AKHABERLER Mustafa Yıldız ile Avrupa gezisini konuştu.

 

Hocam, Avusturya İslam Federasyonu’nun organize ettiği kitap fuarına katıldınız, kitaplarınızı imzaladınız. Öncelikle genel kanaatlerinizi alalım?
Kitap Fuarları Avrupa Müslümanları için çok büyük önem arz ediyor. Bu fuarlara Avrupa’nın dört bir yanından insanlar geliyor, oradaki etkinliklere katılıyor. Kitap temini Avrupa’da ciddi bir sorun. Ancak bu tür organizasyonlar sadece kitap temininin ötesinde aynı zamanda bir görüşme, tanışma ve birlikte olma mekânları oluşturuyor Avrupa Müslümanlarına. Bizim katıldığımız Fuar, Avusturya’nın uluslar arası bir turizm ve fuarcılık merkezi olan Dornbirn şehrindeydi. Ben, Özgün Düşünce Dergisi’nin Yayın Yönetmenliğini de yapan yazar Ümit Aktaş beyle birlikte gitmiştim. Bizim dışımızda başka yazarlar da davetliydi Fuara. Avusturya, Almanya ve İsviçre sınırında olan bu şehir, yetkililerin söylediği kadarıyla civar devletlerdeki Müslümanların da ulaşımı kolay olduğu için tercih ediliyormuş. Fuara bizim gözlemleyebildiğimiz kadarıyla başta Avusturya olmak üzere Almanya, İsviçre, Hollanda vb. ülkelerden ziyaretçiler gelmişti. Fuarda çeşitli kültürel etkinlikler de yapıldı. Bunlardan birisi de “Namaz Gönüllüleri Platformu”un paneliydi.
Senai Demirci ve Cemil Tokpınar ile birlikte Avusturya’daki Namaz Gönüllüleri Platformuna katıldınız ve bir de konuşma yaptınız. Biraz bundan bahsedebilir misiniz?
 
Bilindiği gibi Namaz Gönüllüleri Platformu toplumdaki namaz bilincini artırmak amacıyla oluşturulmuş bir platform. Bazı ilim adamı ve yazarlar bu Platform kapsamında Türkiye’nin pek çok yerinde “Namazla Diriliş” eksenli panellerde konuşmalar yaparak toplumdaki namaz bilincini artırmaya çalıştılar. Doğrusu ben Namaz Gönüllüleri Platformu’nun üyesi değildim. Dolayısıyla Türkiye’de iken bu Platformun etkinliklerine konuşmacı olarak katılmadım. Ancak sizin de söz ettiğiniz gibi Platform üyelerinden Sayın Senai Demirci ve Cemil Tokpınar’ın katıldığı, ancak katılması beklenilen Ramazan Kayan hocanın gelememesi dolayısıyla benim katılmam rica edildi. Ben de bu Platforma katılarak orada namazın medeniyetimizi oluşturmasındaki rolünü önceleyen “Namaz Medeniyeti” konulu bir konuşma yaptım.
Avusturya’dan sonra İsviçre’ye geçtiniz ve sanırım bir gün kaldınız. Ziyaret amaçlı mıydı yoksa burada da herhangi bir organizasyona katıldınız mı?
 
İsviçre ziyaretimiz sadece ziyaret amaçlıydı. Görüşmeyi arzu ettiğimiz bazı arkadaşlar vardı, ancak bazı aksaklıklardan dolayı görüşemedik. Dolayısıyla İsviçre’de fazla kalmadık, Zürih’ten Almanya’ya geçtik.
 
Almanya’da bazı derneklerin organize ettiği bir takım programlara katıldınız, konuşmalar yaptınız. Bu programların içeriği ile ilgili genel bilgi verebilir misiniz?
 
Sayın Ümit Aktaş’la birlikte Almanya’nın pek çok şehrinde pek çok kuruluşu ziyaret ettik, oradaki programlara katıldık. Bu, bizim açımızdan bir karşılıklı bilgi alışverişi düzeyinde geçti. Her ne kadar ben genellikle yakınlarda yayınlanan Kur’an-ı Kerim mealim “Son Mesaj” ile ilgili konuştuysam da elbette konuşmaların içeriği bütünüyle bununla sınırlı kalmadı. Genel anlamda Avrupa’da yaşayan Müslümanların, özelde de Almanya’da yaşayan Türkiyeli Müslümanların problemleri üzerinde duruldu. Bu organizasyonlar sadece bir bilgi aktarımı şeklinde geçmedi, aynı zamanda bizler de orda yaşayan Müslümanları ve onların sorunlarını daha yakından anlamaya, çözüme dair neler yapılabileceğini hep birlikte değerlendirmeye çalıştık. Bu görüşmeler bizim açımızdan hayli ufuk açıcı oldu. Umarım oradaki Müslüman kardeşlerimiz için de öyle olmuştur.
 
