AK Parti Gaziantep Milletvekili aday adayı Mehmet Emin Arslan, çözüm sürecinde gelinen noktanın ve silah bırakma çağrısının bayram havasına dönüştürülmesi gerekmektedir dedi. Arslan, “Halk sokaklarında silah sesi değil, mutlu koşuşturan çocukların ve gençlerin sesini duymak istemektedir. Çocukları için kurdukları hayaller korkulardan uzak, onurlu ve haklarını elde etmiş, kimliğinden taviz vermeden barışık mutlu bir yaşamdır. Bu süreç ve gelinen noktadaki zafer insiyatif alanlarındır.

“Hepinizin bildiği gibi içinde bulunmuş olduğumuz zaman ve süreç yeni bir dünya’nın eşiğidir. Bu yeni eşikte yarının imar ve inşasını kurmak bizlere yani şu anda yer yüzünde yaşayan ve sorumluluk alanlara, dünya’nın  ve ülkemizin ve kentimizin iyi olmasını arzulayanlara aittir. Hepimizin zaman ve mekana karşı sorumluluklarımız vardır.

İyilik ve iyi şeyler isteyenler  aynı zamanda  istedikleri iyiliğin ihyasından da başlı başına  sorumluludurlar. Hiç şuphesiz bu kentte yaşayanların hepsi de bu kentin her alanda daha iyi, daha güzel ve daha yaşanılabilir bir kent olmasını arzu etmektedirler. İyi şeylerin olmasının en büyük şartı ancak ve ancak barış ve selamettir. Gaziantep bunun en bariz ve en somut örneğidir. Gaziantep selam ve barışın başkentidir.

Ben yıllardır bu kente iyiliği yaymak ve iyliğin inşasına katkı sunmak için gayret eden bir kardeşinizim.Yani biraz önce yukarıda zikrittiğim gibi sorumluyum. Sorumluluk bir bilinçtir, bu bilinci hissetmeyen vicdanların yeşerdiği bir toplumda bana ne cilik bir hayat şekline dönüşür ve “gemisini kurtaran kaptan” türünden ferdi , tekil ve umursamaz bir yaşam şekli zuhur eder. Bu ise toplumları ve medeniyetleri kökünden kurutan bir virüs gibi sinsi ve tehlikeli bir düşüncedir.

Siyaset eğer toplumsal yaşama dair bir mesaj vermeyecek hale gelirse, kişilerin gelecek endişelerini karşılamak için bir araç olarak kullanılırsa, halk tabanındaki desteğini kaybeder ve karşılığı olmayan bir çek gibi değersiz bir paçavraya döner. O halde bizim siyasete girme amacımız en açık bir ifadeyle insanlığın ihyası, toplumsal barış, sosyal adalet ve eşitlik gibi manevi değerlerin anlamını teoriden pratiğe dönüştürme amacı gütmelidir.

Sonuna kadar güvendiğim ve ülkemizin geleceği hususunda tüm kalbimle inandığım AK Parti kulvarında halkım ve devletimin menfaatleri konusunda ne gerekiyorsa ve nasıl bir görev verilirse canla başla yapmaya hazırım. Son günlerde hepimizi mutluluğa boğan barışa yönelik mesajlar ve silah bırakma çağrıları, gelecek günlerin en büyük müjdecisi olmuştur. Türk ve Kürt halkları bin yıllık bir tarihin ortak mümessilleridirler. Tarihte hiç bir entrikanın birbirinden ayıramadığı bu iki halk, üzerine oynanan tüm oyunları bir kere daha bozmuş, birlik ve beraberlik ruhu içerisinde geleceğe emin adımlarla yürümektedirler.

Atılan adımlarla beraber bu gelen bahar bir  “Anadolu Baharı” dır. Bundan böyle silaha,kana ve gözyaşına harcanan gençlerimiz büyük Türkiye yolunda efor sarfedecekler ve teröre harcanan milyarlarca dolar milli servet, fabrika, yol, hastane ve okul yapmak için kullanılarak, ülkemizin doğusuyla batısı aynı olacaktır. Bu barış sadece Türklerle Kürtlere selamet ve esenliğe çıkartmayacak aynı zamanda kan savaş ve gözyaşının oluk oluk aktığı ortadoğu halklarınında barış ve güven içerisinde yaşayabilecekleri bir düzene geçmelerine örnek ve vasıta olacaktır.

AK Parti hükümetinin 13 yıldan bu yana verdiği başarılı mücadele karşısında çaresiz kalan şer güçler, içerden yıkma kozunu kullanarak paralel hainlerle işbirliği yapmıştır. Askeri darbeler yoluyla demokrasimizi akamete uğratamayacağını anlayan bu şer güçler, paralel örgüt vasıtasıyla bir yargı darbesi yapma cüreti göstermişlerdir. Ancak ne var ki hesapların üzerinde bir hesap vardır ilkesini hesaba katmamışlardır ve bu girişimleri sonuçsuz kalmış, kendilerini deşifre ettikleri gibi cümle aleme rezil rüsvay olmuşlardır.

İnşaallah ömrüm vefa edip seçilebilirsem bu hain taifesiyle mücadele etmek birinci ve en önemli görevlerim arasında olacaktır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here