logo

“Aile, Toplum ve Devlet” sempozyumu

 

 

Vuslat Platformu (Uluslararası Vuslat Derneği) tarafından hazırlanan “Aile, Toplum ve Devlet” sempozyumu Üsküdar Belediyesi’nin katkılarıyla Aban’ta gerçekleşti.

 

Böyle bir toplantının Abant’ta olması tabi ki biraz garip gelse de bu mekanı merak etmemiş de değilim.

Sağolsun Ömer Abi, zatı alilerinin davet üzerine Cuma sabahı Hz. Ali Camii’nin önünden servislere bindik ve Abant’a yola çıktık. Yolcuğuluğumuza sevgili yazar düşünce adamı ve yazılarını severek okuduğum Selahattin Eş Çakırgil ağabeyde etlik etmekteydi.

Cuma namazını Abant’ta otelde kıldık. Yeni tanıştığımız Almanya’dan gelen ve Ezher’de okumuş olan Fatih hoca namazı kıldırdı. Yani sesi muhteşemdi. Yemek yedikten sonra toplantı salonuna geçiyoruz.

Vuslat Platformu tarafından hazırlanan ve üç gün süren “Aile, Toplum ve Devlet” Sempozyumu, Hukukçu Hasan Şahin, İşadamı Fuat Kulaçoğlu, Yargıtay Onursal Üyesi Kamil Acar ve Muhammed Sarı’dan oluşan Sempozyumun Divan Kurulunun yerlerini almasıyla başladı.

Dünya Kur’na-ı Kerim’i güzel okuma birincisi Selman  Okumuş’un Aşr-ı Şerif okumasının ardından bir “Vicdan Hareketi” olarak Vuslat Platformu’nun tanıtım filmi ile gösterildi.

Protokol konuşmalarına Avrupa MÜSİAD Başkanı İsa Al ile başlandı. Al, beyin göçünün önemine değindi. Avrupa’daki Türk gençlerinin Türkiye’de gönüllü olarak çalışmak istediğini, imkân sağlandığında gelip kendi ülkelerine hizmet etmek istediklerini söyledi.

“Beyin göçünü tersine çevirmeliyiz. Avrupa’da atmış beş, yetmiş bin meslek elemanımız var. Bunları Türkiye’ye getirmeliyiz, kendileri de gelmek istiyorlar.”diyerek sözlerini tamamladı.

Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen konuşmasında, bunca yoğun gündeme rağmen Vuslat Platformu’nun “Aile, Toplum ve Devlet” gibi önemli başlıkları bir araya getirdiğini, böyle bir programın içinde olmaktan gurur ise duyduklarını ifade etti. “Başta Vuslat Platformu’nun Başkanı Hamza Cebeci olmak üzere emeği geçenlere teşekkür ediyorum.”dedi.

Vuslat Platformu Başkanı Hamza Cebeci konuklarını selamladıktan sonra, İtalya ve İsviçre gibi Avrupa ülkelerindeki aile kurumlarından örnek vererek, Medeni Kanunun alındığı ülkelerin iflas ettiğini ve bu kanunların da ülkemizde revize edilmesi gerektiğini söyledi.

Cebeci, “Sorunları ortadan kaldıracak tedbirler almalıyız. İnsanlar gevşedi, üzerine düşeni yapmadı. Vahye dayalı aile sistemi oluşturmalıyız. Kendimize gelip silkinirsek, Kitabullah’a dönersek Allah bizi güçlendirir. Siz Allah’ın dinine yardım edin Allah da size yardım eder. Unutmamalıyız ki ancak samimi olursak Allah bize yardım eder. Bütün dünyaya meydan okuyan liderimiz var. Biz yılmıyoruz, yılmayacağızda. Mağlubiyet psikolojisinden kurtulmalıyız. Çok daha çalışacağız. Vuslat Platformu’nun bir programında Selçuk Bayraktar’ı davet etmiştik. Bayraktarı buradan selamlıyorum. Bayraktar gibi vatan millet sevdalısı gençlerin yetişmesi lazım. Biz sağlam olalım. Karanlığa küfretmektense bir mum yakmalı.” diyerek konuşmasını tamaladı.

