logo

Gaziantep’te Sadaka Yerine Alkol

 

Halifeliğin kaldırılması, Eğitim-Öğretimin tektipleştirilmesi ile Diyanet ve Vakıflar Genel Müdürlüğünün kurulmasının; İslam’ı toplum hayatından söküp atmak için atılmış öncelikli  temel adımlar olduğu bilinmektedir. Öneminden dolayı, Lozan kararları sonucu ilan edilen İslam karşıtlığını ve ırkçılığı esas alan Cumhuriyet, bu üç temel düzenlemeye öncelikle başvurmuş ve hızla uygulamaya koymuştur.

Hiç kuşku yok ki; Batı’dan ithal edilen ulusalcı seküler düzenin yerleşmesinde bu konulara öncelik verilmiş olması tesadüfi değildir. Başta İngiltere olmak üzere Batı’da yüzyıllar içinde oluşmuş devasa sömürgecilik birikim ve tecrübesi, toplumların dönüşmesi için hangi alanlara öncelik verilmesi gerektiğini elbette çok iyi biliyordu. Müslümanların birliğini temsil eden topraklarda onların kurdurdukları yeni düzenin bu esasları ihmal etmesi düşünülemezdi. Çünkü toplumsal dayanışmayı sağlayan dinamikler etkisizleştirilmeden, yozlaştırılmadan, ötekileştirilmeden “yeni bir ulus” inşa edilemezdi.

Bu dinamiklerin önde gelenlerinden biri de sosyal dayanışmada oynadığı önemli rol nedeniyle “Vakıflar”dır.

İslam, toplumsal hayatın güçlü bir düzenleyicisi olarak teşvik ettiği ve yaygınlaştırmayı hedeflediği paylaşma kültürünü, “infak” ve “sadaka” adlarıyla asıl ibadetlerin arasına yerleştirmiştir. İnanmaktan sonraki en değerli eylemin, paylaşmak (zekat/infak/sadaka) olduğu bildirilmiştir. “Müslümanlar gayba inanırlar, namaz kılarlar, Allah’ın verdiği mallardan Allah yolunda harcarlar”. Böylelikle, Müslümanlar “öldükten sonra bile sadakalarıyla yaşamaya devam ederler”. Öyleyse; “sevdiği şeyleri ve kazandıklarının en güzellerini”,  “ihtiyacından arta kalan her şeyi”,  “gece ve gündüz, gizli ve açıkça paylaşmaktan” geri durmamalıdırlar.

İhtiyaç sahipleriyle paylaşmayı sürekli kılmak üzere ilk örneği Hz. Peygamber (as) ve Hz. Ömer tarafından ortaya konan “infak/sadaka”, “vakıf” adıyla kurumsal bir kimliğe kavuşturulmuştur. O günden beri, yeryüzünde Müslümanların yaşadığı her yerde benzer uygulamalar çokça hayata geçirilmiştir.

Ancak; Hilafetin merkezinde 3 Mart 1924’te alınan kararlarla, İslam’ın toplumsal düzeninin bir parçası olan bu uygulamalara son verilmiştir. Böylece; inanç ve ibadet özgürlüğü ortadan kaldırılmış ve Müslümanlara, hatta gayrimüslimlere ait bu kurumların büyük bölümüne el konularak devletleştirilmiştir. Önemli bir kısmı da yönetime yakın kişiler tarafından yağmalanmıştır. Sayısı bilinmeyen vakfın el değiştirerek kayıplara karışmasına göz yumulmuştur.

Son yıllarda, Avrupa Birliğinin baskıları sonucu gerçekleştirilen düzenlemelerle gayrimüslim vakıfları asıl sahiplerine iadesi kararlaştırılmış ve uygulama süreci başlatılıştır. Buna karşılık, Müslüman vakıflarının, bırakın iade edilmesini, amacı dışında kullanılmasının önlenmesi yönünde bile kayda değer adımlar atılmamıştır. Bir yandan, vakıfların devasa gelirleri faize dayalı bir kuruluş olan Vakıflar Bankasının sermayesi olarak kullanılmasına devam ediliyor. Bir yandan da vakıf eserleri, şartları ve amaçlarını yok sayılarak, İslam’ın kesin bir biçimde yasakladığı işlerde kullandırılıyor.

Mevcut iktidar döneminde olumlu örnekleri de görülen uygulamalar yanında, ne yazık ki sayısız olumsuz yeni örnekle de karşılaşılmaktadır.

Gaziantep’te Lala Mustafa Paşa Vakfına ait Hışva Han olarak bilinen eser, son örneklerden biri olarak duyarlı vicdanları yaralayacak bir uygulamayla karşımıza çıkmış bulunmaktadır.

Vakıflar Genel Müdürlüğünün envanterinde yer alan bu eser, nasılsa Büyükşehir Belediyesi tarafından pek çok tarihi eser gibi alkollü içkilerin servis edildiği bir mekân olarak kiraya verilmiş bulunmaktadır.

Genellikle vakfiyelerde, vakfın amacı dışında kullanılmasına neden olanlara lanete uğramaları için beddua edilmektedir. Lala Mustafa Paşa vakfı için de bu bedduanın geçerli olduğuna şüphe yoktur. Onun için ilgili herkes, en azından, bu lanete uğrayabileceğini hesaplayarak bir an önce bu uygulamaya son vermek için çabalamalıdır. İnancı ve vicdanı olup bunda payı olan, gücü olduğu halde engellemeyen, dile getirmeyen, en azından kalbinde mahkûm etmeyen herkes bu lanetten payını alabilir.

Kendi adıma, lanetli olmaktan korktuğum için bu satırları kaleme alarak uyarıda bulunmak istedim. Benden söylemesi!

Share
#

SENDE YORUM YAZ

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.