logo

Gaziantep, mazlumun yanında

Doğu Guta toplu mezara dönüşmek üzere

Doğu Guta toplu mezara dönüşmek üzere

Suriye’de Esed rejiminin ablukada tuttuğu Doğu Guta’daki sivillere yönelik saldırılar, Gaziantep’te protesto edildi.

Suriye’de Esed rejiminin ablukada tuttuğu Doğu Guta’daki sivillere yönelik saldırılar, Gaziantep’te protesto edildi. Gaziantep IHH öncülüğünde Cuma namazı sonrasında Ulu Cami önünde toplanan kitle Esed rejiminin ablukada tuttuğu Doğu Guta’daki katliamı protesto etti. Kalabalık adına açıkla yapan Gaziantep İHH Başkanı Engin Erbatan, Doğu Guta’da son 3 ayda 700’den fazla kişi hayatını kaybettiğine dikkat çekerek, Doğu Guta’nın yüzlerce sivilin hayatını kaybettiği bir toplu mezara dönüşmek üzere olduğunu belirtti. Doğu Guta’da yaşanan katliamların büyümesi halinde Halep’ten daha trajik bir sonuca sebep olabileceğine dikkat çeken Erbatan,  “Başta Türkiye Cumhuriyeti ve İslam ülkeleri olmak üzere, tüm insanlığı, yaşanan katliam ve zulümlerin durdurulması ve insani yardımların bölgeye ulaştırılabilmesi için çaba sarf etmeye çağırıyoruz” dedi.

Doğu Guta toplu mezara dönüşmek üzere 

Suriye’de Esed rejiminin ablukada tuttuğu Doğu Guta’daki sivillere yönelik saldırılar, Gaziantep’te protesto edildi. Gaziantep IHH öncülüğünde Cuma namazı sonrasında Ulu Cami önünde toplanan kitle Esed rejiminin ablukada tuttuğu Doğu Guta’daki sivillere yönelik saldırılarını protesto etti. Kalabalık adına açıkla yapan Gaziantep İHH Başkanı Engin Erbatan, Doğu Guta’nın yüzlerce sivilin hayatını kaybettiği bir toplu mezara dönüşmek üzere olduğuna dikkat çekerek, “Doğu Guta bölgesi 4 yılı aşkın bir süredir Esed rejimi tarafından muhasara altında tutulmaktadır.  İnsani krizin zaten derin olduğu kent, son bir haftadır yoğunlaşan saldırılarla kısa süre içinde yüzlerce sivilin hayatını kaybettiği bir toplu mezara dönüşmek üzere” dedi.

YÜZLERCE İNSAN HAYATINI KAYBETTİ

2013 yılında Esed rejimi Doğu Guta’da ayrım gözetmeksizin kimyasal sarin gazı saldırılarında bulunduğunu ve çocuklar dahil olmak üzere yüzlerce insan hayatını kaybettiğini belirten Erbatan, “2013 yılında Esed rejimi bu bölgede ayrım gözetmeksizin kimyasal sarin gazı saldırılarında bulunmuş ve çocuklar dahil olmak üzere yüzlerce insan hayatını kaybetmişti. Uluslar arası camianın sessiz kaldığı saldırılarda Rusya’nın vetosu nedeniyle BM’den herhangi bir karar çıkarılmamıştı. Suriye savaşında Esed rejimin askeri stratejilerinden en önemlisi kuşatılmış küçük cepler oluşturup muhalifleri dar bir alana hapsedip sırayla tasfiye etmek olarak görülüyor. Ambargo altına alınan bölgelerde sivillere yönelik yoğun bombardıman ve derin bir insani kriz ardından muhalifler teslim olmaya zorlanmakta. Sadece muhalif güçleri değil, ilgili bölgedeki tüm sivilleri kitlesel olarak cezalandırıp “Açlıkla terbiye” etmeye çalışan Esed rejimi, Humus, Hama, Halep ve birçok yerde uygulanan bu stratejisini Doğu Guta’da yoğunlaştırmıştır” şeklinde konuştu.

BATI DOĞU GUTA’DA YAŞANANLARA SESSİZ KALIYOR

Doğu Guta’da yaşananlara ilişkin Batının sessiz kaldığını belirten Erbatan, “Birçok uluslararası insan hakları kuruluşu Esed rejiminin  sivillere yönelik kollektif cezalandırma yöntemini insanlık suçu olarak niteliyor. Raporlarda Esed rejiminin “ya öl ya da evini terk et” taktiğiyle kasıtlı olarak insanları göçe zorladığı ve gıda ve ilaç yardımların ulaşmasını engellediği vurgulanıyor. Bu raporların varlığına rağmen Batılı kamuoyundan her hangi bir tepkinin yükselmemesi dikkat çekici. Rusya ve Esed’e cesaret veren Batıdaki bu ölüm sessizliği Cenevre görüşmeleri öncesi mümkün olan en geniş toprak kazanımını hedefleyen taraflara ve özellikle Amerika’ya PKK/PYD kazanımlarını meşrulaştırma fırsatı veriyor” dedi.

