Resim_1317366189Anteppress – Kulis – Fatih TAMER

Gaziantep`te kültür sanat etkinlikleri dişe dokunur şekilde ilerlemiyor. Kültür-sanat denince bile la-dini bir şeyi çağrıştırır gibi kaçışıyor Gaziantep`in Müslüman tebaası. Dolayısıyla bu tür faaliyetler hem siyasal hem de toplumsal anlamda en uçtaki insanlarla gerçekleştiriliyor. En son katıldığım “Ta ezelden taşkındır Antep” isimli İletişim yayınlarından çıkan ve Gaziantep`i farklı bir şekilde anlatmaya çalışan tanıtım toplantısında da benzer bir durum vardı.

“Gaziantep`te sokakta öpüşmeyi(!) isteyen bir genç kızımızın ızdırabı”

Katılımcılardan bir hanım efendinin , “bayanlar için Gaziantep`te gece hayatı çok kısıtlı, sadece bir tane bar var demesi, eski tabib odası başkanının Gaziantep`te sokakta öpüşmeyi(!) isteyen bir genç kızımızın ızdırabına (!) yaptığı vurgular vs…

 

Bu yazıda kitap tanıtımından ziyade toplantıda neler söylendiğine değinmek istiyorum. Kitap birçok farklı konuda çalışmalar yapan alanında uzman insanlar tarafından ama çoğunluğu Antepli olmayan kişiler tarafından kaleme alınmış. Antep harbiyle ilgili eleştiriler bir yazıdan tutun da, Barak kültürüne kadar ne ararsan var. Hatta oldukça şaşırtıcı sonuçlar içeren Protestanlıkla ilgili çok önemli bir yazı da bulunuyor kitapta. Bu arada toplantı eski kilise olan Ömer Ersoy Kültür Merkezinde gerçekleşti. Kilise tarzı bir oturma düzeni içerisinde yapılan tanıtım toplantısı da Kırkayak Sanat Merkezi tarafından organize edildi.

 

Tanıtım toplantısı ünlü yazar Tanıl Bora`nın memleket kavramına yüklediği anlamları ifade ettiği konuşmasıyla başladı. Bora, memleket denince yaşanan bir yerin anlaşılabileceği gibi, öne çıkan bir özelliğiyle de anılan yer şeklinde bir tanımlamada bulundu. Bayrağın ya da milliyetçi duyguların ve dahi kapitalizmin de aynı etkiyle her şeyi dümdüz ettiğini ve farklılıkları ortadan kaldırdığını belirtti. Camiler, kiliseler vb ayırıcı özellikler şehirleri kentleri memleket yapan değerlerdir. Bu değerler ön plana çıkarılarak ancak o şehrin gerçek kimliği anlaşılabilir ifadelerine yer verdi.

 

Kitabın biraz da eleştirel bir dille oluştuğunu ifade eden Bora, yeni bir tartışma başlatmak istediklerini belirtti. Misyoner hareketlerinden protestanlığa, göç ve sermaye etkisinden sanayiye, Antep`in sol ve sosyalist hareketlerinin kökenine ve Barak kültürüne kadar birçok konuda makalenin kitapta yer aldığını belirterek sözlerini tamamladı.
“Barak, Türkleştirme projesi çerçevesinde bir Alevi-Heteredoks yapıdan sünnileştirildi”

Barak kültürü konusunda makalesi bulunan Suavi Aydın, Baraklı olarak kendini adlandıranların romantik bir kimlik tutuculuğu olduğundan bahsetti. Baraklıların göçebe bir kültürden geldiğini ve Türkleştirme projesi çerçevesinde bir Alevi-Heteredoks yapıdan Sünnileştirildiğinden bahsetti. Birçok Barak köyünde hala camii olmamasına rağmen özellikle Abdulhamid zamanında köylere camiler yapıldığını söyledi. Toprak mülkiyetinin de dönüştürülmesiyle Gazianteplilik şemsiyesi altında Baraklıların kendilerine özel bir yer edindiğini vurguladı.

Toplantının en özel konusu belki de Emin Adaş`ın Antep`teki Misyonerlik ve Protestanlık üzerine söyledikleri idi. Amerika`da bir süre bulunan ve burada Antep`e ait tarihi birçok belge ve bilgiye ulaşan Adaş, Amerikada Antep ile ilgili çok ciddi bilgilere ulaştığını, bu bilgilere ulaşırken Antepli Ermeniler Derneği şeklinde bir dernekle karşılaştığını ve Antep ile ilgili birçok bilgi ve belgenin araştırılmayı beklediğini belirtti.

