Ramazan ÇETİN Yazdı…

 

Gerçek irfanı kaybedince,hayatın manası kaybolunca,varlığın ve eşyanın hakikatine ermeyince, her şey başkalaştı,mana değişti.Gaye buharlaştı.Gerçek irfan ve hayatın anlamı ve arınmanın  yolu nedir..?

“Ne irfandır veren ahlaka yükseklik ne vicdandır.

Fazilet hissi insanlarda Allah korkusundandır.”

M.Akif Ersoy

 

Zenginliğine  rağmen  aradığı huzuru bir  türlü bulamayan bir adam üstada yakarmış: “lütfen  bana  yardım edin.Aydınlanmak için  neler  yapmalıyım.?”

“çok geç maalesef.”demiş bilge. “keza ölümün   hızla sana yaklaştığını görüyorum.şunun şurasında on  günlük  ömrün kalmış.”

Duyduklarına  inanmakta   güçlük çeken  adamcağız  perperişan evine dönmüş.Karısı,   “Ne oldu,niye  böyle umutsuzsun?”diye sorunca adam pişmanlığın ıstırabıyla cevap vermiş: “on gün içinde öleceğimi öğrendim bugün.Yaptığım hataları,işlediğim günahları nasıl  telafi edeceğimi bilemiyorum…” kıssa bu ya…O sırada  mali müşaviri kapıda belirmiş: “Efendim,parayı tahsil edemedim.Adam borcunu ödememekte direniyor.Galiba mahkemeye gitmek en iyi  çözüm.”biraz düşündükten sonra, “boş ver,”demiş. “bende  fazlasıyla var.Yoksa ona  nasıl borç verebilirdim ki…Ondan para falan istemiyorum!”Patronunun   bu konulardaki  tavizsiz yaklaşımına alışkın olan  müşavir  ne diyeceğini,ne düşüneceğini  bilmez  bir halde evden ayrılmış.

Öleceğini  bilen adam,yıllardır küskün olduğu bütün dostlarını ziyaret ederek  hepsinin  gönlün almış.Düşmanlarıyla  bile el sıkışarak uzlaşmayı    başarmış.Sonra da servetinin   büyük  bir bölümünü hayır kurumlarına bağışlamış.Ve ölümüne   birkaç  gün kala tüm dinlerin temsilcilerini  çağırarak  kendisine kutsal   kitaplardan pasajlar okumalarını rica etmiş.Onuncu gün gelip çattığında,meditasyon yaparak  dua ederek tevekkülle ölümü  beklemeye başlamış.Bu arada halk ,onun  ne denli sevecen  ve cömert  biri olduğunu  konuşuyor,adı tüm  gazetelerde sitayişle  anılıyormuş.On birinci günün sabahında  hala yaşadığını gören  adam üstada giderek ne olduğunu sormuş. “Sana aydınlanmanın sırrını öğretmemi istemiştin…” “anlamadım bana hiçbir şey öğretmediniz ki?” “ Söyle bakalım”,demiş üstat gülerek, “son on gündür neler yaptın? Kime  ne yalanlar söyledin? Kaç düşman  kazanıp kaç dostunu kaybettin?”

“Artık  harcanacak vaktim kalmadığını düşünüp herkesle  barıştım,servetimi de ihtiyacı olanlara dağıttım.”

“Bundan  önce insanlar senin hakkında ne düşünüyorlardı?”

“Bencil ve kaba  biri olduğumu..”

“Ya şimdi?”

“Herkes  beni övüyor ve ermiş bir adam olduğumu söylüyor.”

“peki bundan memnun musun?”

“Elbette!”

“Öyleyse  evine  dön oğlum.Bil ki her an  dünyayı  terk edebilirsin.Hayatının her gününü  şu son on gün gibi   yaşa.Huzuru hep böyle bulacaksın.Gerçek irfan işte budur!”[1]

 

[1] İmdat Üstad Aranıyor.s.148

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here