Sitemiz yazarlarından Fatih Tamer’in yazısından alıntıladığım bu başlık, çok önemli bir tespitte bulunuyor. Malumunuz üzere son yaşanan Gazze’deki insanlık dramı, verilen tepkilerden, uzun süredir ölü gibi duran Müslümanların canlılık emaresini bizlere gösterdi. Aslında sadece Müslümanların değil, insanlığın canlılık emaresi oldu. Çünkü “insanlık yüklü” gemide sadece Müslümanlar değil, içlerinde insanlıklarının canlı olduğu farklı inançlardan insanlarda mevcuttu. “İnsanlığın” hala canlı olması hepimize büyük mutluluklar ve umutlar aşıladı.
Ancak, yazının başlığında yer aldığı gibi, tepki vererek umutlarımızı canlı tutabiliriz. Tepki vermek ise yapılacak işleri toplumun mümkün olan en geniş kesimine kadar yaymakla gerçekleşebilir. Küçük çaplı etkinlikler hedefine ulaşsa da, toplumda yeterince karşılık bulamazsa, yani genele yayılamazsa tam anlamıyla hedefine ulaşmış sayılamaz. Örneğin, Gazze’ye giden gemi, dünyanın 32 farklı ülkesinden katılımlarla organize edildiği için bu kadar etkili oldu ve ses getirdi. Oysa sadece Türkiye’den yapılan yardımlarla yada birkaç duyarlı işadamının destekleriyle yola çıksaydı, belki bu kadar ses getirmeyebilirdi. Bu bağlamda insanlığı “canlı” tutmak için herkesi bu etkinliğe katkı yapmaya davet etmeliyiz.
       Peki bu nasıl olur? Bu şöyle mümkün olabilir. Yardım toplama noktasında, şuanda insanlar, eğer yardım toplayan kesimle bir ilişki içerisinde değilse yada (kendince) büyük olmayan bir miktar yatırmaya gücü yetiyorsa, bunun için bankaya gidip yatırmak noktasında ihmalkar davranabilir. Genelliklede böyledir. Kişinin 5 TL verebilecek durumu vardır; ama bu küçük rakam için uğraşmak istemez. Fakat Gaziantep çapında bir kampanya başlatılsa, örnek olması için isim veriyorum, “Herkesten 1 TL Yardım Kampanyası”, 1200.000 nüfus içerisinde de 1/10 yani 120.000 kişi bu duyarlılığı gösterse, her kampanya için 120.000 TL toplanır. Bu meblağ kimseye dokunmaz. Toplumun ekonomik olarak en alt seviyesindeki insanlar bile verebilir. Bu hareket, 1 kişinin 240.000 TL vermesinden daha etkili olur. Sivil toplum kuruluşları bu konuyu mutlaka değerlendirmeli ve bunu mümkün kılacak araçları kullanmalıdır. Bu kampanyanın Türkiye çapında etkili olduğunu düşünürsek sonuç daha da verimli olur. Üstelik bu hesaplamalar yapılırken, şuana kadar daha yüksek meblağlarda katkı yapanları da 1 TL üzerinden değerlendirdik. 2, 3, 5, 10 veya 1000 TL verebileceklerde çıkacaktır ve meblağ daha da yükselecektir. Ancak en önemlisi geniş katılımlı bir kampanya olarak herkes tarafından sahip çıkılacaktır. Önemli olan meblağın yüksekliği değil, katılımın yüksek olmasıdır.
        xxx
       Değinmek istediğim ikinci bir husus da boykot meselesi. İslam’a ve İslam dünyasına yönelik hemen her hareket sonrası çarşaf çarsaf asılan, boykot edilmesi istenilen firmaların ve ürünlerinin listesi, hepimizin malumudur. Ancak bu durumun en önemli handikapı süreklilik arz edememesidir. Çünkü insan yaşamını mümkün kılmayacak derecede çok ve çeşitli ürün söz konusu olmaktadır. Onu alma, bunu alma, şunu alma, ötekini hiç alma… Bu boykotun başarıya ulaşabilmesi için, kanaatimce, ya belirli dönemleri kapsaması, yada alternatifinin üretilmesi gerekmektedir. İnsanlar ilk etapta bu boykotu uygulamaya çalışıyorlar, fakat daha sonra mecburen birini kullanınca ikincisi ve üçüncüsü, bir süre sonrada hepsi kullanılmaya devam ediliyor. Bu çerçevede benim önerim, günlük hayatta kullanmış olduğumuz ürünlerin alternatifi varsa onu kullanmak, yoksa da kullanmış olduğunuz ürünlerden sembol olmuş 2 yada 3 ürünü kullanmamaktır. Örneğin, adı İsrail ile özdeşleşmiş olan Marlboro ve yan ürünleri ile yine aynı şekilde sembol olan Coca Cola ve yan ürünlerinin kullanılmamasıdır. Bu ürünler çeşitlendirilebilir. Aksi takdirde bu (görece) verimsiz uygulama istenilen etkileri hiçbir şekilde sağlamayacaktır.
       Yaşamanın bir emaresi olarak tepki verme, daha çok çalışmayı ve kafa yormayı beraberinde getirmelidir. Müslüman olmak zor iştir. Zora, sıkıntıya, acıya talip olmak ve bu uğurda gereken fedakârlığı göstermektir. Kaleme aldığım bu yazı, şayet bu yöndeki çalışmalara minicik bir katkı sağlayabilirse, içimde hissettiğim acıyı bir nebze olsun hafifletecektir.
       Giden şehitlerimizin acısı yüreğimizi yaksa da, kutlu bir yolda canlarını vermeleri, bizler için birer meşale olarak yolumuzu aydınlatacaktır. Hepsine selam olsun…
       Ve bir teşekkür de İslam dünyasının bu garip insanlarına sahip çıkan yetkililere…

11.06.2010