Abdurrahman Örnek yazdı…

 

 

 

Dijital işgal diyorum , çünkü;  dijital işgal çocuklarımızın,  gençlerimizin daha doğrusu  insanımızın hücrelerine kadar işgal ettiği,  sanal bir sömürüdür. Günümüz ebeveynleri de farkında olarak ya da olmayarak dijital işgali ,çocukları için sokağa karşı emniyet aracı olarak görmektedirler. Olaya şöyle bir mantıkla bakılıyor. Dışarısı(sokak) çok tehlikeli bu yüzden odasında bilgisayarla oynaması daha güvenli diye düşünülüyor. Halbuki  içerdeki dijital tehlikenin  çocuğu esir aldığını, dışarıdan daha tehlikeli olduğunu, işlerine öyle geldiği için ebeveynler tarafından görmezlikten  gelindiğini düşünüyoruz. Bir süre sonra da  bilgisayarı çok iyi biliyor diye aileler arasında övünme yarışı başlıyor. Küresel ölçekte düşünürsek, batının;  biz doğunun genç neslini piyasaya sürdüğü video oyunlarıyla, hem ekonomik hem de zihinsel olarak sömürdüğünü görüyoruz. Zihinsel olarak en zeki çocuklarımızın, maalesef video oyunlarıyla meşgul olduklarını , üretimden uzak,  sanal dünyaya bağımlı,  gerçek dünyaya karşı ise mankurtlaştırılmış olduklarını müşahede ediyoruz. Bugün anne babalar özellikle de müslüman aileler, kendi çocuklarının  gerçek dünyada değil de sanal dünyada hangi video oyunları ile zaman geçirdiklerinden   bihaber yaşamaktadırlar. “Aileler bir Gamerin oyununda Amerikan askeri rolüne giren  müslüman aile  çocuğu, Ortadoğulu (kötü adamların) peşine düşmekten, Ortadoğuluların gangaster, katil olarak gösterildiğinden,  Amerikalıların ise iyi asker olup  kötüleri temizlemek için bölgede olduğunu, doğu labirenti üzerinden ise mevcudiyetini meşrulaştırdığını,  bunu da kendi çocuğu üzerinden sağladığının hiç farkında değil.(Nihayet Dergisi FKB)

Dijital işgal, bugün çocuklarımızın üzerinde öyle bir etki bıraktı ki;  çocuklarımızı aç, evsiz, elbisesiz  kalayım  ama bilgisayarsız, tabletsiz ve oyunsuz kalmayayım durumuna getirdi. Biraz ironi gibi olacak ama anne karnında daha sosyal ve doğal olan çocuk, doğduktan sonra  asosyal robotik bir varlığa dönüşüyor. Dijital işgal şu an bir zaman hırsızlığına dönüşmüş durumda. Böyle olunca çocuklar daha doğrusu insanlar, hiçbir şeyi kontrol edemiyor. Eğitimi, ekonomiyi  ve hatta kendini dahi kontrol edemez hale geldi.Dijital işgallerle çocuklarımız,  gerçek hayatın dışında kendilerine sürekli yeni dünyalar ve hayatlar kuruyorlar. Bu ise gerçek hayatta sosyal olmayan  ,eğitime ,siyasete egemen olmayan , alt ve orta sınıf insanımızın, oyunlarla bu saydığımız alanlarda kendilerini muktedir görüyor olma kolaylığını sağlıyor. Çocuklar bu video oyunlarıyla,  genelde ya iyi adam rolüne girerek hırsız kovalıyor, kötülerle savaşıyor ya da mafyavari rollerle ,  adam kaçırma ve soygun yapma rollerine giriyorlar. Oyunlar çocuklara öyle bir hava veriyor ki;  kendilerini keşfedecekleri, istedikleri oyunun içine kendilerini yerleştirecekleri, davranışlarının hiçbir toplumsal, hukuki ve etik sonuç doğurmayacağı bir dünya vaat ediyor. Bilmenin değil,  puan kazanmanın ve diploma sahibi olmanın önemli görüldüğü bir eğitim sisteminde ,  oyunlar üzerinden kazanılan puan ve sayılar maalesef  bilginin ve başarının ölçütü olmuş durumda. Gerçek hayatta kurtarılmayı bekleyen mağdurlarla zihnimizin ve duygumuzun arasına maalesef ekran duvarları geçmiş durumda. Dijital işgal  çocuklarımıza öyle sanal imkanlar sunuyor ki çocuğun oturduğu yerde sanal yemek yemesi, susuzluğunu sanal su ile gidermesi, spor yapması  yani  çocuklar günlük hayattaki gerekli olan en temel ihtiyaçları bile artık sanal oyunlarla gideriyormuş gibi oluyorlar.

Bugün ekonomik krizlerle birçok büyük şirket küçülmeye giderken, tam tersi  dijital oyun endüstrisi büyümektedir. Böylelikle dijital tehlike,  bugün iyi bir pazara hükmederek endüstriyel ve ekonomik bir araca dönüşmüştür. Çünkü bu oyunları işi olan olmayan herkes oynamaktadır. “Oyunların yaygınlık kazanmasının en önemli sebebi kolonyalizm ve emperyalizm kavramlarını oyunlar aracılığıyla meşrulaştırmak” (Nihayet Dergisi)  Aslında oyunların tarihi serüvenine baktığımızda,  ikinci dünya savaşı yıllarında Hitlerin, çocukların zihnine savaşın gerçekliğini oyuncaklar kullanarak yerleştirmesine kadar uzanıyor. Amerika ise maalesef savaş oyunlarıyla kendisini mutlak iyi olarak göstermektedir. Oyunlarda bunu gören çocuklarımız ise iyi Amerika’nın yanında oluyor  ve kötü olan doğululara karşı savaşıyorlar. Bu yüzden başta Müslüman toplumlar sonra da batı,  orta  doğudaki ölümlere duyarsız hale geldik. Dijital işgalin video oyunlarıyla gelecek yatırımını, özellikle savaşları meşrulaştıran oyunlarla hem bugünkü sömürünün hem de gelecekteki sömürü düzeninin devamı için genç nesilleri geleceğe hazırlamaktadır.  İnsanın insanla çatışması, bugün makine insan çatışması provaları üzerinden oluyor. Duygu yoksunu makineyle olan insan teması,  insan insana ilişkide tam bir canavara dönüşüyor. Çocuklarımızı dijital işgal hegamonyasından kurtarmak için yine biz eğitimcilere,  büyük görevler düşüyor. Bilinçli aile ve bilinçli kullanıcıları, yine bizler büyük gayret göstererek oluşturmalıyız.

 

AKADEMİK EĞİTİMCİLER DERNEĞİ BAŞKANI

ABDURRAHMAN ÖRNEK

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here