Sahipsiz bir kentin sitemkâr bir insanı olmak ne kadar zor imiş.


ÇARPIK İLERLEME

Geçmişte yine bu sütunlardan çokça yazdık, eleştirdik , öneriler sunduk. Antep`i Antep yapan Gaziantep yapan değerlerden dem vurduk , bir kıvılcıma bir küçük kıpırdanmaya vesile olursak belki bu kadar sitem etmeyiz yaşadığımız şehirden diye.

Sevmediğimizden değil tam aksine sevdiğimizden sahiplendiğimizden bütün bu söylediklerimiz.

Şiddetli konuşmaya meyyalimiz vallahi dertten !

Son LYS sonuçlarına göre Gaziantep sondan birinci oldu. Sonlarda çıkmak beklenmeyen bir şey değildi belki ama TS alanında yani Türkçe Sosyal alanında sonuncu olmak başka bir şeye tekabül ediyordu. Kilis`in gösterdiği başarı karşısında da herhalde utanmak yeridir. Boynuz kulağı geçmiş oldu.

Yemek kültürü, gösteriş kültürü, “güney`in parisi kültürü” üzerinden büyüyen nesillerimiz başka birşey düşünemiyor sanki ! Yanı başımızdaki K.Maraş`ta da Kilis`te de yemek kültürü hiç küçümsenemez. Birisi şair yazar memleketi diğeri LYS de birinci geliyor. Gaziantep ekonomik, ticari kalkınmacı bakış açısının eşliğinde bol gösterişli bir şehir olmasına rağmen gerçek anlamda geriliyor.  Yemeği kutsallaştıran kültürü normal çabalara izin veremiyor. Büyükşehir belediyesi her ay yayınladığı bir dergide adres listesinde Kitabevleri başlığında birkaç yerden söz ediyor. Çoğunluğu kırtasiye olan bu yerlere bir de müzik evi eklenmiş Kitabevi başlığı altında!

Elbette bilimsel bir analiz değil bu , o kadar becerimiz de yok ancak Gaziantep çarpık büyümenin, çarpık ilerlemenin başkenti gibi ! Resmi önlemlerle değil sivil iradeyle değişecek çok şey ancak sivil toplum yeteri kadar ön plana çıkamıyor hala…

WİLLOWS,SİNAGOG, ZEUGMA MÜZESİ

Ramazan bildirisi fikrini düşünürken internet üzerinden Gaziantep`te faaliyet gösteren dernekler ile ilgili tarama  yaptım ve karşıma Willows Foundation diye bir dernek çıktı. Amerikadaki bir Türk kadının kurduğu bu kurum, Aile Planlaması üzerine çalışıyor ve Cinsellik eğitimi konularında bilgilendirmelerde bulunuyor. Tahmin ettiğiniz gibi bunu hangi “medeniyetin” ilkelerine göre yaptığını söylememe gerek yok. Türkiye`deki birçok şehirde faaliyetlerini tamamlamış olan bu derneğin Gaziantep çalışmaları 2008 de tamamlanmış  ve neredeyse 150 bin kadına ulaşılmış hem de Gaziantep`in hemen her mahallesinde !

Başbakan 3 çocuk diye bağıradursun elin adamı Gaziantep`teki hiçbir STK`nın ulaşamadığı bir sayıya (en az 4 kişilik aile bazında düşünülürse 600 bin eder !) ulaşarak kendi bildiklerini anlatmış. Bunu yaparken de kimin ruhu duymuş haberimiz yok ! Elbette yapılan çalışmalar içinde kabul edilmemesi mümkün olmayan şeyler de var  ancak asli çalışmanın hangi noktaları hedef aldığı ortada. “Bireylerin özgürce : Üreme tercihlerini tamamen gerçekleştirebilme,Kendi düşünce ve hislerine göre hiçbir utanç veya korku olmadan cinselliklerini yaşamaları ” gibi  üreme haklarına sahip çıkan bi kuruluş.Merak edenler kurumun web sitesindeki ayrıntılı bilgilere baksınlar , bakalım neler görecekler ! (http://www.willowsfound.org)

Hayat boşluk kabul etmiyor ve bizim bıraktığımız tüm boşluklara birşeyler dolduruluyor.