 

Vuslat Platformu Başkanı Hamza Cebeci’nin konuşması sonrasında Bolu Valisi Aydın Baruş kürsüye geldi. Vuslat Platformu’nu illerinde ağırlamaktan mutluluk duyduklarını ifade etti

Konuşmasını merak ettiğim kişilerin başında Sayın Bilal Erdoğan gelmekteydi. Programın onur konuklarından Ekonomist, TÜRGEV Yönetim Kurulu Üyesi Necmeddin Bilal Erdoğan burada yaptığı konuşmada, Allah’ın boyasıyla boyanmamız gerektiğini söyledi. “Allah’ın boyası ile boyanalım” diyen Erdoğan, “Allah’ın boyasıyla boyanmaktan maksat, kalbi temiz olmak değil, o temizliğin dışa yansımasıdır. Geleneklerimizin, değerlerimizin yaşatılması gerekiyor. Kendi kimliğimizi oluşturmamız önemli. İmanımız kalbimizde olacak ve dışa da yansıyacak. Değerlerin korunarak dışa aktarıldığı yerlerdir aile. Değer sistemi aile kurumuyla aktarılır. Ailemize yapılan taarruzlar var. Kapitalist paradigmanın dayattığı hayat sistemi ailemizi tehdit ediyor. İşin ruhu kayboluyor. Ailenin koruyucu ünitesi değerlerimizdir. Bu değerleri yeniden ailede yaşatmalıyız. Aile kurumunu atalarımızdan aldığımız durumuna yeniden getirmeliyiz. Hayat tarzımızı ailenin güçlenmesi yönünde kullanmazsak kaybederiz. Aile, değerlerimizi aktarmak için bir fırsat. Aile kurumumuzu dağıtırsak helak oluruz.”dedi. Konuşması muhteşemdi. Ve şunu birlikte olduğumuz arkadaşlara da ilettim. Bilal Erdoğan bir yerde konuşuyorsa, çağırılıyorsa Cumhurbaşkanın oğlu olduğu için değil hakikaten bu konuları bildiği için çağrılıyor ve davet ediliyor. Şahsen ben çok beğendim. Konuya hakim oluşu, üslubu çok hoşuma gitti. Sayın Bilal Erdağan’a buradan bir daha teşekkür etmek istiyorum.

 

Bilal Bey’den sonra Aile ve Sosyal Politikalar Bakanımız Sayın Dr. Fatma Betül Sayan Kaya bir konuşma yaptı, güçlü ailelerin güçlü toplumu oluşturacağını söyledi. Yani slogan gibi bir cümleydi bu. Sayın Bakanımızın samimiyeti, içtenliği yöneticilerimize ve siyasilerimize örnek teşkil etmekte.

En büyük sermayemizin gençlerin olduğuna vurgu yapan sayın Bakanımız Kaya, “Geleceğin Türkiyesi’ni birlikte inşa edeceğiz.”dedi.

Sayın Bakanız Kaya, mazlum coğrafyalar için umut olan, dünyanın değişik coğrafyalarında zulmü durduran bir liderimizin olduğunu ifade ederek, “Tek yürek olunca kimse bizi bölemeyecek. Mazlumların umudu olmaya devam edeceğiz.” sözleriyle duygularını ifade etti.

 

Açılış konuşmalarının ardından yemek yenip namaz kılındıktan sonra, tanışma ve  “Serbest Kürsü” programına geçildi. Serbest Kürsü programı en ilgi çekici bölümdü.

 

Serbest Kürsü’de söz alan Prof. Dr. Adnan Yüksel, “Aşkla yapan dünyayı taşır. İşimizi herkesten iyi yapacağız. Kendimize güveneceğiz. Hedefini belirlemeyen hiç bir gemiye rüzgarın faydası olmaz. Yeteneklerinizi keşfedin. İç yaşlanma ile dış yaşlanma paralel gitmiyor.”dedi.

