logo

Arakan’da bayram!

Bugün bayram, erken kalkın çocuklar.

Giyinelim en güzel giysileri,

Elimizde taze kır çiçekleri,

Üzmeyelim bugün annemizi.

Diye başlayan bir şarkı ile uyanırdık bayrama.

Ellerimizin kına kokusu, avluda babamızın dün eve getirdiği kurbanımızın sesiyle.

Giymemize izin verilmeyen bayramlıklarımızı kucaklamış bir şekilde, toprakta taze bir yağmur kokusuyla karşılardık bayram namazından dönen büyükleri.

Onlar kurbanı boğazlarken yarı heyecanlı, yarı acıma hissi ile çarpardı minik kalplerimiz.

Babaların, deri yüzmeye ara vererek kanlı elleriyle yudumladıkları çayların buharı karışırdı türkülere.

Anne ve kadınların telaşlı ama mutluluk dolu koşturmalarını izlerdik.

Acıkan karınlarımıza hiçbir yiyecek gönderilmezdi kurban etinden önce.

Sonra havayaleziz bir et kokusu yayılırdı. O koku ilk kimin evinden gelse böbürlenirdi.

Çok gecikmeden abdallar ellerinde çuvallarla dış kapıda belirirdi.

Kuran kursu yetkilileri, derileri THY’ye kaptırmamak içintraktörleerkenden dolaşırlardı tüm köyü.

Bir yıl boyunca et görmeyen barsaklarımız bozulur ishal olurdu.

Çok uzaklardaki akrabalar gelir, o şehir resimli kıyafetler hediye ederlerdi.

Yaşlılar ocakbaşında el öptürürlerdi.

Evlerde TRT radyosu dinlenir, köyün gençleri volta atar, teşbih sallardı.

Herkes birbirine selam verir, herkes birbirine gülümserdi.

İşte sana anlattığım gibi:

Bayramlareskiden çok güzeldi, Arakanlı çocuk!

Büyüğüyle, küçüğüyle herkes için çok özel zamanlardı.

Öyle günlerde kimse kimseye kıyamazdı.

Kimse kimseyi üzmezdi.

Kurban kesemeyenlerle et, az şeker toplayanlarla şekerler paylaşılırdı çaktırmadan.

Bayramlar hiç bitmesin istenirdi.

Sonra büyüdüm!

Seni gördüm ekranlardan.

Çamurlu bir suyun içinde öylece yatıyordun.

Bütün arkadaşların da yanı başında!

Annen ellerine kına yakmamıştı ve üstünde bayramlıkların da yok.

Baban, kurban satın aldı mı onu da bilmiyorum.

Kederini ve sitemini insanlığın yüzüne haykırır gibisin.

Bayramı bize zehir eder gibisin.

Tadımızı tuzumuzu bozar gibisin.

Ama yüzün o kadar güzel ki! güneş gibi, ay gibi, benim çocuğum gibi.

Neden bayram sevinci, ölüm acılarından daha az?

Neden çocuk kanı, kurban kanından daha çok akıyor?

Neden bomba ve mermiler, dağlardan ve ırmaklardan daha fazla?

Neden babalar, tanınmayan adamlardan; menekşeler mermilerden daha az?

Neden nedenneden?

Yenilmişti dünya, yenilmişti insanlık.

Duanın gücü ve iyilerin cesareti silinmişti dünyadan.

İnsanlar sevgi değil, cinayet kokuyordu.

Milenyumun kapkaranlık gölgesi düşmüştü toprağa.

Herşey çok açıktı,herkes kimsesizdi.

Hepimiz aynı anda yenilmiştik.

Ve şarkılarımız, bayramlarımız, yazılarımız hüzünlüydü.

Her şey için tek şey diliyorum:

Allah’ın gülleri yakamızı bırakmasın.

 

Selam ve dua ile.

Share
#

SENDE YORUM YAZ

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.