Eskiden bulmacalardaki “Doğu’nunTeksas’ı” sorusunun cevabını,  sekiz harfli bir ilçe doldururdu. Liseli yıllarımızda bunu bilen arkadaşlar ile ilçeyi tarif ederken, belki de içeriğini bilmeden havasını atarak bundan bahsederdik.

Bulmaca da bile çıkmış, eskiden öyleymiş buralar, derdik.

Teksas filmleriyle büyümüş çocukluğumuz, Teksas’ı sadece kovboy filmlerinden, atına hoyratça binen bıçkın kovboylardan, canı sıkıldığında havaya ateş eden, boş teneke kutularını mermileriyle hiç yere düşürmeden havada tutan kahramanlardan bilirdi.

 

Unutmuştuk bu tarifi aslında. Sanırım artık bulmacalarda da böylesi bir soru sorulmuyordu. Eskileri görmemiştik gerçi ama, bu tanım ile izlediğimiz kovboy filmlerini karşılaştırdığımızda nasıl bir şehir olduğunu gözlerimizde canlandırabiliyorduk.

Unutmuştuk.

Artık şehirde silah sesleri duyulmuyor, şehir ve insanı modernleşiyor, çok katlı evlerimiz, park ve çocuk alanlarıyla bir büyük şehir görüntüsü veriyordu.

Ama bugünlerde bu tarif yeniden hortlamaya başladı neredeyse.

Bir gece vakti evinizin balkonunda çocuklarınızla otururken, ardı arkası kesilmeyen silah sesleriyle irkilebiliyor, yakın mesafelerde sıkılan pompalı tüfeklerin sönmüş barutları evinizin çatısına bir yağmur gibi dökülebiliyor.

Yerlerinden büyük bir korkuyla kalkarak yanınıza gelen çocuklarınızın “baba bu ne, ne oldu?” sorusuna “düğün evladım, insanlar eğleniyor!” diyerek, gülümsermiş gibi yapan bir yüz ifadesiyle korkularını yatıştırmaya çalışabiliyorsunuz.

 

“Doğu’nun Teksas’ı” soru ve cevabından onların haberi yok çünkü, olsun da istemiyorsunuz zaten.

Ama daha yatıştıramadan başka bir silah sesiyle ailecek irkildiğinizde, siz de ister istemez tepkinizi gösterebiliyorsunuz: Bu ne yahu!

Çevirdiğiniz 155 polis imdat telefonunda karşınıza çıkan memura, öncelikle düğünlerde silah sıkmanın yasak olup olmadığını sorup, zaten bildiğiniz cevabı tasdik ettirdikten sonra, gelen sesleri anlatıyor, bir çözüm bulmasını istiyorsunuz.

Ama sadece istemenizle kalıyor bu durum, gece yarılarına kadar silah sesleri devam ediyor.

Sonra saat on bir olmasını bekliyorsunuz, sesi olduğundan daha fazla açılıp, artık neredeyse bir açık hava konserine dönen düğün gürültülerinden.

Yalan yok. Faydası da olmuyor değil!

Uzak mesafede olmasına rağmen evinizin içine kadar gelen düğün seslerinden artık neredeyse öğrenmediğiniz “düğün şarkıları” kalmayabiliyor!

Hayatı tesbih yapmışım, sallıyormuşum türküsünü, Ankara’nın bağlarını, Bizim gençler yılmaz yılmaz’ı hep bu düğün sesleri sayesinde öğrendik.

Artık bu kadar güzel! şarkı ve türkülerden sonra da silah sıkmasak zaten ayıp olurdu. Sonra düğün bitti diye sevinirken, birden ortalığı seyran yerine çeviren araba konvoylarının o itici, berbat sesiyle baş başa kalıyorsunuz. İnsanlar eğleniyorlar besbelli. Bu mutlu günlerinde içleri içlerine sığmıyor ve bu mutluluktan herkesi haberdar etmek istiyorlar.

Bu sesler sadece gece mi var sanıyorsunuz?

Hayır efendim, değil. Gündüz vakti de durum hiç farklı değil. Hatta bir düğünde düğün sahibinin halayda olan misafirlerinin her birinin başında takır takır saydırarak onlara eşlik edişini de gördü bu gözler.

Mutlu anlarında insanları hoş görmek gerek belki de. Ama tüm bunların daha sistemli, düzenli ve silahsız yapılması imkânsız mı acaba? İlla birilerinin bu silahlardan çıkan mermi ile, Allah muhafaza, canını vermesi mi bekleniyor?

Böyle bir sonucu bekleyemeyecek kadar önemli bir sorun bu.

Teksas dedik de, eskiden atlar vardı Teksas’ta ve açık arazilerde kişneme sesleriyle tozu buluta katarak gelişlerini kilometrelerce ötelerden bilirdi kent sakinleri.

Artık o atlar ve onların sesleri yok diye üzülmeyin ama. Şimdi de at gibi kişneyebilen, ara gazları ve özel egzozlarıyla yine kilometrelerce ötelerden gelişlerini duyuran motosikletlerimiz ve daha yaşı on sekizi bulmamış bıçkın sürücüleri var.  Hatta bu motosikletler sadece ana yollarda değil,  kaldırımlarda da atlarını sürebilecek cesarete sahipler. Şehir caddelerinin o güzelim kaldırımlarına, özürlüler için yapılmış giriş yerlerinden rahatça girip, üstelik ters şeritten bizlere çok güzel! gösteriler sunabiliyorlar. Kazara karşı karşıya geldiğinizde veya onlara asık suratla baktığınızda ise sizden daha cesur bakışlar karşısında başınızı çevirmek zorunda kalabiliyorsunuz.

Ee, ne de olsa burası Teksas ve kovboyların hiç şakası olmaz!

 

Bulmacalarda artık yeniden aynı soru çıkar mı bilmem ama ben çocuklarımın bunca tehlike, gürültü ve üzücü görüntülerle büyümesini istemiyorum.

Onlar Teksas’ı ve kovboyları çok eskilerde kalmış film karakteri olarak bilsinler istiyorum. İzledikleri Pazar sinemalarında tüm bunları gerçek olmayan, sadece filmlerde kalan bir espri olarak neşeyle izlemelerini, dersler çıkarmalarını istiyorum.

Çok şey mi istiyorum…

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here