ABD öncülüğündeki küresel güçler Ortadoğu dedikleri İslam Dünyasında kurdukları sistemi tahkim etmek için akınlar düzenlemeyi sürdürüyorlar. Demokrasi havariliği yapan bu Batılılar bölgede kralların yönettiği ülkeleri yanlarına almakta hiçbir sakınca görmediler. Onlara sattıkları savaş uçaklarını birlikte uçurup IŞİD ve kimi Suriye Muhalefetinin mevzilerini bombaladılar.

Başlangıçta, Bölgede Batının parçası denilebilecek iki ülke İsrail ve Türkiye bu koalisyonun içinde görünmedi. İsrail’in Müslüman olmaması, Batının parçası hükmünde olması ve bölgedeki konumu dolayısıyla koalisyonun içinde yer alması gündeme bile gelmedi. Hatta özellikle uzak tutuldu. Ancak planlama kısmında etkin olduğuna şüphe bulunmayan İsrail, içten içe sevinerek sessiz sedasız gelişmeleri izliyor.

İsrail’in koalisyonda yer almaması için ittifak halinde olan Batı, diğer müttefik Türkiye’nin içinde yer almasını zorunlu gördüler. İşin dışında kalma eğilimi üzerine, medya yoluyla ve farklı birçok kanaldan Türkiye’yi baskı altına, daha doğrusu ablukaya aldılar. O kadar ki, Türkiye’nin müttefikliğinin sorgulanması ve düşman kampta gösterilmesi bile gündeme geldi. Hakaret ve tehdit bile gördü.

Türkiye ise konuyu şöyle değerlendiriyordu: Suriye başta olmak üzere Filistin, Mısır, Irak ve Kıbrıs konularında müttefikleri tarafından yalnız bırakılmış, desteklenmemişti.  Avrupa Birliği adaylığının üyeliğe dönüşmesini de onlar engelliyor. Batılı müttefikler ittifakın amacına ve ruhuna uygun hareket etmiyorlar, özellikle Müslümanlar söz konusu olduğunda çifte standartçı davrandıklarını defalarca ortaya koymuşlardı. Türkiye’yi gerçek bir müttefik değil de gerektiğinde Batının çıkarları için kullanılan bir araç gibi görüyorlardı.

Bu ve benzeri nedenlerden ötürü Türkiye bir kırgınlık ve kafa karışıklığı içindeydi. Pozisyonunu bu gelişmelere paralel belirlemek istiyordu.

Ancak Batının, özellikle de NATO’nun tehdit sıralamasındaİslam’ı ve Müslümanları birinci derecede düşman saydığını ve buna göre politika geliştirdiğini Türkiye görmezden gelmek istiyordu. Sanki böyle bir politika yokmuş, önemli ve geçerli değilmiş gibi davranıyordu.

Oysa meselenin görmezden gelinmesi mümkün olmayan en önemli kısmı burasıydı.  Türkiye’nin de en temel çıkmazı burada yatıyordu: Hem Müslüman hem Batılı olmak. Birbirine taban tabana ve hayati önemde zıt iki doğrultu. Biri diğerinin karşıtı.

İki yüzyıldır başlayan ve Tanzimat’la resmiyet kazanan, Meşrutiyetle geliştirilen, Cumhuriyetle taçlandırılan, darbelerle tahkim edilen, sağcılık ve muhafazakârlıkla meşrulaştırılan bu çelişki birçok olayda duvarlara toslamasına rağmen sürdürülüyordu. Her defasında tam ilişki kopacak derken Türkiye’nin geri adım atması ve görüşlerini revize etmesiyle konu tatlıya bağlanmış oluyordu.

İçinde bulunduğumuz günlerde yine benzer bir kriz IŞİD bağlamında gündeme geldi.

Bir ülkenin ve bir halkın neredeyse yok olmasıyla sonuçlananSuriye meselesinde ağır bir vebal taşıyan Türkiye, müttefiklerinin ihanetine uğradığını düşünüyordu. Zira halkın ayaklanmasını sağlamak için önce Türkiye’yi teşvik ettiler. Halk ayaklanmaya başlayınca geri çekilip Türkiye’yi yalnız bıraktılar. Duyduğu güvensizlik nedeniylele İŞİD karşıtı koalisyonda yer almak istemiyordu. Kendi imkânlarıyla Suriye muhalefetini örgütleme ve PYD’ye düşmanlık kapsamında IŞİD’e destek vermiş olmanın mahcubiyeti taşıması da ayrı bir bahistir.

Türkiye, beklendiği üzere ve iki yüzyıllık kafa karışıklığına denk düşen politikası gereğince bir kez daha geri adım attı. Batılı müttefiklerinin istediğini tezkereyle yerine getirdi.

Aynı günlerde Ahmet Davutoğlu, Dünya Ekonomik Forumunda yaptığı konuşmada hem Batının seküler (dindışı) değerlerinden, hem İslam’dan vazgeçemeyeceklerini yeniden sentezlemeye çalıştı. Tıpkı Tanzimat aydınları gibi. Batı’nın tezlerini bir kez daha geri adım atarak onayladı.

Değişen bir şey olmadığını yine gördük. Bunca zamandır Batı karşıtlığı üzerine yazılanların, söylenenlerin bir kıymeti harbiyesi olmadığı anlaşıldı. Batının dışındakimsenin tezi veya projesi yok, herkes onun peşinden gitmeye devam ediyor.

 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here