Adsız

Dost kelime manası ile sevilen, güvenilen, yakın arkadaş, dert ortağı, sık görüşülen ve gönül yakınlığı duyulan kimse demektir.

Dostluk sıradan bir arkadaşlık ilişkisi değildir. Dost edindiğin insanla zevklerin ve düşüncelerin uyuşması gerekir.  Dostluk kişisel çıkar merkezli kurulan bir ilişki hiç değildir.

Dostluk kalbine doğan sıcacık bir duygudur, sevinçtir, üzüntüdür, anlamaktır, anlaşılmaktır, hatırlanmaktır, hatırlamaktır. İnandığın değerler uğruna birlikte mücadele etmektir. Birlikte sorumluluk duymak, sorumlulukları paylaşmaktır. Hepsinden önemlisi gönülden bir sevgidir, dostluk. Sevgiyi doyasıya yaşamaktır. Sevgiyi yüreğinin derinlerinde hissetmektir.

Şehirlerle ve zamanla sınırlı olmayan sürekli ve uzun vadeli bir arkadaşlıktır. Sürekli ve uzun vadeli bir birlikteliktir dostluk. Sorumlu olmak ve birbirine karşı kendini sorumlu hissetmektir dostluk.

Dostluklarda zamanın önemi olmamalı, başın ne zaman sıkışsa geleceğinden emin olmalısın dostunun. Kapısını çaldığında gözlerindeki o bakışı, o özlemi, o sıcaklığı, o sevgiyi, görebilmelisin.  İhtiyaç duyduğunda omuzlarına yaslanabilmeli, dertlerini paylaşa bilmelisin.

Dostlukların azaldığı, ilişkilerin menfaat merkezli sürdürüldüğü bir dünyada yaşıyoruz.  Yada dünyevileşmenin, dünya sıkıntılarının dostlukları öldürdüğü bir süreçten geçiyoruz. Bencil bir toplumda dostlukların yeri olamaz.

Modernizm bize bencillik dayatıyor. Dostluklar ise bencillikle kurulamaz. Dostluk, dostunu nefsine tercih etmeyi gerektirir. Dostluk kötülüklere iyilikle karşılık vermeyi gerektirir. Kötülük gibi görülen davranışlarda bir iyi niyet aramayı gerektirir. Hüsnüzannı esas almayı gerektirir. Dostluk fedakarlık ister, paylaşmak ister.

Dostlukların tüketildiği, yeni dostlukların ise zor kurulduğu günümüzde var olan dostlukların kıymetini bilmek gerekiyor. Hatada yapsalar, yanlışta yapsalar, dostlarımıza ve dostluklarımıza sahip çıkmak gerekiyor, diye düşünüyorum.

Dost kavramının Kuran’daki karşılığı veli kavramıdır. Veli kavramı aynı zamanda Allah’ın isimlerinden biridir. Veli kavramı koruyucu, kollayıcı, dost, yardımcı, yakın, sahip, efendi manalarına gelir.

Veliyyullah Allah dostu olarak kullanıldığında ise Allah’ın dinini koruyucu, Allah’ın dininin yardımcısı,  Allah’ın dini için mücadele eden, Allah’ı sahip ve efendi edinen, yani özetle Allah’ı razı eden, hayatını Allah’a göre yaşayan kimse demektir.

“Sizin dostunuz, sadece, Allah, Onun elçisi ve bir de namaz kılıp zekât veren ve Allah’a boyun eğen müminlerdir.”  (Maide -55)

Gerçek ve sınırsız dost alemlerin Rabbidir. Onun için dost istersen Allah yeter denmiştir. Allah’ı gerçekten dost edinirsen Allah seni dostsuz bırakmayacaktır. Müslümanlar için Allah resulü en güzel dost en güzel sevgilidir. Bütün inanlar Müslümanların için dost edinebilecekleri güzel insanlardır.

“Mümin erkekler ve mümin kadınlar birbirlerinin velisidir. Birbirlerine iyiliği önerirler, kötülükten sakındırırlar….” Tevbe-71

Allah mümin erkek ve mümin kadınları, birbirlerine dost ve veli kılmış, onları birbirlerinden sorumlu tutmuştur. Bu durum tanımadığımız ve tanışmadığımız tüm Müslümanlara karşı bile,bir dost duygusu taşımayı gerektirir.

Elbette tüm Müslümanlarla aynı duygu ve sevgi içerisinde bir dostluk ve arkadaşlık geliştirmek mümkün değildir. Tüm Müslümanlara yüreğimizde bir sevgi beslerken bazı özel dostlarımızın, özel arkadaşlarımızın olması kadar doğal bir şey olamaz.

