Dünle beraber gitti cancağızım; Ne kadar söz varsa düne ait, Şimdi yeni şeyler söylemek lazım.`


Antep Press’te son yayınlanmış yazımın üzerinden yaklaşık 4 ay geçmiş. Hafta da bir mi, ayda bir mi yazacaktım bilmiyorum. Ama bu kadar uzun aralıkla yazmayacaktım , onu biliyorum.

Bu dört aylık sürenin iki aydan daha fazlası memleketim Develi (Kayseri) de geçti. Habercilik, dönüp hatırladığımda hiç bırakmamış gibi severek yaptığım, ama arkamı dönüp gidince de hiç yapmıyormuş gibi hatırlamadığım bir olgu haline gelmiş benim için. Bunun niçin böyle olduğununun nedenleri çok. Ama bunları sizlerle paylaşmanın gerekli olmadığını düşündüğüm için pas geçiyorum.

Antep Press haber sitesi geçen yılın ekim ayı ortasında sizlere merhaba demişti. Yani yaklaşık bir yıldır karşınızdayız. Günlük ortalama 10 haber girişi yapılmış. Güncelleme ve haber sayısı açısından rakipsiz olduğumuzu biliyoruz. Ancak başlangıçta olmasını umud ettiğimiz ideal haber sitesinin çok gerisinde olduğumuzu itiraf etmeliyim.

Bunun böyle olmasında en önemli sebeb, başlangıçta beni/bizi bu havuza iten arkadaş(lar)ın, haberciliğin sabır isteyen tarafını görünce hızlı şekilde heyecanlarını kaybedip siteyi ve ilgilileri kaderlerine terk etmeleri olmuştur.

 

Bir başka sebebse; bu işe Bismillah derken, özelde İslami cemaat ve camianın; ciddi, hergün yenilen bir haber sitesine yakınlık ve teveccüh göstereceklerine dair sahip olduğumuz hüsnü zannımızın hüsnü kuruntuya dönüşmüş olmasıdır. Genelde de Gaziantep’lilerin ülke genelinde olduğu gibi spor ve adli magazin haberciliğine duydukları ilgiyi, ciddi sosyal haberlerciliğe duymuyor olmalarıdır.Gaziantep’te potansiyel okuyucu ve haber kaynağı gibi duran islami cemaat, vakıf, dernek ve oluşumların, bizatihi kendilerine ait olmayan bir şeyi kabullenmelerinin neredeyse mümkün olmadığını, aksine, çok iyi niyetle ortaya çıkmış olsanız dahi, mümkünse sizi görmemek, görüyorsa görmüyormuş gibi yapmak, gördüğünü saklayamazsa da samimiyetle destek olmak yerine olabildiğince acımasızca eleştirmek ve açık bir mesafeden kapanıp gitmenizi beklemek gibi izah edilmesi güç bir anlayışa sahip olmaları ikinci başarısızlık sebebi olarak ortaya konulabilir.

Zira bu site; kuruluşu itibariyle spor, magazin ve lüzumsuz adli haberlerden uzak durup, islami hassasiyeti ve sosyal duyarlılığı olan insanların dili olmayı vaad etmiş ve gereğini de ifa etmiştir.
Ancak yukarda izah ettiğim anlayışın mahkum ettiği görünmez amborgo ve görünür aymazlıklar sebebiyle bu güzel ağaç bodur kalmıştır.

 

 

Ben şahsım adına heyacanımı yitirmiş değilim. Sürdürülebildiğince desteğimi devam ettirme kararlılığındayım. Birinci yaşına az bir zaman kalan Antep Press’in sadık okuyucu ve destekcisi olan kardeşlerime en kalbi şükranlarımı ifade ediyor, manevi desteklerinin devamını bekliyorum.

 

 

Gaziantep’te hiç kimsenin yardakçısı, yalakası olmayan; çıkar için değil, bir inanç için yayın yapan böylesi bir haber sitesinin lüzumu ve önemi birgün anlaşılacaktır ümidi ile yola devam diyorum inşaallah.

 

 

Bu yazının dilini kasten biraz sivri tuttum.
Sebebi, birinci yılını doldurmak üzere olan Antep Press’te; geçen bir yılı ve bundan sonrasını değerlendirme babında bir mukaddime olabilir mi düşüncesidir.
Bütün yazar ve okuyucularımızı bu konuda katkı sunmaya davet etmiş olayım.

 

24.09.2010