BÖLGE TAM BİR KATLİAM AREFESİNDE BULUNUYOR

Erbatan, “Esed rejimi Rus uçakları ve Rus paralı askerlerin yanı sıra, Halep ve Deyri Zor’da görev yapan rejim milislerinden oluşan 200 araçlık bir konvoy Şam yoluna doğru çıktı. Görünen o ki, devam etmekte olan kuralsız hava saldırılardan sonra karadan ciddi bir hamle yapmaya hazırlanıyorlar. Rusya Dış İşleri Bakanı Sergey Lavrov’un “Haleb tecrübesisinin Doğu Guta’da da uygulanabileceği” yönündeki sözü nedeniyle bölge, tam bir katliam arefesinde bulunuyor. Nitekim, söz konusu açıklamalardan sonra Rusya destekli rejim güçleri ve İran paralı milislerin yaptıkları saldırılarında 176 sivilin ölmesi ve 300’den fazla kişinin yaralanması bunun en açık göstergesi” dedi.

DOĞU GUTA’DA SON 3 AYDA 700’DEN FAZLA KİŞİ HAYATINI KAYBETTİ.

Doğu Guta’da son 3 ayda 700’den fazla kişi hayatını kaybettiğine dikkat çeken Erbatan, “Astana süreci ile birlikte Doğu Guta “gerginliği azaltma bölgesi” olarak ilan edilmişti. Buna rağmen Rusya’nın garantörlüğünü üstlendiği bölgede aralıksız olarak Rus ve Esed rejimin uçakları bombalamaya devam etti. Diğer yandan BM genel sekreter Sözcülüğünden yapılan açıklamalar ise, somut adımlar atmak yerine BM yine “sivillerin maruz kaldıkları bombardımandan endişe duyduğunu” söylemekle yetindi. Askeri ve siyasi sahada bunlar yaşanırken, Şam kırsalında yer alan ve 400 binden fazla sivilin yaşadığı Doğu Guta’da büyük insani dram derinleşiyor.  Son 3 ayda 700’den fazla kişi hayatını kaybetti. İnsani krizin had safhada olduğu bölgede büyük uğraşlar sayesinde çok kısıtlı sayıda insani yardımlar bölgeye götürebilmektedir” şeklinde konuştu.

300’DEN FAZLA KİŞİ ÖLÜM DÖŞEĞİNDE

Bölgede yaşanan drama dikkat çeken Erbatan, “Diğer yandan bazı bölgelerde gıda ve ilaç gibi insani yardımları yalnız belli bir kesime ulaştıran yabancı STK’ların yardımları ‘savaş zenginleri’ tarafından ele geçirilerek fahiş fiyatlarla piyasaya sürülüyor.  BM, geçen Cuma günü yaptığı açıklamada, Suriye güvenlik güçlerinin insani yardım kamyonlarını engellemesi nedeniyle BM’ye bağlı yardım dağıtımının nüfusun sadece yüzde 3’ünden azına ulaştığını söylüyor. Binlerce yaralının bulunduğu bölgede 2013 yılından itibaren kuşatmadan dolayı tıbbi yetersizliğinden dolayı 300’den fazla kişinin ölüm döşeğinde olduğu aktarılmaktadır. Çocuk ve bebeklerin gıda yetersizliğinden; yaralıların da tıbbi malzemelerin yetersizliğinden dolayı öldüğü yada ölmek üzere olduğu kaydediliyor” ifadelerini kulandı.

DOĞU GUTA HALEP’TEN DAHA TRAJİK BİR SONUCA SEBEP OLABİLİR

Doğu Guta’da yaşanan katliamların büyümesi halinde Halep’ten daha trajik bir sonuca sebep olabileceğine dikkat çeken Erbatan,  başta Türkiye olmak üzere tüm İslam ülkelerini yaşanan katliam ve zulümlerin durdurulması ve insani yardımların bölgeye ulaştırılabilmesi için harekete geçilmesi çağrısında bulunarak, “Doğu Guta’da yaşanan katliamların büyümesi halinde Halep’ten daha trajik bir sonuca sebep olabilir. Sivillerin tahliyesine yol açan siyasi bir anlaşmanın sağlanmaması halinde modern Suriye tarihine kara bir leke olarak geçecektir. Sivillerin sistematik olarak hedef alınması ve öldürülmesini önlemek için başta Türkiye olmak üzere uluslararası camia harekete geçmesi insani bir vazife olarak görülmelidir. Başta Türkiye Cumhuriyeti ve İslam ülkeleri olmak üzere, tüm insanlığı, yaşanan katliam ve zulümlerin durdurulması ve insani yardımların bölgeye ulaştırılabilmesi için çaba sarf etmeye çağırıyoruz” diye konuştu.  BAHRİ UÇAR

Share
#

SENDE YORUM YAZ

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.