“Tamam, IŞİD dönemi çok kötüydü ama iyi tarafları da vardı. Çok fazla sokağa çıkamıyorduk ama kadınları korumak için bazı kuralları iyiydi” diyor hayatının iki yılını IŞİD rejiminde geçiren Amine, Cerablus sokaklarında konuşurken.

Ve ekliyor dokuz çocuk annesi kadın: “Onların döneminde zorla da olsa saygı görüyorduk kimsenin bir şey yapmayacağından emindik.”

Eşi on binlerce Suriyeli gibi savaşta ölmüş; yokluk, sefalet içinde yaşam mücadelesi veriyor. Anlıyorsunuz ki bu kaotik cehennemde bir yandan diğerine savrulmaktan ve çaresizlikten bıkmış, onuruyla yaşamanın özlemi içinde, Cerablus’ta yeni dönemin ona umut olması beklentisi içinde.

Gaziantep’in bir kasabası gibi

engin-bas-cerablus1

Fotoğraflar: Engin Baş

Halep’ten kaçmış, eşini ve bir çocuğunu kaybetmiş. Güvenli diye bir süredir Cerablus’ta kalıyor Amine. ‘Fırat Kalkanı’derman oldu mu?” diye soruyorum, “Şimdi biraz daha iyi gibi” diyor. Ama sır vermiyor. Amine’nin “İyi gibi” dediği şey ise Cerablus’un elektriğinin, suyunun artık var olması.

Türkiye’nin kente elektrik ve su vermesinin ardından eskiden okul olarak kullanılan ancak savaş nedeniyle işlevini yitirmiş bir bina da hastaneye çevrilmiş. Sadece acil servisi dışarıdaki çadırda şimdilik.

Genel anlamda bakıldığı zaman Cerablus Gaziantep’in bir kasabası gibi artık pratikte. Yemek dahil her şey Antep’ten gelmekte.

engin-bas-cerablus
Kente resmi rakamlara göre ‘Fırat Kalkanı’nın ikinci ayında Türkiye’den 7 bin 700 Suriyeli dönmüş. Ancak göçün büyük kısmını Halep ve civardan almış.

Cerablus’ta kalanların önemli bir bölümü savaş nedeniyle her şeyini bırakıp giden insanlardan oluştuğu için yokluk had safhada. Türkiye’den gelen her şey hayati önem taşıyor. Mesela yiyecek ihtiyacının önemli bir kısmını Şahinbey Belediyesi karşılıyor. Belediyenin meydanda kurduğu çadırda çıkan yemek her gün binleri doyuruyor.

Cerablus’ta IŞİD neden direnmedi?

engin-bas-cerablus5

Kentte normale dönüş esamesi olarak kabul edilir mi bilmem ama bir de konsey kurulmuş. Başkanı Muhammed Habeş, “Elbette seçim de yapacağız ancak güvenlik nedeniyle şu anda kentte bulunan okumuş kişilerden bir konsey oluşturduk. Doktor, mühendis gibi üniversite mezunlarından oluşturduk konseyimizi” diyor.

IŞID giderken 100 civarında Cerabluslu genci beraberinde götürmüş.

Cerablus’un kolay alınma meselesini soruyoruz Habeş’e. “Burada bulunan IŞİD militanlarının çoğunluğu yabancıydı. Yabancı savaşçılar çok değerli onlar için, kaybetmek istemiyorlardı. Dabık’ta da aynısı oldu muhtemelen. Giderken kentte işe yarayan elektrikli aletleri aldıkları için çok zorlanıyoruz” diyor.

Önce okul, sonra işkencehane, şimdi yine okul

engin-bas-cerablus6

Eğitim IŞİD nedeniyle ortadan kalkınca çocuklar uzun süre boşlukta kalmış. Hatta IŞİD uzun süre elinde tuttuğu kentte bir okulu da işkence merkezine çevirmiş.

Türk yetkililer Cerablus IŞİD’in elinden Suriyeli muhaliflerin eline geçine burayı da tamire başlamış. Tekrar okula çevirmek için çalışıyorlar. Bina şekle girmiş olsa da daha işi var.

Bazı işkence odalarında hala yerlerden çıkmamış kan lekeleri var, daha sonra temizlenecek. Yetkililer bize merkezin ilk ele geçtiği halinin resmini de gösterdiler. Düpedüz işkencehane…

Muhalifler: Bizi IŞİD değil, mayınları yavaşlatıyor

engin-bas-cerablus2

Bölgede konuşlanan Türkiye destekli Sultan Murat Tugayları’ndan Komutan İsmail, ‘Fırat Kalkanı’nın iyi gittiğini, sürekli ilerlediklerini ve bölgeye hakim olduklarını belirtiyor.

IŞİD’le savaşırken karşılaştıkları iki büyük sıkıntı yaşadıklarını söylüyor. Birincisi mayın konusu. Ele geçirdikleri bölgelerde IŞİD çekilirken çok sayıda bubi tuzağı ve el yapımı mayın bırakması. “Hızımızı yavaşlatan mayınlar, IŞID değil” diyor Komutan İsmail.

İkincisi ise uyuyan hücreler. Ele geçen bölgelerde günler sonra aktif olan hücrelerin düzenlediği saldırılar işlerini aksatıyor. “Şu an Cerablus’ta bile bu kadar askerimiz varsa önemli sebebi bu” diyor.

‘Esad gidince onun için savaşanlarla anlaşacağız’

engin-bas-cerablus4

Türkmen yaveri Fikret aracılığıyla konuştuğum diğer komutan Ebu Abil’e nereye kadar devam edeceklerini soruyorum; çıtayı yüksek tutuyor: “Hedefimiz Suriye’nin tamamı.”

Güç dengelerine bakınca ‘yavaş’diyesim gelse de “Bunu nasıl gerçekleştireceksiniz”diyorum. El Bab ve Menbiç’i alacaklarından emin olduğunu belirterek “Halep’te kuşatma altında kalan arkadaşlarımıza koridor açarak ulaşacağız, sonrası kolay olacak. IŞİD’i komple bu topraklardan sileceğiz” diyor.

“Esad rejimi için savaşan insanlar da kardeşimiz, onlarla anlaşırız Esad gidince göreceksiniz. Ama IŞİD pislik ve bu topraklara ait değil. Gün gelecek onların tamamını Suriye’den atacağız” diyor Abil.

engin-bas-cerablus3

Türkiye’nin Rusya ile Halep konusunda anlaşmış olabileceğini sorduğumda, “Bizi ilgilendirmez. Rusya ve Esad rejimi Halep’te insanlarımızı öldürüyor, buna izin vermeyeceğiz. Halep’ten ve ülkeden asla vazgeçmeyeceğiz”yanıtını veriyor.

Bölgedeki muhaliflerin Türkiye desteği sayesinde yürüyüşleri bile değişmiş desek yeridir. El Bab’a gireceklerine kesin gözüyle bakmakla kalmayıp daha da ilerleyeceklerinden eminler. Ancak bölgedeki çoklu dengeler dinamiği ve Suriye konusunun kompleksliği nedeniyle ne olacağını onların da kestiremediğini söylemek sanırım yerinde olur.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here