r-said-nursi-2-300200-703110Said Nursî,1878 yılında Bitlis’in Hizan ilçesine bağlı İsparit nahiyesinin Nurs köyünde doğdu. Babasının adı Mirza, annesinin adı Nuriye’dir.

23 Mart 1960’ta Çarşamba : Bediüzzaman Ramazan’ın 25. günü gece saat 03.00 civarı Urfa’da hakka yürüdü. Urfa’daki Halil-ur Rahman Dergahı’na defnedildi. Ancak 12 Temmuz 1960’da 27 Mayıs Darbesi hükümetinin emriyle mezarı yıktırıldı ve gizlice Isparta’ya nakledildi. Mezara ne olduğuna dair çeşitli iddialar vardır. Bunlardan birine göre 1969 yılında öğrencileri tarafından Isparta’da bulunan mezarından çıkarıldı ve kendi isteğine uygun şekilde birkaç öğrencisi dışında kimsenin bilmediği bir yere gömüldü.Soner Yalçın ise Beyaz Müslümanların Büyük Sırrı Efendi 2 adlı kitabında naaşın Urfa’dan alındıktan sonra Kıbrıs açıklarında denize atıldığını iddia etti.Son iddia ise naaşın taşındığı uçakta yer alan Erol Türegün tarafından ortaya atıldı. Buna göre Said Nursi’nin naaşı Isparta-Afyon arasında bir yere gömüldü.

Zamanın harikası, zamanın eşsiz güzelliği, asrın mükemmel insanı… gb anlamlara gelen “Bediüzzaman” isminin yanı sıra “Molla Said”, “Molla Said-i Meşhur”, “Said-i Nursi”, “Said-i Kürdi” gibi isimler kullandığı bilinmektedir.
Said Nursî, hayatının “Eski Said”, “Yeni Said” ve “Üçüncü Said” olmak üzere üç dönemden oluştuğunu ifade eder. Eserlerinde, 45 yaşına kadar olan hayatını “Eski Said” dönemi olarak ifade etmiştir. Eski Said, imani yöntemlerle birlikte İslamiyete siyaset yoluyla da hizmet edilebileceği fikriyle hareket etmiştir. Daha sonra, zamanın gelişen olayları onun bu fikrini değiştirmiş ve siyasetten tamamiyle çekilmiştir.

Hayatının önemli bir kısmı islami düşüncelerinden ötürü hapislere girip çıkmakla geçti.

Bilinmeyen taraflariyle Bediüzzaman Said Nursi isimli eserin kronolojik fihristinden seçmeler:

1894 – 1895- Müsbet ilimleri tetkik ve kısa zamanda her birisine vakıf olması.- “Bediüzzaman” lakabının verilmesi.- 80-90 cild kitabı üç ayda bir defa ezberden tekrarlaması.

1907- İstanbul’a üniversite açtırmak niyetiyle gelmesi. – Şekerci Hanı’nın kapısına ” Her suale cevap verilir” levhasını asıp alimleri sual sormaya daveti.- Sultan Abdülhamid’e Şarkta üniversite açılması için müracaatı.

0071909 – 31 Mart’ta Bediüzzaman’ın yatıştırıcılığı.- İsyan etmiş olan sekiz taburu itaate getirmesi – Bediüzzaman’ın Divan-ı Harb’e verilişi.- Divan-ı Harb’de beraet edişi ve serbest bırakılması.

1911 – 1914- şam’a gelişi ve Cami-i Emeviye’de muhteşem bir hutbe irad etmesi.- Sultan Reşad’la beraber Rumeli seyahatine çıkması. – Van’a gitmesi ve Şark Üniversitesinin temelini attırması.

1915 – 1916- Milis Kumandanı Bediüzzaman, Pasinler cephesinde Ruslarla çarpışıyor.- Bediüzzaman’ın Ruslara esir düşmesi.

1918-Bir bahar günü Bediüzzaman’ın Kosturma’dan firar edişi.-

17 Haziran 1918 : Bediüzzaman’ın Varşova, Viyana ve Sofya tarikıyla İstanbul’a avdeti.- Enver Paşa’nın vazife teklifini kabul etmeyen Bediüzzaman’a Harbiye Nezareti ikramiye ve harb madalyası veriyor.

13 Ağustos 1918 : Ordu-yu Hümayun’un tavsiyesiyle Dar-ül Hikmet’e aza oluşu.1920- İngiliz işgaline karşı “Hutuvat-ı Sitte” yi neşrederek mücadele etmesi.

1922- Bediüzzaman güz mevsiminde İstanbul’dan Ankara’ya geliyor.-9 Kasım 1922: Bediüzzaman’a Meclis’te hoşamedi yapılması.

1923 -19 Ocak 1923 : Bediüzzaman Meclis’te mebuslara hitaben bir beyanname neşrediyor.

17 Nisan 1923 : Ankara’da umduğunu bulamayan Bediüzzaman’ın Van’a gitmek üzere yola çıkması.

1925 – 1927-Bediüzzaman’ın Van’dan nefyi.  Isparta’da bir müddet kalan Bediüzzaman önce Eğridir oradan da Barla’ya getiriliyor.Risale-i Nur’lar te’lif edilmeye başlanıyor.

1934 -Yaz ortalarında Barla’dan alınan Bediüzzaman’ın Isparta’ya getirilişi.