 

Vuslat Platformu Yüksek İstişare Kurulu Üyesi Arif Altunbaş ise; çocuğun ilk modeli aile olduğunu, bizi model aldığında bizde neyi görüyorsa olu aldığına dikkat çekti.

Ve oturumlara geçiyoruz…

  1. Oturum.

Açılış konuşmasını İstanbul Üniversitesi Rektörü ve Haliç Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Prof. Dr. Mahmut Ak gerçekleştirdi. Kadınların sorunlarına akademik olarak yaklaştıklarına değinen Ak, üniversitelerinde kadın öğrenci sayısının erkek öğrencilerden daha fazla olduğu bilgisini aktardı.

 

  1. Oturumun Başkanı İlahiyatçı, Sosyolog ve Argetus Araştırma Danışmanı Erol Erdoğan, “Dostluğu, dinlemeyi bahşeden Allah’a hamd oldun.”diyerek oturumu açtı. “Büyük ideallerle yola çıkmak gerek. Hayatın başka koridorları olduğunu görüp ve ideallerden vazgeçmemeli.”dedi.

Erdoğan, yüzde doksan beşi müslüman olan bir ülkede sosyal medyada verilen bilgilerin yüzde doksan beşin yalan olduğunu ifade ederek toplum olarak özeleştiri yapmamız gerektiğini söyledi.

 

İnsanı insan yapan ve insan olarak yaşamamızı sağlayan kurumun aile olduğunu vurgulayan İbn Haldun Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Yrd.Doç. Dr. Emin Yaşar Demirci, geniş ailede yaşayan çocukların kültürel sermayesinin daha zengin ve yüksek olduğunu anlattı.

 

Aile yapımızı İslami çizgide dizayn etmemizin gerekliliği konusuna vurgu yapan Selçuk Üniversitesi Sosyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mustafa Aydın, geleneksel ailede iyi olan ne varsa ortaya çıkartılması gerektiğini ama maalesef bu konularda çok da çalışılmadığını ifade etti.

 

Türkiye Diyanet Vakfı, KADEM Müdürü Hicret Toprak ise, “Kadın, iyi müslüman, iyi eş iyi anne. İffet kadının asli sorumluluğudur. İslam kadına bütün haklarını vermiştir.”dedi ve “Kadınların beklenen rollere sığamadıklarını bunun sonucunda da krizlerin ortaya çıktığını söyledi. Değerler ile kariyer krizi içinde kalıyorlar.  Kendi evinde değişime ve dönüşüme ihtiyaç var. Kadınlar artık  evde değiller. Okuduk döneceğimiz evden mahrumuz, ya da döndük o evde sıcaklığı bulamadık. Kadınlar kendilerinden beklenenin ne olduğunu bilmeli.”

 

  1. Oturum

Açılış konuşmasını Biruni Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Adnan Yüksel yaptı. Yüksel, “Kendi ailelerimizden başlayalım, rolmodel olalım.” dedi. Okuma yazma bilmeyen annelerin çocuklarına ruh aktardığını ifade etti.

 

İkinci Oturum’un Başkanlığını Radyo-TV Programcısı ve Aile Danışmanı Tuğba Akbey İnan yaptı.

Toplumun yapıtaşının aile olduğuna vurgu yapan İnan, konu evlilik olduğunda çok iyi cümle kurulduğunu fakat  okuyup işgüç sahibi olduktan sonra yapılacak bişe kalmayınca evlilik yapıldığını söyledi. Bununda değer üretimine katkı sağlayamadığını sözlerine ekledi.

 

Bu oturumun ilk konuşmacısı İbn Haldun Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Medaim Yanık, aile konusunda rehber metinler oluşturulması gerektiğini, kültürel iktidarı elimizde tutarak, bununla da insanlara beceri öğretmemiz gerektiğini söyledi.

Evliklerde, eşlerin hayal ritimleri birbiriyle uyumlu olması, eşleşmemin de kalitesini  arttıracağını ifade etti.