Avusturya, İsviçre ve Almanya’da toplam 9 gün geçirdiniz. Bu gezinizle ilgili duygu ve düşüncelerinizi bizimle paylaşır mısınız?
İslam, Hıristiyanlıktan sonra Avrupa’nın en büyük dini. Göçlerle ve İslam’ı din olarak seçenlerle Müslüman nüfus günbegün daha da artıyor. Görebildiğimiz kadarıyla özellikle Almanya’da birlikte yaşam konusunda Müslümanlar ciddi sıkıntılar çekiyorlar. Batı toplumu Müslümanları hala “öteki” olarak görüyor. Bunca insanın geriye dönüşü söz konusu olmadığına ve asimilasyon da pek mümkün görünmediğine göre iki tarafa da ciddi sorumluluklar düşüyor. Her şeyden önce Batı toplumunun Müslümanları “ötekileştirmekten” vazgeçmesi gerekiyor. Biraz da bu yüzden olsa gerek Müslümanların Batılı insanlarla sağlıklı bir iletişimi yok. Müslümanlar kendi gettolarında yaşıyorlar. Bunun bir derece anlaşılabilir bir yanı var. Ancak bunun ilânihaye böyle gitmesi söz konusu olamaz. Kaldı ki Müslümanların tarihlerinden gelen “birlikte yaşam” tecrübesi var. Bizler imparatorlukların varisleriyiz. Çok dinli çok uluslu, çok kültürlü sosyal yapılar Müslümanların yabancısı olduğu bir şey değildir. Dolayısıyla Müslümanlar, birlikte yaşama dair tarihten tevarüs ettirdikleri bu tecrübelerini Batı toplumu ile paylaşabilirlerse her iki kesim için de hayırlı olacaktır. Bu yüzden Müslümanların Batılı insanla sağlıklı diyalog kuracak yeni bir iletişim dili oluşturması gerekiyor. Öte yandan Batı toplumu yaşlanıyor. Müslümanlar genç ve dinamik bir nüfusa sahip. Bu, Müslümanlar için bir avantaj. Günbegün bireyselleşen ve yalnızlaşan Batılı insana Müslümanların sunacağı çok şey olduğunu düşünüyorum. Görebildiğim kadarıyla orada doğup büyüyen yeni kuşaklar çoğunlukla eğitimli gençlerden oluşuyor. Bu yeni kuşak kendi dinini, kültürünü ve medeniyetini sağlıklı bir şekilde öğrenirse Batı toplumu “insan yüzlü” yeni bir medeniyetle yüzleşebilir.
Son olarak söyleyeceğiniz bir şey var mı?
Söyleyecek belki çok şey bulunabilir ama kısaca ifade etmek gerekirse şunları söylemek mümkün: Batıda yaşayan Müslümanların sorunları Türkiye’den bakarak çözülemez. Sorunu yerinde görmek ve orda yaşayan insanlarla görüş alışverişinde bulunarak bu sorunların çözümüne dair yeni bir anlayış geliştirmek ve yeni bir dil kurmak gerekir. Yine de endişe etmeye gerek olmadığını düşünüyorum. Her şeye rağmen Doğu’da olduğu gibi Batı’da da “İstikbal yine İslam’ın olacaktır”. Son olarak bizi orada ağırlayan dostlarımıza teşekkür etmek istiyorum. Avusturya İslam Federasyonu yetkililerine ve İkra Kitabevi sahibi Nihat kardeşimize, Bize dokuz gün boyunca büyük bir özveriyle mihmandarlık yapan sevgili İbrahim’e, sevgili Kâzım kardeşimize, Okusan yetkilisi sevgili Hasan kardeşimize, Hüsnü Bey’e, Ömer kardeşimize, sevgili kardeşim Mustafa Nihat’a, İBİZ (İslamisches Bildungs – und İnformationszentrum) yetkililerine, Güldeste Derneği başkanı Gülseren Hanım’a, Beyt’us-Selam yetkililerine ve adını anamadığım diğer dostlarımıza misafirperverliklerinden dolayı teşekkür ediyorum.
Söyleşi: Yaşar YEŞİL / AKHABERLER