Ramazan Çetin yazdı…

 

                                                     

       Tolstoy der ki: “iyi anlayın beni!  Dinsiz ve Allah’a inançsız milletler, huzur bulamaz. Din olmayınca insan ne iyi ne de mutlu olur. Dünyada her şeyden önce Allaha kul olabilmek isterdim; arınmış, saf temiz itaatkâr, vicdanlı peygamberlere iman etmiş bir kul… Allah inancı olmayınca yüreğimin kuruduğunu hissediyorum. Şu an öyle kuruduğumu hissediyorum ki,..Bir dinim  olsun istiyorum. Allah yardım edecek bana. Bu da olacak. Allah’ım beni sana ait hak ve doğru yola ilet!” Bütün sevgilerin temelinde Allah sevgisi vardır. Allah sevgisiyle dolmayan, bütün kalbiyle ona yar olmayan her gönül dardır. Yoksuldur, yorgundur yolsuzdur. En büyük dayanağımız yüce yaratıcımızdır. Kalbimizde Allah oldukça bütün cihana meydan okuyacak gücü bulabiliriz. Önümüzdeki engelleri, zorlukları aşarak gayemize ulaşabiliriz. O derin bir mutluluğun, tükenmeyen sevginin, sönmeyen ışığın sahibidir. Öyle buyurmuyor mu mevlamız. “Dikkat edin kalpler, ancak Allah’ı anmakla huzur bulabilir.” işin esası budur. Bediüzzman(ra) öyle der:  “Onu tanıyan ve itaat eden zindanda dahi olsa bahtiyardır. Onu unutan saraylarda dahi olsa zindandadır.” Allah’ı tanımayanın dünya dolusu başında bela vardır. Onu tanıyanın dünyası nurla ve manevi sürurla doldur. Derecesine iman kuvvetiyle hisseder.” Beni arayan ve yeni Müslüman olan bir kardeşimiz: “Hocam şu an yeni doğmuş gibiyim. O kadar huzurluyum, o kadar mutluyum ki anlatamam.” Ne güzel ne hoş dedim. Mutluluğun daim olsun. Ebedi evin cennet olsun. Aslında her zaman her yerde gerçek dostumuz en yakınımızda olan yüce rabbimizdir. Şunu unutmayalım ki esas hayat ruhun kalbin ve yüreğimizin hayatıdır. Kalbin ve ruhun eğitim ve terbiyesi, vicdanın imanla takviyesi insanın manen güçlü ve kuvvetli olmasını sağlar. Uyanık bir ruha, güçlü bir iradeye sahip olan insan çalışmak için yürümek için azim ve gayret için kendinde büyük bir enerji ve güç bulacaktır. Yaşadıkça mutlu olacak ve daim sevgiyle dolacaktır. Kalbin aşk ile çalışması, ruhun sevgiyle güçlenmesi, insana öyle bir canlılık katar ki insan her doğan günle yenilenen, zamanla hedefine durmadan yürüyecek kutlu şafaklara erişecektir. İnsan için en büyük gıda ruhun gıdası olan maneviyattır. Maneviyatı zayıf olan bir asker savaş kazanamaz. Maneviyatı zayıf olan bir lider öncü olamaz. Maneviyatı zayıf olan inancı olmayan bir futbolcu hedefine gidemez. Ünlü teknik adam mancini şöyle der: “Kazanmak istiyorum. Sadece kazanmak. Katıldığım, herhangi bir şeyi birinci bitirmemeyi sevmiyorum. Maç benim için 90 dakika sonunda bitmez. Kaybettiysek 24 saat içinde aklımda tek şey vardır. “Hata mı yaptım? Neyi farklı yapabilirdim? Niye kaybettik? 24 saat boyunca kafam bu şekilde çalışır. Birkaç saat uyurum ama daha fazla değil. Futbol için yaşıyorum.24 saat içinde ne olduğunu anlamam gerek!”[1]

Şimdi inancı olmayan, yüreği olmayan böyle inançlı böyle kararlı olabilir mi?  “Profesör Pritchard, “Herschel, şüphe ettiği için değil, inandığı içindir ki gece gündüz yılmadan çalışmış, teleskopu yapıncaya kadar çalışmalarına bir an bile ara vermemişti. Aynı ruh ve inançla oğlu da aynı yolda yürümüş, ta güneye kadar gidip babasının başladığı işi sona erdirmeye muvaffak olmuştur.”[2]  Öyleyse Allah’a olan imanımız, ona olan sevgimizdir bize güç ve kuvvet veren.

 

[1] Zaman 5 Ekim 2013

[2] Görevimiz Başarmak, s.149

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here