 
“Antep`teki ilk üniversite Amerikan hastanesi”

Amerikan hastanesinin Merkezi Türkiye Koleji olarak (Central Turkey College) aslen bir Tıp fakültesi gibi öğrenci yetiştirdiğini dolayısıyla Antep`teki ilk üniversitenin bu olduğunu belirten Adaş, 19.yy’dan itibaren Protestanlık adına Antep`te ciddi misyonerlik çalışmalarının başladığından söz etti. 1890`lara gelindiğinde Antep`teki Protestan nüfusun şehrin neredeyse %20 sini oluşturduğunu belirtti. Ki bu bilgiden hareketle yaptığım küçük bir internet aramasında karşıma şu bilgi çıktı.“1914`te Antep’te nüfus yaklaşık 81 bin kişi iken nüfusun 31 bini Ermeni ve Musevi idi”*

Gaziantep’teki Protestan misyonerlerinin Musevi ve Müslümanlar üzerindeki etki kuramadıklarını anladıklarında Hıristiyanları Hıristiyanlaştırma denilebilecek bir taktiğe giriştiklerini belirten Adaş, şimdilerde Türkiye’de çok yaygın bir cemaatin de benzer bir taktiği kullanarak Müslümanları Müslümanlaştırma çabası içinde olduğunu da toplantı sonrası ayak üstü soru-cevap kısmında belirtti.
“Fatma Şahin vb isimler hep sermayenin siyasette öne sürdüğü isimler oldu”

Kitabın tanıtımı ile ilgili siyaset kısmına dair bilgiler sunan yazar, Ayşen Uysal Gaziantep siyasetini “güç siyaseti”, “göç”, “sermaye” ve “muhafazakârlık” olarak dört başlıkla incelendiğini belirtti. Gazianteplilerin çoğunlukla gücün tarafında yer almayı tercih ettiğini, sermayenin de son olarak Nejat Koçer ile birlikte siyasetin içinde olduğunu, zaten Fatma Şahin vb isimlerin de hep sermayenin öne sürdüğü isimler olduğunu anlattı. Göç edenlerin çoğunluğunun Sünni Kürtler olması hasebiyle de AKP oylarının artışında önemli katkısı olduğunu belirten Uysal, son yıllarda artan muhafazakârlığın da oy oranlarında Kayseriyle Antep`i başa baş hale getirdiğini belirtti (AKP açısından).

 

Tanıtım toplantısında Gaziantep ve STK konusunda söz alan eski tabip odası başkanı Osman Elbek, Gaziantep’teki STK’ların devletin bir parçası olduğunu, itiraz kültürünün olmadığını, devletin STK’ların içini boşaltarak adeta bir STK oyunu oynattığını belirtti. STK’ların devletin yapamadığını yapmaya çalıştığını ama hemen her STK da, “ne üteceğim” sorusunun gündemde olacağını belirtti.
“Şehirde kadınların gece hayatına dair sadece bir tane pub (bar) bulunuyor”

Son sözü alan Meltem Karadağ`da şehrin AVM’ ler ile doldurulduğunu müzenin yerinin bile otel yapılabileceği konusunda duyumlar olduğunu belirtti. Yine Sanko Park`ın aslen bir park üzerine yapıldığını ancak bunu kimsenin önemsemediğini belirtti. Karadağ, şehirde kadınların gece hayatına dair de sadece bir tane pub (bar) bulunduğunu söyleyerek eleştirel bir söylemle Gaziantep`in gece hayatına dair bir gönderme yaptı.

 

Evet değinilen konular itibariyle oldukça verimli geçen bu kitap tanıtım toplantısı ile ilgili en çok eleştirinin Antep harbiyle ilgili yazılan bir yazı olduğunu söylemekte fayda var. Çünkü paneli yöneten M.Nuri Gültekin`e sorduğum “Antep harbi ile ilgili neden bir yazı yok?” sorusuna karşılık, o konuyla ilgili  ciddi, ezber bozan eleştirel bir yazı bulunduğunu ve bunun tartışılmasını da istediklerini belirtti. Elbette biraz da haber diliyle , eleştirel bir yaklaşımla konuyu irdeliyoruz. Çalışmayı yapan yazarların emeğine herşeyden önce saygımız olmakla birlikte, Gaziantep`in kimliği noktasındaki bazı değerlendirmelere de pek sıcak bakamadığımı belirteyim. Zaten yukarda birçok noktada buna değinmiş oldum. Konuyu gündemde tutmak adına Gaziantep`te benzer çalışmalar ve araştırmalar yapan insanlarla da  söyleşiler  gerçekleştireceğiz sanırım. Şimdilik bu kadar tartışma konusu yeter diye düşünüyorum. Gaziantep`te bir çaba içinde bulunan herkesin bu şehri tanımak konusunda çok yetersiz olduğuna inanmaya başlamadan iyi şeylere vesile olmasını dilemekten başka yapacak bir şey yok sanırım.

 

 

http://www.belgeler.com/blg/15gg/amerikan-misyoner-okullarindan-merkezi-turkiye-koleji-1876-1924-central-turkey-college-from-american-missionary-schools-1876-1924

Anteppress