Resim_1303399003Geçtiğimiz günlerde ilimizi ziyaret eden Türkiye Yeşilay Cemiyeti başkanı Av.Muharrem Balcı`nın ziyareti sonrası Gaziantep`te Yeşilay Cemiyeti Temsilciliği oluşturuldu. Temsilcilik için başvuran ve atanan yazarımız Fatih Tamer ile yaptığımız röportajı beğenilerinize sunuyoruz.

ANTEP PRESS – Söyleşi / Elif Korkmaz

 

Yeşilay Gaziantep Temsilcisisiniz ve bir basın açıklamasıyla kamuoyuna bilgi verdiniz. Rica etsek Anteppress okuyucuları için de Yeşilayı tanıtır mısınız? 

Öncelikle bu fırsatı bana verdiğiniz için teşekkür ederim. Yeşilay hepimizin küçük yaşlarda duyup önemsediği ancak büyüdükçe unuttuğu ya da bilinçli zihinlerinden ve yaşam alanlarından çıkartılan bir cemiyettir. Sigara, alkollü içecekler, uyuşturucu, kumar ve son zamanlarda sıkça gündemimizde olan bilinçsiz internet kullanımı gibi “bağımlılık” yapan ve sonucu ölüme kadar gidebilen, hem maddi hem de manevi anlamda toplumuifsad eden tüm kötü alışkanlıklara karşı mücadele eden bir dernektir.  Özellikle de belirtmeliyim ki, bu mücadele bu tür bağımlılıkların gerçekleşmesinden sonra ortaya çıkan enkazı düzeltmek ya da rehabilite etmenin yanında ve daha öncelikli olarak ,“afetten önce” sürece müdahil olmak ve istenmeyen kötü sonuçları ya tamamen ortadan kaldırmak ya da engellemek üzerine kuruludur.

 YEŞİLAY`IN ANTİ-EMPERYALİST BİR YANI VAR

Peki Yeşilay Cemiyeti ilk olarak ne zaman faaliyet başlamıştır, tarihsel bir arkaplanı var mıdır? 

Yeşilay Derneği Osmanlı’nın son dönemlerinde, Cumhuriyetin kuruluşu öncesi İstanbul’un İngiliz işgali altında iken kuruluyor. Birinci dünya savaşının sonlarına doğru işgal edilen ülkemize gelen itilaf devletleri savaşı yalnızca silahla cephelerde değil halk nezdinde de sürdürmeyi arzu etmişler ve bu anlamda çeşitli ihanet grupları oluşturdukları gibi, özellikle gençleri hedef alarak gemilerinde getirdikleri alkollü içkileri el altından dağıtmışlardır. Bu duruma dair duyarlılıklar gösteren  zamanın Padişahı ve Şeyhülislamı’nın,  Ord. Prof. Dr. Mazhar Osman Bey, Şeyhülislam Haydarizâde İbrahim Efendi,  Bediüzzaman Said-i Nursi  Fahretttin Kerim Gökay, Eşref edip gibi ilim adamları ve alimlerinin de aralarında bulunduğu 17 kişilik bir öncü ekip Hilal-i Ahdar  yani Yeşil Hilal adında bir  cemiyet kurarak gençleri bu kötü alışkanlığa düşmekten  kurtarmak için mücadeleye koyulurlar.  İngilizler aynı zamanda gemilerle getirttikleri içkileri bedava dağıtıyorlar. Yiğitlerin bedenlerini de akıllarını da ruhlarını da etkisiz hale getirmeyi planlıyorlar.

İşte Yeşilay böyle bir iklimde kuruluyor.   Şunu da belirtmekte fayda var ki Yeşilay Cemiyeti 1934 yılında Bakanlar Kurulu kararıyla “kamuya yararlı cemiyet” statüsüne da kavuşuyor.

 

Bu bilgiler çok ilginç, belki de ilk kez duyanlarımız çoğunlukta olacaktır. Anlattıklarınıza göre Yeşilay sadece basit bir bağımlılık karşıtı dernek değil aynı zamanda işgal karşıtı bir fikriyat üzerinden kurulmuş. 