 

Daha sonra söz alan Başbakanlık Müşaviri Necdet Subaşı, “Herşey kötüye gidiyor. Zihin dünyamızı da paniğe sürüklüyor. Bulunduğumuz dünyaya uyum sağlayamadık. Sükunete ihtiyacımız var. Tablolara baktığımızda sonumuz hiç de iyi değil.”dedi.

Bu olumsuzluklara karşı panik refleksi geliştirmek gerektiği söyleyen Subaşı, “Dünyayı bütün kodlarıyla anlamalıyız. Okullarımıza mahallelerimize dönmeliyiz. Kültürel sermaye yok oluyor. Türk modernleşmesi aile üzerinde çok acımasız oldu. Buna da geleneksel aile karşı durdu. Evlerimize yatırım yapmadık. Sosyal medya yalnız kaldığımızda bize sıcak alan açtı. Sahici çözümler çıkarmalıyız.”diyerek sözlerini tamamladı.

 

Sempozyumun en çok ilgi gören bölümlerinden biri Serbest Köşe Sohbetleriydi.

Serbest Köşe Sohbetlerinde, İstanbul Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden Prof.Dr.Sadık Ünay, Çevre ve Orman Eski Bakanı Osman Pepe, Endüstri Mühendisi Şener Sancar ve Gazeteci Selahattin Eş Çakırgil katılımcılarla birlikte oldu.

 

Sempozyum Kapanış Programı’nda ise ilk konuşmayı Kalyoncu Holding Yönetim Kurulu Üyesi Fehmi Mehmet Kalyoncu yapıtı. Kalyoncu, yürürken sürekli arkaya bakıldığında hata edileceğini, bunun için hep daha büyük hedeflere yürünmesi gerektiğini ifade etti.

 

Kalyoncu’dan sonra kürsüye gelen Düzce Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nigar Demircan Güçlü bir devlet için aile hayatının her zaman korunması gerektiğine vurgu yaparak, böylesine önemli bir konuyu gündeme getiren Uluslararası Vuslat Platformu Başkanına, çalışanlarına ve katılımcılara teşekkür etti.

 

Azarbaycan Milletvekili Ganire Paşayeva, da “Gelin, Türk ve Müslüman coğrafyasını araştıralım. Bugün bile tarih kitaplarımızda ne kadar yazabiliyor tarih bizi. Başkaları bunu istemeyecek tabii ki. Ama çocuklarımızda ortak tarihimiz, ortak kültürümüz o birlik ruhu olsun.”dedi.

 

Son konuşmacı olarak kürsüye gelen Eski Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, Programın başlığında bir de “ümmet”in eklenmesi gerektiğini söyleyerek sözlerine başladı.

 

Görmez, “Nikâh Kur’an’da “misâk” olarak geçer, “misâk’ın galizâa..” Büyük sözleşme.. Çünkü böylece hem bir ahdleşme- yeminleşme, hem bir aqd, ve hem de misâk gerçekleşiyor. Allah’u Tealâ ile ruhlarımız arasında Galûbelâ’da yapılan sözleşme de böyle bir ‘“misâk”dır. Ve “nikâh”, bütün dinlerde, seküler bir “akd” değil, manevî bir ahd’dir, mîsâk’dır. Sakın eşsiz cennet aramayın. Duramazsınız. Aile olmadan cennet kuramazsınız. Dünyada cenneti kuramayanlar ahirette de cenneti bulamazlar.”dedi.

 

Burada şunu ekleyelim. Görmez hocayı çok severim. Burada yaptığı konuşma harikaydı. Yoksa ben kendilerini çok sevdiğim için mi öyle geldi bilmiyorum ama genel kanaat güzel bir konuşma olduğu yönündeydi.

 

Ve sona yaklaştık…

 

Uzman Klinik Psikolog Rukiye Karaköse’nin okuduğu Sempozyum Sonuç Bildirgesi sonrası, toplu fotoğraf çekimiyle program son buldu.

 

Burada oda arkadaşım Murat abiye de sevgilerimi ve selamlarımı göndermek isterim.

Emeği geçenlere teşekkür ediyorum.

Share
#

SENDE YORUM YAZ

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.