Uzaklarda değil Tam da içinde yaşadığımız bir memleket düşünün

Düşünün ki, o memleketin Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü, üstelik de Bakanlar Kurulu açıklaması gibi en resmi bir açıklamada, bilinen ama parti menfaatleri için susulan birçok şaibeyi ortaya saçıyor. “Beni konuşturmayın” diye söze başlıyor.. Cümlelerin arasında, “Partime zarar vermek istemiyorum ama”lar da var. .

Sonra da şehri “Parsel parsel satışla” suçlanan Büyükşehir Belediye Başkanı son bir atış daha yapıyor hedefindeki  Başbakan Yardımcısı’na. “Dürüst politikacı söylediğinin arkasında durur. Eğer bir gün öyle, bir gün böyle konuşuyorsan hükümet sözcülüğünde ne işin var.. Seni dava edeceğim, hesabını mahkemede vereceksin” diyebiliyor. O da, partisine zarar vermemek için prensipler gereği bir daha konuşmayacağını da deklare ediyor.

Peki o ülkenin Başbakanı ne mi düşünüyor? O’na göre “ikisi de yanlış”mış. “Parti’nin kurulları”, “Partinin kuralları”na aykırıymış yapılan açıklamalar. Ne varsa, ne yoksa partileriymiş… Seçime giderken hiç böyle şeyler söylenir miymiş. Bu kritik dönemde hiç böyle şeyler konuşulur muymuş… Büyük suçmuş bunlar. Hiç seçimlere giderken partinin itibarı sarsılır mıymış! Hiç seçimlere giderken parti kitle nezdinde böyle bir duruma düşürülür müymüş. Her ikisi de bu işledikleri büyük suçtan dolayı parti disiplin kuralları işletilecekmiş. Kimsenin de bu konuda ayrıcalığı olmayacakmış.

Uyanın seçime gidiyoruz…

Bakıp da görmek lazım artık. Her şey milletin gözü önünde, canlı canlı yaşanıyor.  Ve Ak-çeli işler, kirli birliktelikler reddedilemeyecek kadar netlik kazanıyor. Dava; parti miymiş, memleket miymiş! Nasıl da ortaya saçılan her şeyin üzeri örtülmek isteniyor. Şifre belli: “Seçime giderken aman partim zarar görmesin”… Peki ya bu ülke… Ya bu millet! “Partim zarar görmesin” diye dört bakanı Ak-çeli işlerden aklayan iktidar, şimdi de “seçime giderken” şifresini kullanıyor…

Hani dünya beşten büyük ya.. Hatırlatalım dedik; bu millet de yüce menfaatlerinizden ve  yüce partinizden büyük…

Bu memleketteki her bir babanın iş kaygısı sizin çıkarlarınızdan…

Bu memleketteki her bir öğrencinin eğitim hakkı sizin seçimde alacağınız sandalye sayısından…

Bu memleketteki her bir emeklinin refahı sizin iç huzurunuzdan daha önemli!

80 milyonluk kardeşler topluluğunun bir arada huzur ve refah içinde yaşayabilme özgürlüğü, sizin kapalı kapılar ardında kardeşlik tohumlarına zarar vermenizden daha elzem!

Bu ülkenin zenginliği, üç beşin zenginliğinden daha kayda değer..

Sayın Davutoğlu diyor ki, “İki açıklama da yanlış”.

Peki doğru olan ne? Hakikati bilip de, hesaplı-kitaplı susmak mı? Seçim var diye, yegâne doğru partinin âli menfaatleri mi! İsmet İnönü CHP’sinin memleket ve milletten önce gelen âli menfaatleri ile sizin AKP’nizin  memleket ve milletten önce gelen âli menfaatleri paralellik arz etmiş olmuyor mu!

Seçim var diye değil, bu milletin hakkı için kendinize gelin!… Mızrak çuvala sığmıyor artık.

Yunus Bişkin – Anteppress

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here