IMG_3268

Anadolu Öğrenci Birliği (AÖB)’nin Doğu Türkistan’da yaşanan zulümlere dikkat çekmek için 11 Ocak Pazar günü Bosna, Kıbrıs, Gazze ve Türkiye genelinde yapacağı sabah namazı dua programlarının ilki Gaziantep Emine Konukoğlu Camiinde yapıldı.

9 Ocak Cuma günü düzenlenen programa Gaziantep İl Müftüsü Ahmet Çelik, Anadolu Öğrenci Birliği Gaziantep Şube Başkanı Mustafa Kar, ANESİAD Gaziantep Şube Başkanı Yunus Atilla Hamallar, öğretmenler, öğrenciler ve çok sayıda vatandaş katıldı.

Namaz sonrasında Gaziantep İl Müftüsü Ahmet Çelik, Müslümanların bir vücudun azaları gibi olduğunu vurgulayarak, bu tür organizasyonların kardeşlik adına çok önemli olduğuna dikkat çekti. Programda konuşan Anadolu Öğrenci Birliği Gaziantep Şube Başkanı Mustafa Kar ise zulmün olduğu yerde herkesin üzerine düşen sorumluluğu almakla yükümlü olduğunu belirterek, Necip Fazıl’ın dizeleriyle “sağına ve soluna bakmadan ben varım” diyebilen bir gençliğe ihtiyaç olduğunu ifade etti.

Yapılan duaların ve konuşmaların ardından cami çıkışında Anadolu Öğrenci Birliği tarafından hazırlanan bildiri okundu. Bildiriyi AÖB Öğrencilerinden Usame Çolakoğlu okudu. Soğuk havaya rağmen geniş bir katılımla okunan bildiride Doğu Türkistan’da Barbar istilaları dönemini aratmayan zulümlerin yaşandığı belirtilerek dünyanın gözü önünde 40 milyon Müslüman’ın yok edilmeye çalışıldığı vurgulandı.

İşte Anadolu Öğrenci Birliği tarafından yayınlanan bildirinin tamamını:

Doğu Türkistanlı Kardeşlerimizi Unutmadık, Unutturmayacağız!

Dünya 21. yüzyılı girerken Doğu Türkistan’da Barbar istilaları dönemini aratmayan zulümler yaşanmakta.

Dünyanın gözü önünde 40 milyon insan yok edilmeye çalışılmakta, ne özgürlükçü Batı ne de İslam Dünyası feryatlarını duymamakta.

Bir halkın yaşama hakkı, din ve özgürlükleri çıkar hesapları uğruna kurban ediliyor.

Doğu Türkistanlılar sadece Müslüman oldukları için, kendi değerlerinden vazgeçmedikleri için, ibadetlerini yerine getirmek istedikleri için öldürülmekte, zindanlarda çürütülmekte, aç bırakılmakta, sürgüne gönderilmektedir.

Çin Devleti son yıllarda uygulamaya soktuğu yasaklarla milyonlarca Müslüman’ın yaşadığı ülkeyi adeta esir kampına çevirdi. Devlet dairelerinde çalışanlara namaz kılmak, oruç tutmak, başörtüsü takmak yasaklandı. Müslüman ailelerin çocukları doğar doğmaz ellerinden alındı ve kaybedildi. Okul çağındaki çocuklar eğitim bahanesiyle götürüldü, bir daha kendilerinden haber alınamıyor.

Nüfus planlaması adı altında doğumuna bir gün kalmış çocuklar bile kürtajla öldürülüyor. Kız çocukları okuma veya zorunlu çalışma bahanesiyle Çin’in başka bölgelerine esir gibi götürülerek, bir daha aileleri ile görüştürülmüyor. Okullarda anadilde eğitim yasaklandığı gibi, üniversite okumak isteyenlere de çok büyük engeller çıkarılıyor.

Camiler birer birer kapatılıp, din adamları yoğun baskı altında tutuluyor. Devletin propagandasını yapmayan imamlar zindanlara tıkılıyor. Evlerinde dini kitap bulunduranlar ya hapse atılıyor ya da ağır para cezaları ödüyorlar.

Doğu Türkistan’da halkın çocuklarına dini eğitim aldırabileceği bir tane bile kurum bırakılmadı.

Çin Devleti Doğu Türkistanlılara karşı tam anlamıyla terör estiriyor. Polis sorgusuz sualsiz sokaklarda insanları tutuklayabiliyor, terörist diyerek öldürebiliyor. Tutuklanan insanlar yargısız infaz yapılıyor, gözaltından dönebilenlerin çok büyük kısmı bir daha eski sağlığına kavuşamıyor.

Bugün Doğu Türkistan’da Hitler faşizmini aratmayan bir soykırım yaşanıyor.

Bir millet yüzyıllar boyunca yaşadığı vatanında terörist, bölücü, haydut, hırsız, Çin düşmanı, radikal İslamcı gibi yaftalarla kara propagandaya tabi tutuluyor.

Çin’in her yerinde Doğu Türkistanlılar üçüncü sınıf insan muamelesi görüyor. Devlet kendi zulmü yanında Çinlileri kışkırtarak Müslüman halkı katletmelerine, mallarını yağmalamalarına ortam hazırlıyor. Tıpkı İsraillilerin Filistinlilere yaptığı gibi toprakları planlı bir şekilde ellerinden alınarak, mülklerine el konuluyor, yerlerine Çinliler yerleştiriyorlar.

Çinin en zengin petrol, doğalgaz ve diğer kaynaklarına sahip Doğu Türkistan bölgesi sistematik olarak Müslüman halktan temizlenmeye çalışılıyor. Madenlerde karın tokluğuna çalıştırılarak halk açlığa mahkûm edilmekte zenginlikleri Çine taşınıyor.

Çin dejenere bir Sosyalizm mantığıyla kendi vatandaşlarını sindirip dinlerini, geleneklerini, özgürlüklerini yok ettiği gibi Müslümanları da sindirip yok edeceğini hesap ediyor.

Bunu başaramadıkça saldırganlığını ve zulmünü artırıyor.

Çin devleti, farklı etnik ve dini kökene sahip 1,5 milyar Çinliyi sosyalizme kurban ederek faşizmle köleleştirmiş olabilir. Ancak Çin faşizmi, Doğu Türkistan halkını yok edemeyecek, temel hak ve hürriyetleri, dini inançlarını yaşamayı ellerinden alamayacaktır.

Anadolu Öğrenci Birliği olarak bütün dünya devletlerini ve toplumlarını Çin’in bu hukuksuz ve insanlık dışı uygulamaları karşısında harekete geçmeye davet ediyoruz. Hiçbir jeopolitik bahanenin arkasına sığınılmadan Çin devletine temel insan haklarını ihlal etmesi nedeniyle baskı yapılmalıdır.

Çin devleti bu cürümleri nedeniyle uluslararası mahkemelerde yargılanmalıdır.

Türkiye Cumhuriyeti devleti ve milletimiz de Doğu Türkistan’da yaşanan bu hukuksuzluklara karşı sessizliğini bozmalı, Suriyeli kardeşlerimize kucak açtığı gibi mazlum Doğu Türkistan halkının da hamisi olmalıdır.

Yaşasın Doğu Türkistan halkının adalet ve özgürlük mücadelesi!

Doğu Türkistanlı kardeşlerimizin haklı mücadelesine selam olsun!

 

 

Anadolu Öğrenci Birliği

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here