Elbette… Abartılı bir ifade gibi gelmezse antiemperyalist bir tarafı olduğunu da söyleyebiliriz. Aslında tam da bu noktada belirtilmesi gereken bir husus var. ÜstadSezai  Karakoç  her medeniyetin kendini belli eden öne çıkan unsurlarından söz eder.   Her medeniyet için özel isimler saymaktadır ancak dar anlamda “İnsanlığın var olduğu andan bu yana iki medeniyet çarpışmaktadır. İyinin medeniyeti ile kötünün medeniyeti. Doğru ile yanlışın, güzel ile çirkinin medeniyetleri. Tûba medeniyeti ile zakkûm medeniyeti. Bal ile zehir…” diyerek bizlere duracağımız yeri gösterir. Yani kastım şudur, eğer içinde yaşadığınız medeniyet güzelin iyinin yanında ise onu yüceltiyorsa siz diriltmek için yaşatmak için varsınızdır. Eğer çirkinin, kötünün medeniyeti hüküm sürüyorsa o zaman zehirden başka bir şey üretmez ve dağıtamazsınız. Şimdi işgal yıllarında yapılanlarla bugün insanlığı kahreden sigara, içki, madde bağımlılıkları gibi sorunların bizler için problem teşkil etmesi ne kadar normal değil mi? Biz iyinin yanındayız. Bizler insanları ne tek tek ne de toplu halde öldürecek, zehirleyecek şeyleri üretmez, satmaz, dağıtmaz aksine yok etmek için uğraşırız. İstiklâl şairi Akif’in tek dişi kalmış canavar diye resmettiği medeniyetin ne yaptığı ve yapmakta olduğu da malum! İşte Yeşilay bu zihinsel altyapı üzerinden kendine yer bulur. Elbette çoğunluğu Müslüman olan ve iyilik medeniyeti olarak anılmayı hep arzu eden bir toplumun insanlarının bu zehirlerle ya da zehirli alışkanlıklarla nasıl yan yana gelebildiği de ayrı bir konu olarak tartışılmalı.

 BAĞIMLILIKLA MÜCADELENİN ÇOK YÖNLÜ OLMASI LAZIM

Evet, gerçekten biraz geniş bakınca bile farklı noktalara ulaşmak mümkün fikri anlamda. Şimdi dilerseniz biraz da yapılan çalışmalardan söz edelim. Türkiye çapında Yeşilay ne durumda ve siz Gaziantep’te neler yapacaksınız? 

Yeşilay Türkiye çapında birçok il ve ilçede şubeleşmiş ya da Gaziantep’te olduğu gibi temsilcilikler bazında çalışmalarını sürdürmeye çalışıyor.  Hali hazırda sürekli yenilenen istatistiklere baktığımızda bağımlılık yapan tüm bu maddelerin kullanım yaşları 11 yaşına kadar düşmekte. Çocuk diyeceğimiz yaşta maalesef insanlarımız bu zehirlerle tanışarak hayatının geri kalan kısmında silinmez izlere sebebiyet vermekte. Bir gencimizin ya da çocuğumuzun bu maddelerle karşılaşması için o kadar çok imkân var ki! Bu anlamda mücadelenin de çok yönlü olması gerekiyor. Bizler resmi kurumlar veSTK’lar ile birlikte özellikle eğitim çağındaki insanlarımız için sürekli olarak uyarıcı ve bilgilendirici mahiyette çalışmalar yaparak bu belalardan kurtulmayı ümid ediyoruz.Merkezimizde yapılan faaliyetlerin benzerlerini özelikle eğitici seminer, tiyatro, konferans ve gönüllü çalışmalarını şehrimizde de planlayarak hayata geçirmeyi düşünüyoruz. Aynı zamanda mücadele ettiğimiz alanda devlet kurumları da dâhil olmak üzere gençlerin anayasanın 58. maddesinde belirtildiği üzere kötü alışkanlıklara düşmesini engellemek için kuruluşlar nezdinde girişimlerde bulunarak kamuoyu oluşturmaya da çalışacağız.  Bütün bu çalışmalarda basın yayın ve internet araçlarını da ziyadesiyle kullanacağız ki www.yesilay.org.tr  sitesini tüm Anteppress  okuyucularına  tavsiye ederim bilgilendirme açısından.

 

Devlet demişken Tekel gibi piyango gibi devlet eliyle bu tür alışkanlıklar sürekli pompalanıyor medya aracılığıyla da. Sadece sportif amaçlı birçok müsabaka artıkaynı zamanda bir kumar aracı durumunda. Bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz? 

Elbette en çelişkili alan da burası. Bir taraftan ilköğretimde okullarda Yeşilay kolu kuracak ve öğrencilere sürekli içki, kumar, uyuşturucu ve sigaranın tehlikelerini anlatacaksınız. Bir yandan da aynı devlet eliyle piyango, toto düzenleyecek hatta içki ve sigara üreteceksiniz. Bağımlılık kötü diyeceksiniz ama yeni bağımlıların oluşmasının da önünü alabildiğine açacak hatta teşvik edeceksiniz. Mesela bundan yıllar önce Sağlık bakanlığı alkol almayın diye bir afiş bastırıyor. Aynı dönemde var olan Tekel Bakanlığının afişinde ise “tekel rakısı tekel birası iç” diye teşvik edici başka bir ifade görüyorsunuz.

