Resim_1315607840İlahiyatçı- Yazar Mustafa Yıldız hocanın SON MESAJ (Kur’an-ı Kerim ve Gerekçeli Türkçe Meali) isimli Kur’an çevirisi, Çıra Yayınları arasında çıktı.
Yaklaşık 8 yıllık büyük ve titiz bir emeğin mahsulü olan SON MESAJ çevirideki edebi dili ve üslubunun yanında, çeviriyi gerekçelendiren ilmi referansları ve notlarıyla da dikkat çekiyor.
 Son yıllarda mealler ile ilgili yapılan eleştirilerin ve sorunların farkında olarak hazırlanan bu mealde, bu tür sorunlar aşılmaya yahut asgari düzeye indirilmeye çalışılmış. Mütercim, Meal’in “Önsöz”ünde bu sorunları üç gruba ayırmış.
 1- Yöntemden kaynaklanan problemler
 2- Çeviri hataları
 3- “Çağın yükselen değerlerine uyum arayışı”nın yol açtığı “tahrifat”.
 Tabi “tahrifat” mütercimin ifadesi değil; ama mütercimin bunu kastettiği açık. Çünkü mealin önsözünde Mütercim’in dile getirdiği şu ifadeler bunu ima ediyor: “Kur`an`ın farklı dillere çevirisi elbette bir ihtiyaçtır ve bu alanda nitelikli çevirilere ihtiyaç vardır; ancak, meallerle yeni bir din anlayışı inşa etmek politik bir projedir. Nitekim modern dönem Kur`an çevirilerinin siyasal tarihi okunduğunda, bu çalışmaların “ulus devlet”in inşası ile ne denli ilişkili olduğu açıkça görülecektir. Cumhuriyet döneminde “dinin modernleştirilmesi” projesinin önemli ölçüde “Türkçe Kur`an”(!) üzerinden yürütülmesi bunun göstergesidir. Bütün bunlar göz önüne alındığında, aslında meal çalışmalarının –özellikle de Türkiye ölçeğinde- bütünüyle “masum” olmadığı görülür.”
 Mütercime göre bu Meal, … “meal”i, bilgilenmenin ve tasavvur oluşturmanın “ana metin”i olarak gören “modernist” bir anlayışın ürünü değildir. Bilakis bu çeviri, dini anlayışını mealler ile şekillendiren azımsanmayacak bir kesimin varlığını hesaba katarak, mezkûr sebeplerin yol açtığı anlam (anlama / anlamlandırma) problemlerini minimize etmeyi amaçlayan “pratik” bir ihtiyacın ürünüdür.”
 Bu cümleler, Mütercimin, sadece meallerdeki usul ve uygulama problemlerinin değil, aynı zamanda ideolojik / siyasi / felsefi problemlerin de farkında olduğunu ve bu sorunları aşmaya çalıştığına işaret ediyor.
 Son Mesaj, aşina olduğumuz “meal” formatını zorlamadan; yani bir “meal-tefsir” formatına bürünmeden, okuyucu açısından, ayetlerin çevirisinde ve dipnotlarında tefsir değeri taşıyan ve anlama açılımlar kazandıran “yeni” sayılabilecek pek çok “yaklaşıma” ve “şöyleyişe” yer vermiş. Bunların kahir ekseriyetini otorite müfessirlere ve kaynaklara refere etmiş.
 Son Mesaj’ın ilk dikkat çeken özelliği “çeviri kokmaması”. Cümleler arasındaki bütünlük ve akıcılık sağlanmış; anlamsal bağ kurulmuş. Bu yüzden okurken insanda “bağlamdan kopuş” hissi uyandırmıyor.
 Metnin orijinalindeki kelimelerin kullanımındaki incelikler, Türkçenin imkânları içerisinde çeviriye azami ölçüde yansıtılmaya çalışılmış.
