Resim_1360578911Türkiye`ye sığınan Suriyeliler arasında onun da , anlattıklarının da özel bir yeri var. Azize Cellut ile yapılan özel röportajı dikkatinize sunuyoruz.

Anteppress – Gaziantep

 

Suriye`deki olaylar nedeniyle Türkiye`ye sığınan Azize Cellut, baba ve oğul Esed döneminde uğradığı zulmü, Yeni Şafak Muhabiri Yaşar Yavuz’a anlattı.

Adı, Azize Cellut.

O, bir kadın olarak Hafız ve Beşar Esad Zulmünü canlı olarak yaşayan ve şahit olan birisi.

Esad zulmüyle 1977 tanışmış.

“Rahmetli eşim, İbrahim el Yusuf ile 1977 yılında görücü usulü ile evlendim” diyor.

Eşim Halep’te Suriye ordusunda cesaretli ve çalışkan bir subaydı. Ancak onun bir tek suçu vardı, oda İhvan-ı Müslimin cemaatine mensuptu olmaktı. Kendisi Mervan Hadid’in talebesiydi.

Şahit Abdullah Azzam, Mervan Hadid ve Eşim İbrahim el Yusuf’u Cihad Dersleri Kitabı’nın 1. cildinde anlatmıştır.

Mervan Hadid: “Bu düzen ancak ve ancak silahla değişir” diyordu.

Rahmetli Eşim, İbrahim El Yusuf ve arkadaşları da bu yol üzere devam ettiler. Eşim Suriye ordusunda Hafız Esad’ın Nusayri askerlerine eğitim verirken “korkarım bir gün eğittiğim bu askerler beni şehit ederler” diyordu.

Sonrasını şöyle anlatıyor Azize Cellut;

1979 yılında Hafız Esad asker ve muhaberatına emir verdi. Bu günden sonra Suriye de İhvan-i müslimin cemaatine mensup birini bulur yâda tespit ederseniz ya tutuklayın yâda öldürün.

Hafız Esad, Mervan Hadid’in talebelerinden çok korkuyordu. Öyle ki, tüm İhvan-i Müslimin mensuplarına haber gönderdi. “Mervan Hadid’in talebelerinin yerini bana söylemeseniz tüm ihvan mensuplarını yer bir ederim. Bana Mervan Hadid’in adamlarını verin size karışmayayım” demişti. İhvan’ın Sur iye’deki mensuplarından biri de iyi niyetiyle, cemaatin maslahatını gözeterek, Mervan Hadid’in talebelerini ifşa etti.

Hafız Esad o dönemlerde Suriye ordusunda bulunan Sünni komutanların hepsinin görevine son verip askeriyeden attı. Rejim tarafından İhvan-i müslimin mensuplarına yönelik öldürmeler ve işkenceler başladı. Eşim İbrahim el Yusuf ve arkadaşları, bu ölüme ve işkenceleri durdurmak adına orduda 200 Hafız Esad yanlısını rehin aldı. Ancak başarılı olamadılar. Hafız Esad 83 kişiyi öldürdü.

Çatışmadan sağ kurtulan eşim ve 8 arkadaşı kaçıp zulüm’e direnmek için Halep’te tekrar organize oldular. Baas Partisi bu tarihten sonra kendisiyle çalışmaya yanaşmayan herkesi ölümle tehdit etti. Eşim ve arkadaşları direnişe devam ettiler.

O sırada başta ben olmak üzere, benim ve eşimin tüm akrabalarını tutuklayıp cezaevine attılar.

Kısa zaman sonra Hafız Esad, Suriye Devlet Televizyonunda, İbrahim el Yusuf’u teslim etmeleri halinde tüm Mervan Hadid talebelerini de serbest bırakacağını açıkladı.

Hatta, İbrahim el Yusuf’un Suriye dışına çıkmasına izin verdiğini de açıkladı. Ancak eşim ya bu zulmü durduracağını yada bu uğurda şehit olacağını söyleyerek, Hafız Esad’ın yalanlarına kanmayacağını söyledi.

3 ay sonra eşim İbrahim el Yusuf Halep’te bir eve girerken vurularak şehit edildi. Şehit edildiği gün, Hafız Esad Halep’te, gece sabaha kadar kutlamalar ve sevinç gösterileri yaptırdı. Öyle ki, o günden bu yana Halep’te yapılan büyük kutlamalara “İbrahim el Yusuf’un öldürüldüğü gece” diye örneklendirilir.