Bazen eşimizi dost ediniriz İmam Ali gibi. İmam Ali eşi Hz Fatıma vefat ettiğinde, “Ya Fatıma ben şimdi dertlerimi kiminle paylaşacağım” demiştir. Ya kardeşinizi dost edinirsiniz Hz. Zeynep gibi. Eşinizi Mekke’de bırakır kardeşinizle birlikte Kerbela’ya ölüm yolculuğuna çıkarsınız. Yada annenizi dost edinirsiniz Veysel Karani gibi. Anneye adanmış bir ömür yaşarsınız. Yada Arkadaşınızı dost edinirsiniz, Ammar b. Yasir gibi. Bütün ömrünüz dostunuzun yanı başında geçer, onun yanında, onun yolunda Sıffın’da şehit olursunuz. Şahadetiniz dostunuzun haklılığına delil olur.

Kimi zaman eşinizle paylaşırsınız derdinizi, düşüncenizi, sevincinizi, kimi zaman kardeşinizle, kimi zamanda arkadaşınızla paylaşırsınız. Yeri gelir eşinize anlatamadığınızı, arkadaşınıza anlatırsınız. Onun için dostluklarınızı ailenizle sınırlı tutmayın, dost bildiğiniz arkadaşlarınız olsun, yürekten sevdiğiniz, yürekten sevildiğiniz.

Kimi zamanda kimseyle paylaşamayacağınız sıkıntılarınız, dertleriniz, düşünceleriniz olur. O zaman sadece rabbinizle konuşursunuz. Ve Allah’ın tek ve gerçek dost olduğunu anlarsınız. Evet, kimseye anlatamadığınız dertleriniz varsa, Rabbinize anlatın o sizi dinleyecek ve sizin sıkışan yüreğinize inşirah verecektir.  Siz Allah’ı gerçekten dost edinirseniz, Allah’ta sizi o dost edinecektir. Tıpkı İbrahim’i ve Muhammed’i dost edindiği gibi.  Ama Allah’ı dost edinirken Kurban edemediğiniz İsmail’leriniz olmasın yüreğinizde.

Dostlukla ilgili iki yazı beni çok etkilemiştir. Dostluğu hayatlarında yaşayan, dostları için iyi birer dost olan, iki güzel insan yazdı bu yazıları. Yani yaşayarak yazılan yazılar bunlar. Bu yazılardan, biri Hurinur Dursunoğlu’nun “Öyle bir dost ki” başlıklı yazısı, diğeri Hatice Atasoy’un“Yokluğunda Üşüyorum” başlıklı yazısı.

Dursunoğlu bu yazıda ideal bir dostluğu anlatır. Dursunoğlu’nun anlattığı, böylesi bir dostluğu yaşayanlar var mıdır? Bilmiyorum.

“Öyle bir dost ki, Sen anlatırken, kendi söyleyeceklerinin telaşında olmadan dinlemeli, bazen söylemeden anlamalı, bazen sormadan dinlemeli… Seni yanlış anlayacağından kaygın olmamalı, seni senden iyi bilmeli, sana senden çok güvenmeli, seni şartsız, çıkarsız sevmeli… Sen ağladıkça, gözyaşların onun gözlerinden akmalı, sen güldükçe, onun yüzünde güller açmalı “(1)

Dostluğu çok güzel idealize eden bu ifadelerdeki dostluğu yaşayamasak ta, bu duygu ve düşünce ile dost ilişkisi yaşama gayretinde olmalıyız diye düşünüyorum.

Hatice Atasoy  “Yokluğunda Üşüyorum” başlıklı yazısında, bir can dostuna sitemlerini dile getirir ve dostluklara sahip çıkılması gerektiğini vurgular.

“Can dost!…  Sen üzgün olduğunda,  yüreğime karlar yağardı hep.  Ne zaman iyiyim desen,  rengârenk bahar çiçekleri açıverirdi. Artık ellerini ellerimde hissetmiyorum. İçime sığdıramadığım o kocaman sevgini,  hapsettim yüreğimin en karanlık dehlizlerine. Hiç kopmayacak sandığım dostluğumuzun, tuz buz olması var olan umutlarımı bir bir tüketti artık.” (2)

Dostluklarımıza ve dostlarımıza sahip çıkalım, dostluklar kolay kurulmuyor, can dostlarda kolay bulunmuyor haberiniz olsun.

Bu iki yazıyı da özellikle tavsiye ediyorum şimdiye kadar okumamışsanız mutlaka okuyunuz.  Selam ve dua ile…