ftamerYerel seçimlere iki gün var ve bizler yerel problemleri konuşamadan genel seçim havasında bir seçim ortamında bulduk kendimizi. Gündelik haberlere ve tapelere bakarak ortaya birşey koyduğumuzda büyük fotoğrafın gözden kaçtığı, büyük fotoğrafı görelim derken rahatsız edici şeylerin arka plana atıldığı bir süreçti bu.

Hüsn-ü zannımızı iyi niyetimizi son dakikaya kadar korumanın bir işe yaramadığını üzülerek belirtmeliyim. Bütün bu olanların seçimden sonra sakin kafayla anlaşılabileceğini , çözülebileceğini ve yapılan her türlü yanlışın da bir daha tekrarlanmaması konusunda herkesin mutabık olabileceğini ümîd etmekteydim.

Ancak  Erdoğan’ı indirmeye baş koymuş olanların ellerinden gelen her türlü çirkefliği yapabileceğini gördükten sonra sessiz kalmanın da , beklemenin de bir anlamı olamayacağı aşikardı. Özellikle başbakan ve bir spiker ile ilgili hikmetini anlayamadığımız (!) bir şekilde  özellikle de yabancı basına servis edilen iğrençlikler, cemaat evlerinde kalan bazı hanımefendi kardeşlerimizden duyduğumuz şeyler bu işin çığırından çıktığının göstergesi oldu.

Daha ötesi yapılamaz derken artık cemaat ya da hizmet hareketi denilen ancak neye hizmet ettiği şimdilerde daha iyi anladığımız grubun da seviyesini aşacak başka bir olay ortaya çıktı. Suriye ile ilgili yapılan devletin tepesindeki toplantı, ortam dinlemesi yoluyla dinlenmiş ve servis edilmişti. (İşin açığı subay seviyesinde askerde böyle toplantıların yapıldığını bildiğimden tapenin içeriği  konusunda sorun görmüyorum, her türlü alternatifin konuşulabileceği yer orası zaten)

Bu kayıtlar yazımı yazmadan evvelki akşam (27 Mart Perşembe) Gezi parkı olaylarında saatlerce canlı yayın araçlarıyla aç kurt gibi bekleyen, Manhattan’da 100 bin Musevinin Anti-siyonist eylemini görmeyen Cnn International’de alt yazılı olarak veriliyordu.

Hasılı iktidara geldiğinden beri ülkeye ihanet ettiği , sattığı söylenen partinin hükümeti,  resmen ihanet edilmesi muhtemel ülkelere hedef gösteriliyordu. Manzara bu noktaya geldikten sonra bir siyasi partinin yanında yer alıp almamanın ötesinde , bir sürü kavgamıza , tartışmamıza rağmen birarada yaşadığımız ülkenin nasıl bir tongaya düşürüldüğünü görmek,  sessiz kalmamayı gerektiriyordu.

Koltuk değneğiyle zar zor yürüyen halamın ” 12 senedir heç birşey yapmamış da bu adam 1 ay içinde hırhız oldu, mut’a nikahı kıydı öyle mi?” serzenişine katılmamak elde değildi.  Yapılanlardan amaç  , nasıl olursa olsun hükümeti ve Erdoğan’ı devirmek bu kesin !

Sıkıntımız şu ki kişisel olarak  yerel yönetimlerde Ak partinin ciddi eleştirilere maruz kalmasını ve bunu ciddiye alarak kendine çeki düzen vermesini istemekteyim. Hatta örneğin polisin gaz bombası ile olan müdahalelerinin de sorgulanarak başka yöntem bulunmasını da … (Bu noktada devrimci  duygularını şiddetten öte gösteremeyenlerin de , caiz görenlerin de aynı noktada yöntem değiştirmelerini hatırlatalım)

Cemaatçi ya da neci olduğunu çözemediğimiz bazı top sakallılar güruhunun , Türkiye’deki tüm İslami camialara yönelik savurdukları tehditleri de hesaba katınca ortaya çıkan manzara ciddi bir inisiyatife muhtaç vaziyette…

Yolsuzluktan tutun da hemen her konuyu sağlıklı bir zeminde değerlendiremeyişimizin sebebi , bu olaylar üzerinden kendilerine pay çıkarmaya çalışanların yöntemleridir.  Yargının durumu zaten içler acısı ki dün Mavi Marmara davasında yine yakalama kararı çıkartılamadı ne hikmetse…

Algılarımızın kirletildiği ve korkunç bir şekilde yönlendirildiği bu ortamda Müslüman olarak büyük fotoğrafı dikkatle görerek geleceğe dair bir vizyon konulmalı. En önemlisi de 30 Mart seçimleri kazasız belasız atlatıldığında,  ciddi bir inisiyatif belirleyerek hem ülke sathında hem de yerel anlamda yapılanları değerlendirecek bir bilince erişmemiz gerekiyor.

Bazı ideolojilerin şemsiyesine sığınarak yapılan eleştiriler karşılık bulmaktan öte eksenimizi de kaydırmaktadır maalesef.  Kendi duruşumuzu sağlıklı bir zemine oturtmadığımız sürece, ya tamamen bir cemaat ya da tamamen bir siyasi partiye angaje olduğumuzda sorunları çözmekten çok yeni sorunları açacağımız aşikardır. Artık bir rota belirlemek ve yürümek gerekiyor. Aksi halde yukarıda da bir kısmını saydığımız çirkefliklerin arasında kaybolmakla karşı karşıya kalabiliriz.

Yerel yönetimlerde rant problemleri başta olmak üzere birçok problemi eleştirmemiz gerektiği gibi, ülke çapında da aynı duyarlılığı yakıp yıkmadan, halkın ihtiyacını gözeterek anlatmamız gerekiyor. Aksi halde meydan tapecilere ve sokak çatışmasından medet umanlara kalıyor ki , sonuç hepimize zarar veriyor. Bu ülkede adaleti, iyiliği , hakkı tavsiye etme hususunda  en çok kim duyarlıysa onlar artık bunu ispatlamak zorunda… Algılar daha fazla kirlenmeden…