Üstelik briç, bocce, orientiring oynayarak…


Orientiring`in ne olduğunu ilginç bir şekilde Şehitkamil Belediyesi`inin 24 Aralık`ta ama kurtuluş ile ilgisi olmayan bir
etkinliğinde  “yön bulma”  oyunu olarak gördük. Cahilliğimiz gitti şükür !
Açlıktan ölmek üzere olan “Gazi” Anteplilere bundan daha büyük bir hakaret olabilir miydi bilemiyorum. Sahi o yıllarda açlıktan ölmek üzere olmayanlar da yok muydu düşünmeden edemiyorum.Mitat Enç, Selamlık Sohbetleri eserinde bombardıman durunca sahreye gitmelerinden bahseder çünkü.Savaş sonrası şehri kimler bölüştü, bölüşenler arasında örneğin kimlerin anası ya da babası ya da ailesinden birisi,  ölmemek için ekmek yapımında kullanılan zerdali çekirdeğinden zehirlenerek vefat etmişti?
Savaşa hiç katılmayan veya uzaktan sadece “söz” üretenleri tepemize çıkarırken, Abdullah Edip Bülbülzade`den, Şeyh Ahmed Şerif Es-Senusi`den haberimiz hiç olmayacak mı?1850`li yıllardan sonra artan Amerikan protestan misyonerlerinin çabaları karşısında kurulan ve karşı bir güç olarak varlığını gösteren Maarif-i İslamiye Cemiyeti kimin umurunda?  Fransızlarla harbetmemize rağmen neden Fransız Laikliği devletin en önemli yönetim tarzı olarak dayatılmıştır diye sorabilecek miyiz gür sesle?

Ünlü ailelerden birine mensup bir hemşehrimiz , Antep savaşı ile ilgili bilinenlerin sadece %1-2 olduğunu belirtmiş bir dostuma. Özellikle de “İslami” boyutu hakkındaki kıtlık insanı düşündürüyor.

Hem zaten yılbaşı geliyor, noel babalar, süslenmiş ağaçlar var gündemde.Şehri kurtardık şimdi kurtarmamıza sebebiyet veren değerlerin inkârına kaldığımız yerden devam edelim…
Bu şehirde yaşayan insanların , pek çok konuda şehrin gidişatına yön vermek konusunda çok ciddi bir problem yaşadığını düşünmemiz gerekiyor.  Maalesef bu şehrin tarihi, kültürü , bize ait olmayan değerleri “değer” zanneden, Ali Şeriati`nin en fazla aklımda kalan asimilasyon (yabancılaşma-inkar) ve alinasyon(taklitçilik) tabirleri kapsamına giren kişilerin elinde.

Karşısına konacak bir şey var mı?

Anteppress bunca  bağırmasına rağmen hala duyuramadıysa bu gerçekleri, maalesef yok !
Antepli Ermeniler Derneği
Protestan misyonerlerin Antep`te faaliyetleri o kadar ilerlemiş ki , konuyla ilgili Mersin Üniversitesi`nde yapılmış bir tez de 1914`lü yıllarda 82 bin nüfuslu şehrimizde 2 bin Musevi , 30 bin de Ermeni bulunduğu bilgisine denk geldim !
1915 olaylarında büyük bir kısmı şehirden giden Ermeniler`in geri kalanları da Antep harbiyle birlikte nerdeyse tamamen gönderilmişti. Burada tüm Ermenilerin ihanet ettiğini söylemek ne kadar tarihi gerçeklere uygun bilinmez ama   ABD`de hali hazırda faaliyet gösteren “Antepli Ermeniler derneği” diye bir kuruluş var.
İletişim yayınlarından çıkan Gaziantep ile ilgili bir kitabın tanıtım toplantısında bir akademisyenin belirtmesiyle öğrendiğim bu dernek Gaziantep ile ilgili ABD`de çok ciddi bir literatür oluşturmuş. Yine Mitat Enç`in yurtdışına gittiğinde kendisine Antep dolması getiren kadının Ermeni oluşu da bu durumlara işaret. Anteplice konuşan , bu şehri özleyen “hain” Ermeniler.
Elbette savaş esnasında durum çokça sıkıntı verici ancak ihanet edenlerden gayrısı ne durumda idi? Çekip gidenlerden geriye ne kaldı? Geriye kalanları birileri iç mi etti?
Hazır Ermeni soykırımı ya da tehciri ya da her ne ise gündemde iken üç üniversiteli şehrimizde artık Antep tarihininde yeniden gözden geçirilmesi gerekmiyor mu?
Yoksa bu durum birilerinin ekmeğine(!) taş mı koyar?

26.12.2011