İsmail Hakkı Korkmaz yazdı…

 

 

Biz şefkatimizi; çelik zırhlılar,

soğuk ve donuk apartmanlar,

boğuk ve merhametsiz sokaklar arasında

kaybedecek ya da yitirecek değiliz!

kaybetmek veya yitirmek bilerek ve isteyerektir,

bize düşen sıradağlar gibi direnmektir.

 

Biz merhametimizi; bir su kenarında,

bir define arayışı sırasında

ya da imansız bir bankada

almış veya bulmuş değiliz!

Ve bundandır kuşanmışlığımız

-ki işte şuramızda,

bir çınar gibi büyütürüz merhametimizi!

Merhametimizi, merhametsiz bırakacak değiliz!

 

İşte bundandır…

Ne yeni zaman icatları,

ne eski zaman âdetleri,

ne insanlığını yitirmiş şu insanlar,

ne sert makinalar,

ne akıp giden zaman,

ne de Allah’ın Allah’sız kulları,

damarlarımızdan çekip alamaz

şefkat ve merhamet pusatlarımızı!

 

Direnişimiz, inanışımız,

ve bir başımıza yaşamayışımız

ve şefkati,

ve merhameti kuşanmışlığımız,

Allah’tandır ve Allah’adır!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here