27 Nisan 1935 : Dahiliye Vekili Şükrü Kaya ve Jandarma Umum Kumandanı askeri bir kıt’a ile Isparta’ya geliyor ve Bediüzzaman tevkif olunuyor.Tevkif edilen Bediüzzaman ve talebeleri, muhakeme edilmek üzere Eskişehir’e götürülüyor.

27 Mart 1936 : Tahliye edilen Bediüzzaman, Kastamonu’da ikamete mecbur ediliyor.

20 Eylül 1943 : Bediüzzaman’ın tevkif edilerek Çankırı yoluyla Ankara’ya getirilmesi.

1944 – Denizli mahkemesinin başlaması.- 15 Haziran 1944 : Denizli Ağır Ceza Mahkemesi Bediüzzaman’ın beraetini ilan ediyor.

Ağustos 1944 sonlarında Ankara’dan gelen emirle Bediüzzaman Emirdağ’da ikamete mecbur ediliyor.

23 Ocak 1948 : Emirdağ’da kış ortasında Bediüzzaman ve talebelerinin tevkif edilişi ve Afyon mahkemesine sevki.

6 Aralık 1948 : Afyon Mahkemesinin mevhum ve mesnedsiz iddialarla Bediüzzaman ve talebelerine mahkumiyet kararı verişi ve temyiz.

Ocak 1952 de İstanbul’da mahkeme için gelen Bediüzzaman Sirkeci’de Akşehir Palas Oteline yerleşti.

5 Mart 1952 Salı: Bediüzzaman’ın Gençlik Rehberi davasından beraeti.

1958- Nur Risalelerinin ve bu arada Tarihçe-i Hayat’ın matbaalarda neşredilmesi.

nursi_nikolayevic

(Bediüzzaman ve Rus çarı Nikolaviç)

23 Mart 1960 Çarşamba : Bediüzzaman Ramazan’ın 25. günü gece saat 03.00 civarı Urfa’da bu fani aleme veda etti.(Bediüzzaman’ın akıllara hayret veren bir seciyesi) (Ehl-i Sünnet Mecmuasının 15 Teşrin-i evvel 1948 tarihli nüshasında neşredilmiştir. Ehl-i Sünnet Gazetesi sahibi avukat bir zatın makalesidir.)Ben, Birinci Cihan Harbinde Bitlis mevkiinde yaralı olarak esir olurken, Bediüzzaman da o gün esir düşmüştü. O Sibirya’ya gönderilmiş, en büyük esirler kampında idi. Ben Bakü’nün Nangün Adasında idim. Günün birinde esirleri teftişe gelen ve kampı gezerken Bediüzzaman’ın önünden geçen Nikola Nikolaviç’e o hiç ehemmiyet vermiyor ve yerinden kımıldanmıyor. Baş kumandanın nazar-ı dikkatini çekiyor. Tekrar bir bahane ile önünden geçiyor. Yine kımıldanmıyor. Üçüncü def’asında önünde duruyor, tercüman vasıtasıyla aralarında şöyle bir muhavere geçiyor:- “Beni tanımadılar mı?- “Evet tanıdım. Nikola Nikolaviç, Çar’ın dayısıdır, Kafkas Cephesi başkumandanıdır.”- “O halde ne için hakaret ettiler?”- “Hayır, afvetsinler ben kendilerine hakaret etmiş değilim. Ben mukaddesatımın emrettiğini yaptım.”- “Mukaddesat ne emrediyormuş?”- “Ben müslüman alimiyim. Kalbimde iman vardır. Kendisinde iman olan bir şahıs, imanı olmayan şahıstan efdaldir. Ben ona kıyam etseydim, mukaddesatıma hürmetsizlik yapmış olurdum. Onun için ben kıyam etmedim.”- “Şu halde, bana imansız demekle benim şahsımı, hem ordumu, hem de milletimi ve çarı tahkir etmiş oluyor. Derhal divan-ı harb kurulunda isticvab edilsin.”Bu emir üzerine divan-ı harb kuruluyor, karargahtaki Türk, Alman ve Avusturya zabitleri, ayrı ayrı Bediüzzaman’a rica ederek başkumandana tarziye vermesi için ısrar ediyorlar. Verdiği cevab bu oluyor:- “Ben ahiret diyarına göçmek ve huzur-u Resülullah’a varmak istiyorum. Bana bir pasaport lazımdır. Ben imanıma muhalif hareket edemem.”Buna karşı kimse sesini çıkarmıyor, neticeyi bekliyor. İsticvab bitiyor. Rus çarını ve Rus ordusunu tahkir maddesinden idam kararını veriyorlar. Kararı infaz için gelen bir manga askerin başındaki subaya kemal-i şetaretle: “Müsaade ediniz, onbeş dakika vazifemi ifa edeyim.” diye abdest alıp iki rek’at namaz kılarken, Nikola Nikolaviç geliyor, kendisine hitaben:- ” Beni affediniz! Sizin beni tahkir için bu hareketi yaptığınızı zannediyordum. Hakkınızda kanuni muamele yaptım. Fakat şimdi anlıyorum ki, siz bu hareketinizi imanınızdan alıyorsunuz. Hükmünüz iptal edilmiş, dini salahatinizden (salihliğinizden) dolayı şayan-ı takdirsiniz; sizi rahatsız ettim; tekrar tekrar rica ediyorum beni afvediniz.”Bütün müslümanlar için şayan-ı misal olan bu salabet-i diniye ve yüksek seciyeyi, arkadaşlarından bir yüzbaşı, müşahedesine müsteniden anlatıyordu. Bunu duydukça, ihtiyarsız olarak gözlerim yaşla doldu.

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here