Gaziantep Gazeteciler Cemiyeti ve Konrad Adenauer Stiftung tarafından ‘Hukuk Devleti’ adlı seminer düzenlendi. Gazetecilerin yoğun ilgi gösterdiği seminere, Avukat Fikret İlkiz ve Doç. Dr. Ceren Sözeri konuşmacı olarak katıldı. İlkiz, Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru hakkında detaylı bilgiler verdi. Doç. Dr. Ceren Sözeri, ayrımcılık ve nefret suçları hakkında katılımcıları bilgilendirdi. Konuşmacılar, oturum sonrası katılımcıların sorularını da yanıtladı.Toplantıya ev sahipliği yapan GGC Başkanı İbrahim Ay da bilginin önemine değindi.

Grand Otel’de yapılan seminere, Gaziantep Gazetciler Cemiyeti (GGC) Başkanı İbrahim Ay, Konrad Adenauer Stifung (KAS) Türkiye Proje Koordinatörü Bekir Öncel, Galatasaray Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ceren Sözeri, Gaziantep Barosu Eski Başkanı Ali Elibol, STK temsilcileri ile çok sayıda basın mensubu ve avukat katıldı. İlkiz ve Sözeri’nin konuşmacı olarak katıldığı seminerin oturum başkanlığını GGC Genel Sekreteri Aydın Akyürek yaptı.

AY; “BİLGİ GÜÇTÜR”

Seminerin açılış konuşmasını yapan GGC Başkanı İbrahim Ay, öğrenmeye ayrılan zamanın az olmasının işleri zorlaştırdığını ifade ederek, “Bilgi çağında yaşayan biz insanlar için öğrenmenin önemi her geçen gün  artırmaktadır. Öğrenmemiz gereken bilginin çokluğu, buna karşı öğrenmeye ayrılan zamanın azlığı işimizi daha da zorlaştırmaktadır” dedi.

MEDYAYA ÇOK İŞ DÜŞÜYOR

“Dünya, bilginin hızla üretildiği ve aynı hızda tüketildiği bir yapıya bürünüyor” diyen Ay, şöyle devam etti: “Şunu artık biliyoruz ki; bilgi güçtür… Gücü elinde bulunduran ise her şeye sahip olabilir. Bilginin sürekli yenilenmesi ve eski bilgilerin geçerliliğini çabuk yitirmesi, insanları sürekli öğrenmeye ve yenilenmeye itmiştir. Kendini yenilemeyen ve gelişmelerden uzak kalan insan, bilgi okyanusunda boğulmaya yüz tutuyor. Gaziantep Gazeteciler Cemiyeti olarak, bu anlayışla hareket ederek, bilgi çağına uygun tüm projelerde yer almaya büyük özen gösteriyoruz. Toplumun bilgilendirilmesi ve bilinçlendirilmesinde medya kuruluşları kadar, ülkenin akademisyenlerine de büyük iş düşüyor. Şu da bir gerçek ki; insan bilgi sahibi olmayan fikir sahibi olamaz. Biz gazeteciler hukuk, sağlık, eğitim ve ekonomi olmak üzere birçok alanda haber yapan ve bilgi alış-verişinde bulunan bir kitleyiz. Haberi yaparken alt bilginizin olması elbette sonuca daha kolay ulaşmanızı sağlar. Bu sayede toplum da sağlıklı bilgilendirilir. Elbette sadece gazetecilerin değil, diğer tüm sektörlerde kamu hizmeti yapan kesimlerin bilgilerini güncellemesi genel gelişim açısından hayati önem arz etmektedir” dedi.

ÖNCEL; “ALMANYA’DA NAZİ ETKİSİ SÜRÜYOR”

Konrad Adenauer Stifung  Proje Koordinatörü Bekir Öncel de konuşmacıların seminere başlamasından önce yaptığı konuşmada, “Şimdiki çağa bakıyoruz Almanya, ileri demokrasinin çok olduğu bir ülke. 1960’la baktığımızda öyle bir durum söz konusu değil. Almanya halen olası bir Nazi saldırılarına karşı kendini koruma altına almak için hazırlıklı bir durumda. Almanya’nın batı kesiminde halen bile toplumun yüzde 20’si yabancı düşmanıdır. Birleşmeden sonra doğusunda kalan kısımda ise, bu oran yüzde 44’e çıkmıştır. Bu çok vahim bir durum ama buna rağmen 1960’larda tekrar demokrasinin gelmesi ile birlikte Nazi rejimi gibi bir rejimin ortaya çıkmaması için çaba gösteriliyor. Almanya’daki durum çalıştırmayı gerektiren bir durum, halen bile çalışılıyor” ifadelerinde bulundu.

NEFRET SÖYLEMİ VE GAZETECİLİK

Seminere konuşmacı olarak katılan Galatasaray Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ceren Sözeri, “İletişim Etiği, Nefret Suçlarının Haberleştirilmesi ve Nefret Söylemi” başlığı altında yaptığı konuşmada, “Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatının bir tanımı var. Nefret suçunu şöyle tanımlıyor. Mağdurun, mülkün veya işlenen bir suçum hedefinin etnik köken, dil, din, ırk, cinsiyet, yaş gibi olaylarda işlenen suçlardır. Nefret gayet ayrıntılı bir tanım. Nefret suçu dediğimiz zaman ortada bir suçun olması gerekiyor. Nefret suçlarının böyle bir tehlikesi var. Nefret suçları aynı zamanda bir mesaj veriyor topluma. Toplumdaki kırılgan olan o bireylerin korkmasına bir sinmesine neden oluyor. Bu sadece Dink’in öldürülme olayında ki gibi değil. Mala zarar verme bir takım grupların veya kişilerin kapılarını işaretlendirme, mezarlıklarını talan etme gibi şeylerde nefret suçuna giriyor. Bizde birçok eksiklik mevcut” açıklamalarına yer verdi. Konuşmalardan sonra katılımcıların sorularını da yanıtlayan Sözeri, medyadaki şiddet söylemlerinin nedenleri hakkında basın mensuplarına somut örnekler sundu.

“ANAYASA MAHKEMESİ’NE BİREYSEL BAŞVURU”

Seminerin diğer konuşmacısı Avukat Fikret İlkiz de “Anayasa Mahkemesi’ne Bireysel Başvuru ve Çine Kararında Yerel Basın Özgürlüğü” başlığı altında bir konuşma yaptı. Basın mensuplarının yazdıkları yazılar ve haberlerle ilgili sahip olduğu haklar hakkında bilgilenmesine yönelik bir konuşma gerçekleştiren İlkiz de konuşmasından sonra basın mensuplarının sorularını cevapladı. İlkiz, Aydın’ın Çine İlçesinde gazetecilik yapan bir vatandaşın yazdığı yazılardan dolayı başına gelenleri örneklerle anlattı. İlkiz’in verdiği örnekler katılımcıların oldukça dikkatini çekti. İlkiz, basın mensuplarının Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru haklarını anlattı. Karşılıklı soru cevaplarla verimli bir ortamda gerçekleşen seminerden basın mensupları memnun bir şekilde ayrıldı.

GGC PLAKET VERDİ

semıner2

Programın sonunda konuşmacılar Doç. Dr. Ceren Sözeri, Av. Fikret İlkiz ile KAS Türkiye Proje Koordinatörü Bekir Öncel ve “Hukuk Devleti” Proje Danışmanı Serap Ağırer’e GGC tarafından teşekkür plaketi takdim edildi.