Yazarımız Mehmet Deveci’nin son yazısını okumuşsunuzdur.

ANTEPPRESS olarak konuya bakışımız genellikle bu mihval üzere oldu. Yukarıdakilerin hırs, öfke hatta ihanet derecesindeki tavır ve davranışları; beni, kardeşime düşman yapmaz. Onların birbirlerine sarfettikleri ithamları; ben, saf-temiz-halis-şakirt-kirlenmemiş kardeşime karşı  asla kullanamam. Çünkü bizim için uhuvet ve kardeşlik hukuku bütün hesaplardan ve ihtiraslardan önce gelir.

Bu şerhi koyduktan sonra konumuza geçebiliriz.

Ne yazık ki, AK Parti ve Cemaat arasında uzun süredir yaşanan anlaşmazlıklar ayyuka çıktı. Kılıçlar bilendi, sümen altındaki dosyalar bir bir açığa çıkarıldı. Bir müslümana asla yakışmayacak olan; mahremiyeti, kişilik dokunulmazlığını ihlal eden dinlemeler,izlemeler bir bir ifşa edildi. Üstelik uzun süreden beri hazırlık içinde olunduğu da belli.

Ayak oyunları, tuzaklar, dinlemeler, kirli ilişkiler, muhbirlikler, ajanvari işlemler havada uçuştu.

Partililerden, politize olmuş kişilerden görmeye alışık olduğumuz tavır ve işlerin;  bu kez  “gönül erleri” dediğimiz insanlardan sudur ettiği söylendi.

Bu konuyla ilgili; her iki tarafa da düşmanlığı tescilli kanallardan ve ağızlardan istemediğimiz kadar yorumlar yapıldı, ellerindeki kahve ile neşe içerisinde ateşin üzerine benzin döktükleri gözlendi.

Peki suç kimde?

Bu sorunun cevabına geçmeden önce Asr-ı Saadet’ ten şu üç örneği vermek istiyorum:

Bir kadınla erkeğin zina ettiğini gören Hezzal el Eslemi, zina eden erkeği yakalayıp Peygamberimiz’e getirir, Efendimiz “ne iyi bir iş yaptın” yerine;  “Keşke elbiseni üzerlerine atarak olayı gizleseydin, bu yaptığından daha hayırlı olurdu’ buyurur. (Malik,Muvatta 1499)

Ve başka bir örnek:
Bir gece Halife Ömer, Medine sokaklarında gezerken bir evden şüphelenir ve duvardan atlayarak eve girer. Bakar  ki evde bir adam, yanında bir kadınla oturuyor ve önünde de şarap var.
Hz.Ömer “Ey Allah düşmanı, sen Allah’a karşı isyan ederken Allah’ın seni gizleyeceğini mi zannediyordun?” der.
Suçüstü yakalanan adam, suçluluk duymak yerine:  “Ey Ömer, ben Allah’a karşı bir suç işledim ve ”zina etmeyin” ayetini çiğnedim, sen ise üç tane suç işledin:
1- Allah “Ayıpları araştırmayın” dedi sen araştırdın (Hucurat 12)
2- Allah, “Evlere kapılarından giriniz” dedi, sen duvardan girdin. (Bakara 189)
3- Allah, “Ey iman edenler, kendi evinizden başka evlere izin almadan ve ev halkına selam vermeden girmeyin” buyurdu, sen ise selamsız girdin. (Nur 27)

Ve bir diğer örnek:

Bir adam Hazreti Ömer’e gelip, “Filan adam sarhoş”  der. Hazreti Ömer hemen adamın yanına gider ve “Ben burada şarap kokusu buluyorum, sen sarhoş musun?” diye sorar. Adam, “Sarhoş olan sensin. Vela tecessesü /kişilerin mahremini araştırmayı, Allah sana yasaklamadı mı?” diye cevap verir, Hz. Ömer (R.A.) orayı terk eder.

Bu örnekleri çoğaltmak mümkün. Peygamberimiz, “Eğer biri, ayıbınızı görmek için göz dikerse, gözünü çıkarırsanız cezası gerekmez, ahirette ise onun kulağına erimiş kurşun dökülür”  buyurmuştur. Dolayısı ile Müslüman dediğin ayıp örter, onları ifşa etmek için gizli planlar kurmaz.

Rabbimiz: “İyilik ile kötülük denk değildir. Sen kötülüğü en güzel olanla defet. Bir de bakmışsın ki seninle arasında düşmanlık olan kişi sanki sıcacık bir dost oluvermiş” buyurur. (Fussilet 34)

Herkesin dostluğuna ihtiyacımız var, hele hele Müslümanlarınkine çok çok ihtiyacımız var.

Selam ve dua ile…

01.01.2014

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here