 ``

Ciddi misiniz? 

Evet! Yeşilay’ın dergilerine bakarsanız bunları görmek mümkün. Trajikomik bir durum olmasına rağmen bu yapılacak mücadeleyi güçlendirecek bir durum. Yani devlet ciddi bir sınav verecek bu mücadele içerisinde. Anayasasında gençleri korumayı düşünecek bir madde koymuşsa bu işlerden vazgeçecek ve asla reklâmı da dâhil olmak üzere toplumu etkileyecek bir noktaya getirmeyecek. Düşünün, adı “Milli Piyango İlköğretim Okulu” olan bir okulda okuyan bir çocuğa kumarın kötü olduğunu nasıl anlatacaksınız ki? Bu anlamda başkanımız Muharrem Balcı beyefendinin son zamanlardaki çıkışları sonucunda özellikle sportif alanda bir içki firmasının sponsorluğu ve çeşitli okullara kumar oyunları isimlerinin verilmesi gibi konularda mesafe alındı. Toplumun gündemine  girdikçe bu çelişkiler yavaş yavaş ortadan kalkacaktır inşallah..

 SORUMLU İNSANLAR HER TÜR BAĞIMLILIKLA MÜDACELE ETMELİ

Son olarak bir de internet bağımlılığından bahsettiniz. Bu konuda nasıl bir sorun var? Açıklayabilir misiniz? 

İnternet ile  yaklaşık 15 yıl önce üniversite yıllarımda tanışmış idim. İnanılmaz hızlı  bir iletişim aracı ve hiç ulaşamadığınız yerlere sizi ulaştırabilecek bir yeteneğe sahip. Ancak her teknoloji ya da modern yaşamı kolaylaştırıcı şeyde olduğu gibi sizi kötülüğe de ulaştırabilecek bir yeteneğe sahip. Üstelik bu saniyeler içinde olabiliyor. Gaziantep’te çeşitli yardım kuruluşları aracılığıyla yoksul ailelerin tespiti için dolaşırken adres bulmak için mahalle aralarındaki internet kafelere girerdim. Karşılaştığım manzara tam bir faciaydı. Küçük büyük herkes bilgisayarda bir katliam oyununun başında ya da aklınıza gelebilecek her türlü küfürün savrulduğu bu ortamda birileri sürekli olarak gayrı ahlaki sitelerde dolaşıyor. Çocukların gözünün önünde bunları olağan bir şekilde gerçekleşmesi gerçekten korkunç bir şey.  Artık bilgisayarsız ev kalmasın diye çırpınanlar aslında evlerin içine, – şayet nasıl kullanılacağı bilinmezse – patlayacak bir bomba koyduklarının farkında değil. Bu noktada saatlerce süren internet kullanımı, sosyal ağlar üzerinden paylaşılan gereksiz birçok bilgi derken internet kolaylaştırıcı ve gerçekten bilgiye erişici yönünün yanında çok çabuk bir şekilde ifsad edici bir konuma da gelmiştir. Bu noktada da bağımlılık derecesine varan bu alışkanlığın doğru yönlendirilmesi hatta en başa dönersek “iyiye” yöneltilmesi gerekir.  Can, mal, akıl,nesil ve dini korumak adına vücut bulmuş bir medeniyetin insanları daha çocuk yaşta bu değerlerini kaybetmeye başlıyorsa ciddi anlamda önlem almak bir şeyler yapmak gerekiyor. Bu sebeple internet bağımlılığı da dâhil olmak üzere birbirini tetikleyen tüm bağımlılıklarla mücadele etmek her sorumluluk sahibi insanın boynunun borcudur. Kişisel, siyasi hesaplar ve durumlar bu hususta asla öne alınamaz diyerek sözlerimi tamamlayayım.

Bundan sonraki çalışmalarımızda da sizleri yanımızda görmek isteriz.

İnşallah bundan böyle yapacağınız hayırlı çalışmalarınızı kamuoyuna duyuracağız. 

Desteğiniz için teşekkür ederim.

Biz teşekkür ederiz.  * Fatih TAMER kimdir?

Almanya doğumlu olan Tamer, ilköğreniminden sonra Gaziantep Lisesi`ni bitirerek Uludağ Üniversitesi Elektronik Mühendisliğini kazandı. Lisans eğitiminden sonra Gaziantep Üniversitesinde Öğretim Görevlisi olarak göreve başladı. Halen yüksek lisans eğitimini sürdüren Tamer, çeşitli yardım kuruluşlarında gönüllü olmakla birlikte Anteppress haber sitemizde de belirli aralıklarla yazılar yazmaktadır.

www.anteppress.com