniş üyeliğine getirildi. Osmanlı Devleti`nin 1774`ten sonraki tarihini yazmakla görevlendirildi. 1855`te vakanüvisliğe atandı. 1856`da Galata kadısı oldu. 1857`de “Mekke” payesi aldı. 1866 yılında Vezirlik rütbesi verilerek daha yüksek devlet hizmetlerinde çalıştırılmıştır. Halep, Bursa, Maraş, Yanya, Suriye valiliklerinde bulunmuş, Mecelle cemiyeti reisliği, Şûrâ-yi Devlet (Danıştay) üyeliği ve reis muavinliği görevlerinde çalışmıştır. Ayrıca, Divan-ı Ahkâm-ı Adliye Reisliği nazırlığa (bakanlığa) çevrilince Adalet Bakanı olmuştur. 1873-1886 yılları arasında Beş kez Adalet Bakanlığı, üç kez Eğitim, iki kez Evkaf, bir kez Dahiliye, Ticaret ve Ziraat Bakanlıklarında bulunmuştur. 1895 yılında Meclis-i Hâs üyesi iken İstanbul’da ölmüştür.
Ahmet Cevdet Paşa’nın ilmi çalışmaları da çok önemli bir yer işgal etmektedir. Çok kuvvetli bir medrese kültürü ile yetişen Ahmet Cevdet Paşa’nın başlıca ilgi alanları hukuk, tarih, bilim tarihi, dil ve edebiyat gibi alanlardır.
Ahmet Cevdet Paşa’nın eserlerinin en başında 12 ciltlik Tarih-i Cevdet (Tarih-i vekayi-i devlet-i aliyye) gelir. Osmanlı devletinin 1774 Küçük Kaynarca Antlaşmasından 1826′da Yeniçeri Ocağının kaldırılmasına kadar olan devresini  ihtiva etmekte olan bu büyük eser 30 senelik devamlı bir çalışmanın mahsulüdür. İmparatorluğun siyasi, içtimai ve kültürel değişimlerle dolu olduğu buhranlı bir devresine rastlayan bu 30 sene Tarih-i Cevdet’in  muhtelif ciltleri ve  baskıları üzerinde zaruri bir takım farklar meydana getirmiştir. İlk 8 sene içinde çıkan 5 cilt birbirinin aynıdır. Fakat 5.  cilt ile 6. cilt arasında ki 9 senelik boşluk ilk çıkan 5 cildin bazı kısımlarında çeşitli düzenlemeler yapılmasına sebep olmuştur. Bundan sonra yapılan her baskıda mutlaka bazı değiştirmeler, eklemeler ve yeniden tertipler olmuştur. Bunun dışında Kısas-ı Enbiyâ adlı bir eseri daha vardır ve peygamberler tarihini konu edinir.
Hukuk alanındaki hizmetleri arasında en önemlisi “Mecelle”dir. Ahmet Cevdet Paşa, Divan-ı Ahkam-ı Adliye`ye başkan tayin edildikten sonra bu görevinde çok faydalı işler yapmıştır. Memleketin adliye ve hukuk sistemini devrin ihtiyaçlarına göre düzenlemeye çalışmıştır. Ali Paşa, Fransız medeni kanununun tercüme edilerek Osmanlı Devletinde uygulanması gerektiğini ileri sürüyordu. Buna karşı Ahmet Cevdet Paşa ve aynı düşüncede olanlar, İslam Hukukunun zengin ve tatbik edilmiş en kuvvetli dalı olan Hanefi fıkhının sistematik hale getirilerek kanunlaştırılması fikrini müdafaa ediyorlardı. Bu ikinci grup, yani Ahmet Cevdet Paşa ve arkadaşları fikirlerinin pratiğe geçirilmesi için `Mecelle Cemiyeti` adıyla ilmi bir heyet toplamıştır. Memleketin en önemli hukuk âlimlerinin iştirak ettiği bu meclis, Kur’an-ı Kerim`in hükümlerini kanun şekline sokup, bütün milletlerin kıymet verdiği Mecelle adındaki kitabı hazırlayarak, büyük hizmet etmiştir.
Ahmet Cevdet Paşa`nın bilim tarihi açısından önemli olan yapıtı “Takvimü`l-Edvâr” (Dönemlerin Takvimi, 1870) adını taşır. Bu yapıtında Ahmet Cevdet Paşa, Şemsi ve Hicri takvim ilkelerini temele alan yeni bir takvim önerisinde bulunmuştur. Eser iki amaçla kaleme alınmıştır: Birincisi, yazarın kendi deyimi ile “Lisân-ı türki ilim lisânı olamaz” diyenlere lisânımızın her şeye kâbil olduğunu ve bu lisân ile her fenden güzel eserler yazılabileceğini” göstermek, ikincisi ise yeni bir takvim önermektir.
Bunların dışında Cevdet Paşa’nın Ma’ruzat, Tezakir, Kavaid-i Osmaniye, Mi’yar-ı Sedat vb. daha pek çok kıymetli eserleri bulunmaktadır.
 

06.02.2010