İşte onlardan biri de Sinagogumuz. Karagöz caddesinde Nuri Mehmet Paşa Camii karşı sokağında sağ taraftaki otoparkın bitişik binası olan Sinagogun ön kapısı yapılmış ve inşaat halinde de girip görebiliyorsunuz. O bölgenin Yahudi mahallesi olduğu hep söylenirdi ama böyle bir ibadethane olduğunu yapılana kadar bilmiyorduk. Gaziantep`in çok kültürlülüğüne katkı anlamında olumlu bir durum bu ama bu çokkültürlülüğe , bu şehrin Müslüman mirası ne zaman dahil edilecek merakla bekliyoruz. Hali hazırdaki belediyeden bekleyen varsa geçmiş olsun , Gaziantep Şehrin bir başından diğerine Müslüman bir halkın yaşadığı şehirden ziyade başka bir kültürün temsilcisiymiş gibi “gösterilmeye çalışılan” bir şehre dönüşüyor sanki. Demokrasi meydanından başlayıp şehrin öbür ucuna uzanan parkta biraz yürürseniz sanırım anlarsınız söylemek istediğimi.

Bunun bir başka örneği de Zeugma Müzesi. Tekel binasının yerinin önce bir istasyona devredilmesi düşünülmüş ancak hukuksuz bir durum olduğundan zoraki bir kültürel yapı inşa edilmiş oldu. Kısmetimize de bolca tanrı içeren bir kültürün müzesi kaldı. Geçmiş medeniyetlerden haberdar olmak ve onlara dair bilgi sahibi olmanın önemli olduğu inancımızın da bir gereği aslında. Onların yaşadıklarına bakılarak ibret alınmalı elbette.  Ancak demin de söylediğim gibi  “İslami miras” konusunda dişe dokunur ciddi bir çalışma göze çarpmazken pagan kültüre bu kadar yapışmak neyin nesidir ? Abartılı bulunuyorsa söylediklerimiz bi zahmet görüverelim bazı şeyleri !  Açıkçası çocuklar için bazı oyun alanları yapılmış olsa bile bu bol tanrılı pagan kültürünü çocuklar daha geç yaşlarda tanısalar iyi olur !

Ayrıca bu konular bir tarafa , müzedeki tüm eserler bu şehirde bulunduysa bu şehirdeki herkesin o eserleri rahatlıkla görme ve gezme hakkı olmalı değil mi ? Sıkı durun, müze girişi 8 liracık ! Bitti mi hayır, içeri girer girmez müzeyi işleten firmanın elemanları etrafınızı sarıyor. Türkiye`deki birçok müzede ücretsiz olarak verilen sesli anlatım cihazını size 5 liracığa satmaya çalışıyor bu elemanlar. Bitti mi hayır, hazırlanmış bir 3 boyutlu belgesel izlemek istiyorsunuz 3 boyutlu gözlüğünüz olmazsa salona bile alınmıyorsunuz. Tabii o gözlük de 3 liracık.. Böylelikle müzeyi adam akıllı gezdim demek için 16 liracık ödemeniz gerekiyor kişi başına.

* * *

Gaziantep sahipsiz şehir, bir alandaki boşluğu başka bir alandaki çalışmayla dolduran çarpık büyüyen bir şehir. Üç üniversite var ama üniversite sınavlarında sonuncusunuz. Ekonomi , ihracat rekorları kırıyorsunuz ama eğitimde dibe düşüyorsunuz. Şehrin ana kültür öğesine el sürmüyor , etrafında dolanarak diğer kültürleri baş tacı ediyorsunuz.  Tarihine , mimarisine sahip çıkıp bir yerel mimari inşa etmiyorsunuz ve sürekli büyük ve biçimsiz binalarla büyüdüğünüzü sanıyorsunuz. Kültürel atmosferini çoğunlukla batı hayranlığı  içeren etkinliklerle doldurup çok elit bir tabakanın hizmetine bütün belediye ve şehir kaynaklarını sunuyorsunuz. Kent konseyiniz var ama problemlerinizi çözemiyorsunuz yıllardır , sağlıklı çözümler üretemiyorsunuz. 25 Aralık`ta Şahinbey`i Karayılan`ı  bocce, dart ve orientiring gibi “söylenirken insanın ağzında tuhaf bir  tat bırakan” sportif(!) ve kültürel(!) etkinliklerle anıyor tarihin içini boşaltıyorsunuz…

Hasılı kelam sitemimiz çok. Geleceğe dair bir düşüncesi ve yatırımı olanlar burda birkaç başlıkta ele almaya çalıştığımız hususlara bakmalılar kanımca. Yoksa yetiştireceğimiz nesiller söylediklerimizin aksi bir şekilde  yaşamak zorunda bırakılabilirler.

25.07.2012