Ben kendimi biliyorum. En başta eşe dosta söyledim de. Bende bir miktar gazetecilik var ama ben yazar değilim. Güya ayda bir kez yazacağım şu köşe de, onu da beceremiyorum. Bir buçuk ay olmuş ve yazacak hiç bir şey yok aklımda.
Kendisi yaz(a)mayan, yazacak bir şeyi olmayan ne yapar? Ya intihal (kibarca yazı hırsızlığı oluyor) ya iktibas (kaynağını söyleyerek kopyalama) en hafifi esinlenme ! Hiç birini de yapmayı istemem. Ama bu yazıda buna mecburum.
Buyurunuz efendim size beleş yazarlığın yazısı:
 
“Ne o eski muharrirler ne de o eski hasbıhaller kaldı.
Şimdi “Ne ararsan bulursun derde dermandan gayri” diyebileceğimiz twitter falan var. Öyle bir zamana çattık ki; okurdan çok yazar mevcut.
Mesela, her internet sitesinde 10 adet köşe yazarı arz–ı endam ediyor. Kimilerinde de Memduh abi gibi “10 köşe yazarı gücünde” olanlar var.
Allah eksikliklerini vermesin, de, böyle giderse sade okur kalmayacak!
İlerde “ailenizin hekimi” gibi “ailenizin yazarı” da piyasaya çıkarsa hiç şaşmam.
Neden olmasın; bilim hızla ilerliyor!
Bir zaman sonra yazarlar sadece yazarlara yazacak.
Tesellimiz şu ki; bu “okuryazarlık” sayesinde okumayan yazar kalmayacak.
Benim korkum şu:  Adına ister sade okur, ister saf okur, ister salt okur deyin; yazıyla çiziyle hiç işi olmayan okur yakın gelecekte karaborsaya düşecek.
Olmaz demeyin, bal gibi de olur. Bu trend dedikleri zamazingodan her şey beklenir.
Bir de baktınız ki “salt okurun” teki reklam vermiş: “Hiç ayrım yapmadan baydan okurum, bayandan okurum; cahilden okurum, alimden okurum. Ne yazarsanız yazın itinayla okurum…”
Tarifeyi de vuruş miktarınca belirlediğini düşünsenize: Bin vuruş şu kadara, 10 bin vuruş bu kadara…
Toplu vuruşlarda indirim de yapılır herhalde. (Parayı okur değil yazar veriyor Şinasi. Öyle beleş yazarlık yok!)
Şükür ki şükür, yazımı okuduğundan dolayı para isteyen okur henüz çıkmadı.
Lakin her çeşit okur var: Kimi küfrediyor, kimi iltifat ediyor, kimi akıl veriyor, kimi akıl soruyor.
Adres soranı bile var diyeyim de varın gerisini siz hesap edin.
Şu iki cins okur makulesinden hangisi daha tuhaf hâlâ kestirebilmiş değilim:
Seni hiç okumuyorum deyip de hiçbir yazımı kaçırmayan mı; her yazını kaçırmadan okuyorum deyip de hiçbir yazımı okumayan mı?
Yazının devamı için http://yenisafak.com.tr/Yazarlar/?i=26070&y=SalihTuna
Yenişafak yazarı Salih Tuna’dan aldım bu satırları. Bu yazıyı da böylece kurtardım diye düşünüyorum. Kendisine teşekkür ediyorum.
Sizlerinde hoşgörünüze sığınıyorum efendim.

25.02.2011