Bugün yine bir baba dostu canını asıl sahibine teslim etti.


Yıllarca Almanyanın kahrını çeken , bu kahrı çekerken de hesapsız ve sorgusuz dostluklar kuran gurbetçi işçiler , neredeyse hiç şaşmadan benzer hastalıklarla ahirette buluşmak üzere belki, geçici istirahatgahlarına gidiyorlar.

Babamın Almanyada sirozdan 43 yaşında vefatı bizi yetim kılarken, arkadaşlarını da baba yarısı yapıyordu. Öyle ki, başımız darda kaldığında akrabadan da yakın bir hami amcamız başımızda bitiveriyordu. Yıllar yılları kovaladı ve o güzel amcalar teker teker Hakkın rahmetine kavuşur oldu. Büyüdüğümüzü farketmemiştik belki onlarla birlikteyken. Onlar öldükçe biz büyüdüğümüzü daha fazla hisseder olduk.

Birkaç yıl önce kansere yakalanmıştı o da. 6 ay yaşar demişlerdi ama 2 yılını doldurmak üzereydi. Geçtiğimiz hafta aniden başlayan kanamalı bir rahatsızlığı bir türlü durdurulamamış, artık son anların yaşandığı iyiden iyiye hissedilmişti. Kanadı kırık kuş nasıl uçamazsa, bedeninin bir yerinde canlılık duran insan da başka bir yerinden gelecek tehlikeye karşı direnemiyor. Ve Takdir-i ilahi böyle tecelli ederek ahiretin ilk adımı gerçekleşiyordu. Hayri amcadan bahsediyorum, Ünaldı dolmuşçuları arasında “Hıyri abi” diye bilinen amma velakin aşk ile sevilen, Yıldız Düğün Salonunun da sahibi olan baba dostu Hayri amcadan…

İlk kez bir düğünde hatırlıyorum onu çocukluğumdan hayal meyal. Düğün konvoyu  hareket ederken o Magirus marka dolmuşuyla herkesi almış , ısrarla babamın adını yüksek sesle söyleyerek “İsmet`in çocukları bindi mi? İsmet`in ailesi bindi mi?” diye bağırıp duruyordu. Bizim dolmuşuna bindiğimize emin olmadan da hareket etmemiştir. Babamız yoktu ya arabamız da, orda öylece mahzun bırakılmamalıydık.

Dolmuş demişken Almanyadan dönüşte belki de en hayırlı yatırımı yapıp Ünaldı hattından dolmuş almış helalinden ekmeğini kazanmaya çalışmıştı Hayri amca. O helal kazanç şimdi bütün çocuklarına da başka helal kapılar açmış, hayır hasenatını da fazlasıyla çoğaltmasına vesile olmuştu.

Ağabeyim onun dolmuşunda uzunca bir süre çalışmıştı. Kendi çocuklarından bile önem göstermişti ona ki bazen cezalı olduğunda ya da araba tamirde olduğunda o günkü yevmiyesini getirdiğini bilirim. Babasızlığın nasıl bir sıkıntıya sürükleyeceğini bildiğinden olsa gerek bizimle ilgili bir mesele oldu mu , üzerimize titrer , cömertliğini asla esirgemezdi.

Geçtiğimiz yılların birinde Deniz Feneri iftarını Yıldız Düğün salonunda yapmış idik. Teklifi götürdüğümde oğulları  “burası senin kardeş , ne zaman istersen” diyerek salonu bizim için hazırlanmıştı. Masalara yemekleri koyup dul ve yetim misafirlerimizi beklemeye koyulmuştuk. Sonradan bir küçük yetimin o manzara karşısında annesine ” Anne biz cennete mi geldik” sözleri kulaklarımda hala. O yetimin dua niyetine sözü ona vesile olan, cömert çocukları yetiştiren Hayri amcanın da ruhunu kanatlandırır diye ümîd ediyorum…

En son ayakta olarak Üniversitenin dışında zar zor yetiştiğimiz bir camide Cuma namazında görmüş, ellerini öpmüştüm. Çocukları nöbetleşe her gün onunla ilgileniyorlardı. Her sabah namazı başka bir çocuğu onu alıp camiye götürüyordu. Son birkaç gün içinde kötüleşince hastaneye yatırılmıştı. Pazar günü ziyaret edip helalleşme de nasip olmuştu…

Hayri amca , baba dostu, iyilik sever, kent kültüründen ziyade ,mahalle kültürünü benimsemiş, dulun yetimin değerini bilen vefakar bir amcamızdı. Aynı vefayı gösterebildik mi bilemiyorum. Onların varlığı hayata dair umutlarımızı diri tutuyordu ya artık onlar olmadan da imtihanı götürmek gerekecek. En büyük oğlu bana “Babasızlık nasıl bir durum usta” diye sorunca , sırtını dayayacağın bir dağ gerek bazen , zor zamanda karar vermek gerek , işte  o anda baba bulunmaz nimet deyiverdim, hep de böyle durumlarda tıkanıp kalmıştım çünkü.

Üstad Kemal Sayar hoca da kendi babasının ölümüne dair şunları yüreğimize nakşetmek için yazmıştır herhalde : ” İnsanın sevdiğinin ölümüyle baş etmesi ne kadar zormuş…… Benim babam meleklerin kanatlarına binerek öte alemlere gitti. Hayatı veren  yüce Allah, onun için bir ecel takdir etmişti ve bu gerçekleşti. Babamı bu kadar çok sevdiğim için ve bütün ailesi olarak onun tarafından bu kadar çok sevildiğimiz için, bize bahşettiği bu mutluluk için Allah’ımıza hamd ediyoruz. Babalarımızın ölümü biraz da bizim ölümümüzdür. Hayat şu an bana çok boş ve beyhude görünüyor. Hırslar, kızgınlıklar, öfkeler.  Anne ve babalarımızı el üstünde tutmamız gerek. Şu an her şeyimi babamla geçirilecek fazladan bir zaman için bağışlayabilirdim. Demek ki maddi olan manevi olanı satın alamıyor. Demek ki hayatın özünü maddi olanla değiş tokuş edilemeyen değerler oluşturuyor.Babacığım! Allah’tan geldik ve ona döneceğiz. Ben seni çok sevdim. Seni tanıyan herkes seni çok sevdi. Allah’ın rahmeti üzerine olsun. Dilerim, hayatı ve ölümü bize veren Rabbimizin cennetinde buluşuruz.”

Elbette doğmadan evvel babası sonra annesi ve tüm güvendiği sevdikleri sırayla vefat etmiş bir peygamberin ardından bunları söylemek biraz edebe muğayir gibi gelebilir ama iyi bir baba hayatımızdan çekildikçe korkularımıza gün doğuyor. Belki de Allaha dayanmak ve O`ndan başkasını yâr bilmemek hususundaki gevşekliğimiz ya da eksikliğimiz bizi bu duyguya sürüklüyor.  Yine de iyi bir baba nimetin büyüğüdür. İyi bir baba dostu da öyle…

Yaradana böylesi güzel insanları hayatımızda varetmiş olduğui için hamdediyorum. Umulur ki, güzel bir şekilde karşılanırlar.Dilerim hesabı kolay olur Hayri amcanın da… Umulur ki , o yetimin ifadesini Hayri Amca da huzur-u ilahide seslendirir . “Cennete mi geldik?

30.04.2013