 Meal’in kendine özgü bir üslubu; cümlelerin kendi içinde bir ritmi var; okurken bunu hissediyorsunuz. Bu bağlamda zaten Mütercim, önsöz’de şunları söylüyor:
 Biz, mealde izlediğimiz tarz ve üslubu merkeze alarak, ister anlamın kurulması açısından olsun, ister cümle kalıbı açısından olsun, isterse kelime düzeyinde olsun yararlanabileceğimiz her kaynaktan yararlanmaya çalıştık. Bu bağlamda Tefsir ve Hadis kaynakları, Kur`an ilimleri ile ilgili eserler ve Lügatlerin yanında meal ve çeviri sorunlarını tartışan kitap ve makalelerden de azami ölçüde istifade etmeye çalıştık. Bunların bir kısmına dipnotlarda işaret ettik; ancak dipnotları gereksiz yere şişirmiş olmamak için bunların tümünü zikretmedik. Doğal olarak, daha önce yayınlanmış Türkçe meallerden de yararlandık. Bu meallerden, mesajın anlaşılmasına, anlamın doğru bir şekilde ifadesine ve üslubun güzelliğine katkı sağladığını düşündüğümüz her şeyi herhangi bir komplekse kapılmadan aldık; fakat çoğunlukla bunları kendi üslubumuz gereği yeniden inşa ettik. Ancak bunu yaparken, ilkesiz ve yöntemsiz şekilde onlardan kopyalama yerine, onlarda bulduğumuz güzellikleri meale taşımaya; ama bununla da yetinmeyerek onları aşmaya gayret ettik.”
 Türkçe meallerin pek çoğunda görmeye alıştığımız özensiz dili ve üslubu “Son Mesaj”da göremiyoruz. Türkçenin dil mantığına uymayan cümle kuruluşlarından önemli ölçüde kaçınılmış.
Kelimeler, hangi cümlede ne tür bir anlam üstlendiğine dikkat edilerek, farklı anlam ve vurguyla çevrilmiş. Bu da metni tekdüzelikten kurtarmış ve metne bir dinamizm ve canlılık katmış.
 Ayet metninin orijinalinde olmayan kelime ve cümle parçaları bold (koyu siyah) olarak dizildiği için, meal, okuyucuyu yormuyor ve okurda bir bütünlük duygusu oluşturuyor.
 Mealde, “lafzi çeviri”nin tercih edilmediği ayetlerde, lafzi çeviri dipnotta verilerek, okuyucunun lafzi (motamot) çevriyi de görmesi sağlanmış. Ayrıca, o ibarenin alternatif çeviri imkânı varsa, ya da onu farklı anlayanlar varsa bu çeviri ve anlayışlar dipnotta belirtilmiş. Bu da, meali, “tek tip” anlamın dayatıldığı bir metin olmaktan çıkarmış. Okur, “ilmi ahlak”ın gereği olarak, o metnin çevirisi veya anlamı konusunda farklı düşünenlerin görüşlerinden haberdar edilmiş. Bu bağlamda Mütercim şunları söylüyor “Önsöz”de:
 “Hiçbir çevirinin “objektif” olamayacağının bilincindeyim. Bu çevirinin de objektif olduğunu iddia etmiyorum. Zaten böylesi bir iddia gerçeği çarpıtmak olur. Bununla birlikte, elimizden geldiğince “âdil” olmaya çalıştığımı söylemeliyim. İleride de belirteceğim gibi, okuru salt kendi anladığımız anlama mahkûm etmemeye çalıştık. Ayetlerin farklı şekilde anlaşılması veya çevrilmesi mümkünse, bizim tercih ettiğimiz anlama uymasa bile –önemli ölçüde- bu alternatif çeviriyi dipnotta vermeyi ahlaki bir görev addettik. Yahut, ayeti farklı yorumlayanların yorumlarına dipnotta işaret etmeye gayret ettik.”
 Bazı ayetlerde, farklı kıraatlerin anlama etkisine atıfta bulunulmuş. Bunlardan anlamın belirlenmesine etkisi olan kıraatlere değinilmiş; dipnotlarda bunlar verilmiş.
 Yaygın olarak uygulananın aksine, Kur`an`ın temel kavramları her zaman standart bir formda çevrilmemiş. Bunun yerine, geçtiği bağlam içerisinde bu kavramın hangi anlam alanı öne çıkıyorsa, kavram, o anlam alanını belirgin kılacak bir formda çevrilmiş.
 * * *
Kuşkusuz – Mütercimin de “Önsöz”de belirttiği gibi- her çeviri bir yorumdur; dolayısıyla her yorum eleştiriye açıktır. Tabi ki bu meal de tartışılacak; eleştirenler de olacak beğenenler de. Ama her ne şekilde olursa olsun SON MESAJ hem edebi diliyle, hem de ilmi arka-planıyla uzun metrajlı ve titiz bir çalışmanın ürünü olduğunu fark ettiriyor. Bu açıdan meal okurlarının bigane kalamayacağı bir meal olmuş. Buna tabi ki Çıra yayınlarının baskıda gösterdiği titizliği de eklemek gerekir. Meal baskı kalitesiyle de okuyucunun dikkatini çekecek düzeyde.
Kaynak. Haber51.com