Hafız Esad, Halep’te eşimin ölümünden etkilenen ve direnişe katılanların olduğunu duyduğunda, İbrahim el Yusuf’un, İhvan-i Müslimin cemaatine mensup olmadığını, aksine Baas Partisine mensup bir adam olduğunu, onlar için çalıştığını söyleyerek büyük bir yalan propagandasına başladı. Bu yalana o gün İhvan-i Müslimin de inandı. Ancak İhvan daha sonra yanlış anladığını söyleyerek, bu yanlışından döndüğünü ve özür dilediğini açıkladı.

Bu propaganda tutmayınca, eşim için “İbrahim el Yusuf Yahudi’dir” diye başka bir yalan propagandası yapıldı.

Bu savaş bittiğinde ve Müslümanlar zafer kanadıkları zaman biz İbrahim el Yusuf’un iadeyi itibarını istiyoruz.

Hafız Esad, İbrahim el Yusuf’u şehit ettiğinde “Artık Suriye’de İhvan-i Müslimin bitmiştir” demişti.

Daha sonra tespit ettiğimiz kadarıyla, eşimin cesedini, oraya giren ve çıkanlar ayaklarıyla üstüne bassın diye Halep’te bulunan Askeri Topçu Okulunun kapısının girişine gömmüşler.

Ben ilk tutuklamadan 3 ay sonra bırakıldım. Ancak başıma kötü bir şey gelmesinden korktuğum için gidip direnişçilere katıldım.

O dönemde bize hiç kimse yardım etmedi. Bize yapılan zulmü hiç kimse görmedi. Gıda ve diğer ihtiyaçlarımız Halep’in bazı tüccarları ve kadınları tarafından getiriliyordu.

Biz o dönemde, yanı başımızda Türkiye diye bir ülkeden tamamen habersizdik.

Hafız Esad, eşimle beraber üniversitede okuyan eşimin kardeşini de öldürdü.

Daha sonra beraber bulunduğumuz mücahitlerden birisi tutuklanınca, 1980 Aralık ayında beni de tutukladılar. Halep ve Şam cezaevinde 11 yıl tutuklu kaldım. Şam cezaevinde 20 basamak

yerin altında bir hücrede tutuklu kaldım. Hücre çok karanlıktı ve ben vakitleri, hücrede bana verilen yemek türünden yola çıkarak anlıyordum.

Şam cezaevinde birçok zulüm ve işkenceye maruz kaldım. İşkenceyle bir şey elde edemeyeceklerini anlayınca da, bana kendileriyle çalışmamı teklif ettiler. Hatta, İhvan-i Müslimin’in Suriye kanadı sorumlusu İsam el-Attar’ı öldürmem karşılığında, bana istediğim herhangi bir ülkede ömrünün sonuna kadar lüks bir hayat teklif ettiler. Tüm işkence göğüs gererek ve tüm aşağılık dünyevi tekliflerini ayaklarımın altına aldım.

1991 yılının Aralık ayından cezaevinden çıktım.

Beşar Esad iktidar’a geldiğinde, geçmiş yasakları kaldırdığını ilan etti. Ancak ben 3 yıl önce umreye gitmek için başvuruda bulundum. Yetkililer hakkımda yurt dışına çıkma yasağının devam ettiğini söylediler.

Bütün akrabalarım 13 ile 20 yıl arasında hiçbir mahkemeye çıkarılmadan cezaevinde kaldılar.

Büyük oğlum İsmail şu anda mücahitlerle beraber cephede savaşıyor. Diğer oğlum Doktor Yasir, Yaralılara ve Halep’te kalan insanların sağlık sorunlarıyla ilgileniyor. Cephelere tıbbi malzeme ulaştırıyor.

Bizim mücadelemiz, 40 yıldır yapılan bir zulme artık dur demenin mücadelesi. Allah için söyleyin Suriye’de 40 yıldır yapılan zulüm kabul edilebilir mi?

Beşar Esad, babası Hafız Esad’dan daha zalimdir. Çünkü o zalim oğlu zalimdir.

Bizler Cihad’dan kaçmadık. Suriye ordu birliklerinin, muhaliflere destek verenlerin, kızlarına ve kadınlarına tecavüz ettiğini bildiğimiz için Türkiye’ye sığındık.

Şu anda kızlarım burada eğitimlerine devam ediyorlar. Biz ailece eğitim ve mücadelenin olmasa olmazlığına inanıyoruz. Biz Müslümanlar hem okuyacağız, hem mücadele edeceğiz.

Özgür Suriye`nin bir an önce zafere kavuşmasını için dua ediyoruz. Biz Suriyeliler, kardeş Türkiye’ye halkına minnettarız. Türkiye bize her konuda yardım ediyor. Ümmetin kardeşliği Türkiye’nin bu fedakârlığı ile yeniden yeşeriyor.

YAŞAR YAVUZ

 

Anteppress