Çünkü yağmur berekettir , ancak onunla beslenir medeniyet tohumları…


Hep eleştirdim, hep sitem ettim…

En doğru yol -hâşâ- göstermeye çalıştığım değildi elbet, ama ucundan tutabildiğimi sanıyordum.

Kebap ile Kitap arasına sıkışmış bir nesli sürekli kebapa yönlendiren bir memleketin ortasında, derdi olanların, okuyanların , yapıp etmesi gereken şeyler var diyordum.

Daha geçen gün Çınarlı Camii etrafındaki  anlamlı(!) gürültülerin arasından geçerken, camiinin , tarihin, şehitliğin yanında kitabevleri olsaydı keşke diye sızlanıyordu bu şehrin yeni ve güzel bir misafiri.

Herkes aynı anda aynı şeyi düşünebiliyor, aklın yolu bir değildir diye inanırım ama bu konuda başka kapıya çıkmıyor sanırım.

Bu şehre okuyanların, derdi olanların, “Be hey Yunus sana söyleme derler Ya ben öleyim mi söylemeyince” deyi kıvrananların bir araya gelebileceği mekanlar lazım ki, gönüllerdeki birlik , mekanlarda vücuda kavuşsun. Anlamı , hakikati önceleyen bir nefes kaplasın etrafımızı…

Bu sebeple yakın zamanda denk geldiğim birşeyi paylaşmak istiyorum. Hışva Han`ı bilirsiniz Lala Mustafa Paşa`nın yaptırdığı Antep Kalesi`nin tam karşısında bulunan han.  Bu eski han kırık dökük bir haldeydi ki geçenlerde restorasyon kararı alınmış. Ancak restorasyon kararında orasının müze olmasına karar verilmiş gözüküyor. Nacizane birkaç dostla da istişare ederek, burası müze değil bir kitap hanı, kitap sarayı olmalı diye bir girişimde bulunabilir miyiz diye düşündüm. Yeterince müzesi olan , diğer hanlarını da bolca alışveriş kültürüyle donatan belediyeler, ya da kent konseyi her kimse muhatabımız, bir kez daha düşünmeliler artık !

Onlar düşünmüyorsa bizim düşündürmemiz gerekiyor sanırım…

Esiyor gürlüyor yağmıyoruz , artık yağmamız gerekiyor. Ve bilmemiz gerekiyor biraz yağmur kimseyi incitmez.. Yoksa toprağın altında kalacak tüm umutlarımız, yeşerip boyvermeyecek bu şehirde.

* * *

Tam da bu konuya değinmişken, bir yıl evvel Zarifoğlu şiirlerinin okunmasına dair bir etkinlik girişimleri olmuştu. Ben de vakit buldukça sosyal medya aracılığıyla duyurarak birşeylerin değişmesine katkıda bulunmak istediydim. Çok fazla talep görmedik amma sağlam birkaç dost kazandık çok şükür.

Daha da güzeli , bu Zarifce etkinliğinin üzerine farklı okumalar fikri meydana geldi, Aliya Okumalarına dair duyurumuzu da hatırlarsınız. Orda da yine yalnız kalmıştık, herkes tek başına okumalarını yapagelmişti. İşte bu küçük adımların meyvesi artık daha güzel alınmaya başlanıyor sanırım.

Önce yazarlarımızdan da olan sevgili Rüstem Yanar hocamın büyük katkılarıyla  Tanpınar`ın “Saatleri ayarlama enstitüsü” okundu ve geçtğimiz Cumartesi değerlendirilmesi yapıldı. Bir sonraki aya Cemil Meriç`ten “Bu ülke” kitabı seçilmiş ve katılımlar da fena değil.

Sonra da sevgili Ahmet Şahin kardeşimin Diriliş okumaları etkinliğinden haberdar edildim ki bu da bir iki yıldır konuştuğumuz bir girişimdi.

Demek ki Allah bir küçük adıma neler bahşediyormuş, hamdolsun.

Dilerim okuyan , anlama çabası içinde olanlar bu şehrin makus talihini devirerek yeni bir iklimin rüzgarını getirirler bu şehre…

14.10.2012

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here