Gaziantep’te bir zamanlar “AK” bir parti vardı !..

Bazı gençlerin hatırlamadığı zamanlarda, ülke insanının ümitlerinin tecessüm etmiş partisi olan “Ak Parti”, Gaziantep halkının da büyük teveccühü ile iktidar olmuştu. O yıllarda parti çevrelerine hakim olan idealist yöneticiler gerçekten partilerinin adına layık düşünce ve hareketlerle önemli icraatlara  imza attılar. Kısa zamanda her idari birimin başına imkan ölçüsünde emin ve ehliyetli yöneticiler atanmaya çalışılmış, hastaneler kirlerinden arınmış bir düzene girmiş ve 1,5 yıl sonra ise yerel yönetimler büyük çoğunlukla elde edilmişti. Diğer yerel yönetimler aynı performansı göstermese de İl özel idaresi gibi kurumlar yolu ile tarihte eşi görülmeyen büyük bir hizmet gerçekleşmişti. Her şeyden önce halkın mahrum, mazlum kesimlerinin her derdinde muhatabı olan ve çözüm bulmaya çalışan parti yönetimi vardı. Elit kesimin her dönemde işini zaten yürüteceği, asıl garip guraba ile ilgilenmesi gerektiği yetkili ve etkili kişilere söylenirdi. Haksızlık ve yolsuzluk durumunda hiçbir şekilde yönetimden korunma bulunmazdı. İlçe yöneticilerinden bazılarının ihale için baskı yaptığının duyulmasında ilgili daire müdürüne hemen suç duyurusunda bulunması gerektiği bulunmaz ise kendisinin o müdür hakkında suç duyurusunda bulunacağını söyleyen bir “İl Başkanı” vardı. Yine aynı il başkanı “biz yetim malı yemeyeceğiz yedirmeyeceğiz diye geldik, yiyende yedirende şerefsizdir, o benim kan düşmanımdır” diyebiliyordu. O dönemde hiçbir parti yetkilisinin devlet dairelerinde özel muamele beklemesi himaye görmezdi. Çünkü Ak Parti halka hükmetmeye değil, hizmet etmeye gelmişti. İl yönetiminin yöneticilerine belediyelerde görev alması yasaklanmıştı.  Siyaset bir rant aracı olmaktan çıkmaya başlamıştı.  Bir şekilde yolsuzluğa ve siyaseti ranta dönüştürmeye adı karışanlar tasfiye edilmek için yoğun şekilde çalışılırdı.

Bununla birlikte bu teşkilatın ciddi bir handikapı vardı. Gaziantep geçmişte okumaya dayalı entelektüel muhafazakar okumuş bir tabaka yetiştirmediği ve Gaziantep’in beyaz insanlarının etkinliği çok yönlü ve kurumsal olduğu için ilgili teşkilatın kendi felsefesinin ardında duran bir milletvekili ve belediye başkan profili oluşmamıştı. Ayrıca iktidarın ifsad edici etkisi ile kendinden geçenler ve daha önce partiye yaklaşmaktan dahi çekinenlerin iktidar olduktan sonra yoğun derecedeki partiye ilgileri de buna eklendi. Ayrıca alt kademe teşkilatlardan yükselen normal bazı haklı ve insani itiraz ve eleştiriler ise bazı operasyonel ellerde merkez nezdinde anormal bir görüntüye dönüştürüldü. Dolayısı ile bu teşkilat bu kurumsal desteklerden yoksun kaldı. Tek destekçisi ise merkez teşkilatı ve geniş halk tabakası idi.

Sonuçta Gaziantep’te bir kırılma noktası oldu. Bu kırılma noktası daha doğrusu bir dönüm noktası ise o zamanki il başkanının bir yolsuzluk söyleminde “biz yetim malı yemeyeceğiz yedirmeyeceğiz diye geldik, yiyende yediren de şerefsizdir, o benim kan düşmanımdır” sözünün Ak Parti merkez teşkilatı tarafından desteklenmemesi, tam aksine bu sözden dolayı özür diletilmek istenmesiydi.  Merkez teşkilatının bu yalnız bırakması ve sonrasında çatışmaya sebep belediye başkanının tekrar aday yapılması bu dönüm noktasını, teşkilatta derin bir hayal kırıklığına dönüştürdü.  Ve bunun sonucu ilgili teşkilatın kalan son idealist insanları 2009 yerel seçimini başarıyla yaparak emanete son noktayı koydu.

Görüp ahkâm-ı asrı münharif sıdk u selametten

Çekildik izzet ü ikbal ile bab-ı hükûmetten

(çağın değer yargılarını doğruluktan ve samimiyetten sapmış görerek

kendi arzumuz ve saygınlığımız ile devlet kapısından ayrıldık)

 

Ak parti de yeni dönüm noktası mı?

Şimdi gelinen son noktada olanlar malum.  Bunu anlamak için sadece pembe gözlüklerimizi çıkarıp, perdenin görünmeyen arka tarafına dikkatle bakmamız kafi. İlginç olan herkesin bildiği ama söylemekten geri durup sustuğu, merkez teşkilatın ise kendine sunulan pembe tabloyu ancak kriz zamanlarında sorguladığı bir durum sözkonusu..

Can alıcı soru şu. “Ak Parti Gaziantep Teşkilatı” acaba yeni bir sabaha uyanacak mı?  Yoksa ham hayaller görmeye devam edecek mi?

Ama derim ki ham hayaller hakikati örtemeyecek noktaya doğru hızla gitmektedir. Gaziantep yanlış politikalardan dolayı homojen bir şehir toplumundan heterojen bir topluma doğru evrilen bir şehir görünümüne kaymaktadır. Bu ise hiç kimsenin isteyebileceği bir durum değildir.

Gaziantep’in belirli ellerin elinde rehin olamayacak kadar değiştiğini anlamak için illa yeni krizleri mi beklemek gerekmektedir?

Geniş oy tabanının ruh ve mana kökünü temsil etmek iddiası ne zaman fiile geçecektir?

Gaziantep’in görünmeyen/gösterilmeyen yüzü yönetilemez hale gelmektedir. Bu güzelim şehrin görmediğimiz veya göstermek istemediğimiz yüzünü zannetmeyelim ki başkaları da görmüyor. Gaziantep sadece ülke içindeki değil, uluslararası operasyonel güçlerin dikkatini yöneltiği bir şehir haline gelmiştir. Harç bitmeden ve inşaata paydos etmeden deriz ki; Ey nazlı hakikatperestler uyanın! Zira uyanmaz iseniz biliniz ki akıbet hayr değil. O günden korkun ki ateş sadece mücrimlere değmeyecek.

kilâb-ı zulme kaldı gezdiğin nâzende sahrâlar
uyan ey yârelişîr-i jeyân bu hâb-ı gafletten