logo

14 Temmuz 2017

Biraz mahcûb ama onurla !

Şair ne diyordu ?

Ben fakir
En hakir
Bin taksir
Ateşten
Kalleşten
Mızrakla gürzden
Dabbetülarz’dan
Deccal’dan, yedi düvelden
Korku nedir bilmeyen ben..

Evet biz fakir ve binbir taksirli adamlar… Ve lakin ateşten, kalleşten, yedi düvelden korku nedir bilmeyenler…

Almanyada döner işiyle uğraşırken Türkiye’de ortalık karıştı galiba deyip yerinde duramayan sonra ilk uçağa atlayıp 16 Temmuzun ilk saatlerinde Ankara’ya inen ve dahi nereye gitsem diye düşünürken Genelkurmayı akıl edip orda helikopter mermisiyle bacağını az kalsın kaybedecek olan abimiz…

O gece saat 4’e kadar bana namaz kıldırmadılar. Gözümü ayıramadım ekrandan , Allah onlara lanet etsin diyen garip anadolu hanımı teyzem..

Tankın altına bir kere yatan bir kere daha yatan bıraksalar ölene kadar yatacak olan Sabri Ünal abimiz..

Babacığım sen güzel bir ayısın diye sevilen 28 Şubat mağduru , şehadet yüküyle yaşayan ve yükünü devreden Halil Kantarcı …

Birliğinin önüne gelen darbecilere karşı yanındaki komutanı yaralandığı halde mermi yağmuruna tutup onları içeri sokmayıp kaçmalarına sebep olan aslan Mehmetçik. Tam da öyle küçük Mehmet. Bildiğin er işte..

Daha nice büyük bir cesaret ve kahramanlık hikayesinin gecesi o gece…

Allah o gece şeytanlık düşünenlerdeki cesareti alıp üzerine bin koyup bize verdi. Bizdeki korkuyu aldı üzerine bin koyup o hainlere yükledi. Nice az topluluğun , nice silahı gücü olmayan topluluğun kalabalık ve silahlı güçlere karşı galip gelişinin şahidi olduk. Allahın ayetini dakika dakika hissettik. Daha ne olsun !

O gece Roger Garaudy’nin “bir kişinin imanı hakkında ne dediği değil , o imanın o kişiye ne yaptırdığına bakılır” sözünü sokağa dökülen yüzbinler milyonlarca örnekle müşahede ettik. Gördük ki bu milletin evlatlarının imanı , inancı, cesareti Allah’ı/dini/vatanı/ailesi/sevdikleri/ülkesi için gözünü kırpmadan ölüme gitmeye karar vermesinde zorlanmadan hareket etmesine vesile oluyor !

Bu onur, bu şeref,  bu Allah’ın yardımının iliklerimize kadar hissedilişi, tarihin en güzel yerinde nesillere örnek olacaktır. Zalime karşı duruşun en yalın ve  net halini ortaya koyan bu coğrafyanın insanı bir kez daha Allah’ın müjdesine nail olmuş ve bir kez daha fiili bir dua ile nasibinin yönünü talep ederek karşılığını bulmuştur..

Bir gazeteci diyor ki ” Makarnacı dedikleri insanlar mermilere göğsünü siper ederken, tankları durdururken, birileri bakkalları açtırıp makarna stokladılar. Sabaha karşı hainler başaramayınca da bakkala tekrar o makarnaları geri verdiler “…

İşte o makarnacılar, dönerciler, işçi çocukları, memur çocukları, Anadolunun has evlatları gözlerini kırpmadan birbirileri uğruna cehennemin ortasına atıldılar cennet olsun diye yaşadığımız coğrafya…

İstanbul , Ankara değil sadece. Memleketin her noktasında milletin gösterdiği müthiş direnişler, yol kapatmalar, engellemeler, valilik ve belediye binalarını kuşatmalar anlatmakla bitmiyor.

İşte bu büyük direnişin yıl dönümünde oturup düşünmemiz gerekiyor. Bu inancı bu cesareti nasıl taşırız geleceğe ve nasıl layık oluruz buna diye? Görüntüye bakılırsa 15 Temmuzda direndiğimiz kadarını başka alanlarda da göstermemiz gerekecek. Bürokratik protokol vesayetini kırmak ve başka türlü bir ülkeye uyanmak istiyorsak eğer daha çok çalışmamız gerekiyor. Üstelik  gavurun hayının ve onlarla birlikte olanların planlarının bilerek görerek ama onlara aldırmadan !

Kemal Sayar hoca  o gün sokağa çıkan milletimizin her bir ferdi yürüyen bir İstiklal Marşı gibiydi, O’nun cisimleşmiş haliydi diyor.

Bu halin her günümüze yayılabilmesi için ne yapmalı? Daha çok çalışmalı, dert etmeli, dertlenmeli ve hissetmeliyiz ..

Allah yolumuzu açık etsin. Şehitlerimize rahmet, gazilerimize hayırlı ömürler olsun. Bize de koca koca ibretler , dersler ve nasihatler nasip olsun 15 Temmuzun sene-i devriyesinde…

 

Share
#

SENDE YORUM YAZ

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.