timthumb

90’ların başındaydı sanırım daha çocuktuk ve dünya bu kadar kötü bir yer değildi henüz. Televizyon bağımlılık yapsa bile bizim mahalleye uğramıyordu. Ekranlara iri gözlüklü , oldukça düzenli sakalları olan biri çıkardı ve şimdilerdeki klip teknolojisinin ve ahlakının fersah fersah uzağında sadece verilmek istenen mesajı verip çekilmek istercesine ezgiler söylerdi. Zihnime öyle kazınmış ki, ne zaman şehir insanı boğmaya daha da niyetlense , hep o sanatçının yani, Hasan Sağındık’ın seslendirdiği bu ezgi gelir aklıma… Küçük bir internet aramasıyla da sözlerini bulmak zor olmadı. Hatta aynı isimde başka bir şiir daha karşıma çıktı ki, meğer bundan yıllar önce şiire dökülmüş şehrin insanın sırtına bindirdiği ağır yükler..

“….
Yüreğim sığmaz
Bu sefertası apartmanlara
Gökyüzünü görmeden yaşayamam
Beni bu şehirden al götür anne” *

Antep’in gökyüzüne yeni bazı engeller dikilecekmiş, duymuşsunuzdur. Engellenebilir mi acaba? diye düşünmeden edemiyorum. Aklıma hep Fatma Şahin’in “medeniyet değerlerimiz” diyerek söyledikleri geliyor. Cidden Gaziantep’in medeniyet değerleri nedir mesela? Her geçen gün artan gökyüzüne engel, insan psikolojisini yıkıma uğratmayı başarabilecek yüksek binalar olamaz değil mi? Yüksek binalar dikerek övünen kavimlerin nasıl bir helak ile yok olduğunu aklımıza getirmenin hem de çok sık bir şekilde bunu gündem etmenin zamanıdır.

Aynı isimdeki diğer bir şiire de denk geldim , birkaç dakikanızı ayırıp bakmanızı öneririm *. Mevlüt Gündoğdu adlı şair şiirinde giderek daha fazla gayri insani olan şehirleşmeye yürekten bir karşıtlık gönderiyor. Hazır yağmur gökyüzünden üzerimize boca edilmişken, hemen dikkat çeken dizeleri paylaşayım…

“Beni bu şehirden al götür anne
Burada rahmet zahmet demektir anladım”

Rahmet olarak bilinen şeyin zahmete dönüştürüldüğünü anlamak zor değil. Yağmur yağıyor dışarısı tehlikeli bir hale geliyorsa, Kar yağmaya başlayınca alarm durumuna geçiyorsak rahmeti zahmete dönüştürmüşüz demektir. Altyapınız sağlam olmayınca bereketi ve temizliği simgeleyen yağmur, eziyet ve yıkımı sağlayan bir “düşman” muamelesi görüyor sanki. O zaman nasihatin vakti gelip geçmeden, çıkarsız ve insani amaçlarla bu yaşadıklarımıza ses vermek gerekiyor.

Peygamberimizin hicretinde Mekke’den ayrılırken “‘Ey Mekke! Dünyada senden kıymetli hiçbir belde yoktur, zorunlu kalmasaydım seni bırakmazdım’ dediğinde nasıl bir şehir algısı olduğunu tekrar tekrar düşünmek de fayda var. Sahiplenmek ve kafa yormak gerekiyor şehrimiz için, daha kötü olması hiçbirimiz için iyi olmayacaktır.

***

Sevgili Ahmet Şahin kardeşimin teklifi ve Yaşar Yavuz ağabey’in hatırıyla Referans gazetesinde bir şeyler karalamaya çalışacağız. Anteppress’e de faydası olacak elbet . Nefsimizi büyütmek yerine , bir şeylere vesile olmak ümidiyle diyelim…

*Cumali Balıkçı – Şiir: Bu şehirden

*http://www.antoloji.com/beni-bu-sehirden-al-gotur-anne-siiri/

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here