Son zamanlarda Milli Görüşçü kardeşlerimizde ilginç bir ruh hali hâkim.
Eleştiriye tahammülleri hemen hemen hiç kalmadı.
Hasbelkader – iyi niyetle bile olsa –  yapılacak en küçük bir eleştirinin müellifine İslam coğrafyasına saldırmış haçlı askeri muamelesi yapıyorlar.
Hatta o kadar gerginler ki, övsen bile sövdü zannedip saldırıya geçiyorlar.
Hani bir söz var ya, “Yetimin sırtını okşamışlar, ah sırtım demiş.”
Aynen öyle…
Ciddiye almasan, “Medya bizi görmüyor” diye öfkeleniyorlar.
Ciddiye alıp haklarında yazı yazsan ”Madem % 1’lik bir partiyiz bizi niye ciddiye alıyorsun?” diye efeleniyorlar.
Yine de milli görüşçülerin efelenmelerini ciddiye almayarak, ama Milli Görüşü ciddiye alarak bir yazı daha yazayım dedim.
Sevgili Milli Görüşçü kardeşim!
İleri geri bir sürü yorum yazmadan önce –  şayet okuduğunu anlama konusunda herhangi bir engelin yoksa – lütfen önceki yazıyı bir daha oku.
Yazı – haşa ve kella (!) – Milli Görüş eleştirisi değil.
Velakin – illa ve illa – seçim sonucu değerlendirmesi.
Anlama zorluğu çekecek olanlar için bir kez daha vurgulayayım: Önceki yazı – Allah saklasın (!) – bir Milli Görüş eleştirisi değildir; bu yazı – sadece ve sadece – bir seçimin ardından yapılmış bir durum tespitidir.
Ne demişim yazıda?
Özetleyeyim:
“Saadet Partisi bu seçimde yüzde 1,27 aldı. (Yuvarlak hesap olsun diye 1,5 diyelim) Tabiatıyla bu sonuç büyük bir yenilgidir. Ama saadetli kardeşlerimiz bu yüzde 1,5’luk sonucu büyük bir zafer olarak görüyorlar ve gösteriyorlar. Normal şartlarda buna inanmak ve inandırmak çok zordur.  Ama bu kardeşlerimiz başkalarını inandıramasalar da kendileri buna inanıyorlar. Her ne kadar başkalarını inandıramadıkları sürece yüzde 1,5’u aşmaları zor olsa da bunun bir zafer olduğuna kendileri inandıkları sürece bu hareket son bulmaz.”
Yani gördüğünüz gibi buraya kadar sizin yorumlarınınız aynısını söylüyorum.
Peki, zımnen ne söylemek istiyorum?
Zımnen de diyorum ki, yüzde 1,5’la siyasi zafer kazanılmaz. Siyasi bir hareket iktidara gelerek zafer kazanır. Yahut oyunu artırarak zafer kazanır.
Onun için oyunuzu artıracak bir siyasi strateji izleyin.
Karizması olan bir siyasi lider çıkarın.
Peki bunu – lafzen bile söylemeyip – zımnen de olsa söylemekle kötü bir şey mi söylemiş olduk?
Milli Görüşün iktidara gelmesinin önünü mü kesmiş olduk?
Tabi ki hayır!
Ama Milli Görüşçü kardeşlerimiz ne hikmetse bir türlü anlamaya yanaşmıyorlar.
Sevgili Milli Görüşçü kardeşlerim!
Tamam, insanlar size bu sefer oy vermemiş olabilirler.
Ama bu onlara hakaret etmeniz anlamına gelmiyor.
Hele hele herkese hakaret ederek, daha çok oy alacağınız anlamına hiç gelmiyor.
Öfkenizi yutun biraz.
Sevgi, şefkat ve merhamet cümleleri kurun.
Hiç mi güzel bir söz çıkmayacak ağzınızdan başkaları için?
Niyetiniz gerçekten oy almaksa sizin dışınızdakilere hakaret ederek mi alacaksınız bu oyu?
Söverek mi alacaksınız?
Hani bir Antep türküsü var; bilirsiniz…
Ne diyordu o türküde: “Bize Antepli derler, biz güzeli severik
Nolur yani siz de “Bize Milli Görüşçü derler, biz herkesi severik” deseniz?
Bir yeriniz mi eksilir?
Oyunuz mu düşer?
Yok, illa da “Bize yüzde 1,5 derler, biz herkese söverik” diyecekseniz, siz bilirsiniz?
Yapacak bir şey yok.

20.06.2011