Prof. Dr. Salih Şimşek Yazdı…

 

Yıllar önce bir gece Bulgaristan’da Plovdiv şehrine girmiş, yol kenarında müşteri (!) bekleyen zavallılara acımış, yemek yiyecek bir yaramış ve bulamamış sonra da Meriç Nehri kenarındaki Maritza Hotel’de bir gece geçirmiştim. Ben de o zaman Plovdiv‘in bizim meşhur Filibe’miz olduğunu öğrenmiş ve derin bir âhh çekmiştim.

 

Şu son zamanlarda kullanılan bir sıfata, bir başka ifadeyle nitelendirmeye takıyorum kafamı: “sen adamın dibisin!” Bir şeyin ‘dibi’, denince ben ‘tortu’sunu veya en altta kalanını anlıyorum. Adam bitmiş, tükenmiş ve sadece hiçbir işe yaramayan tortusu kalmış. Neden daha güzel bir sıfat bulmazlar ki bunu kullananlar? Mesela ‘adamın hası’ dense ne olur?

 

Gözyaşları dünyanın her yanında, her köşesinde ve her coğrafya parçasında hep aynı dili konuşurlar… Bir dost der ki; gözyaşı, özyaşıdır. Ağlamak güzeldir bazen… Nasıl ki yağmurdan sonra gökkuşağı çıkar, gök berraklaşır, etrafı bir serinlik kaplar; gözyaşından sonra da yüreklerde bir ferahlanma hâsıl olur, avuçlara damlayan ve gözyaşlarıyla sulanan dua çiçekleri güzelleştirir ruhu…

 

Ömürleri boyuncu, yatıp kalkıp, insanların kıyafetlerine, giyinişlerine, dinlerine, imanlarına ve hayat biçimlerine kafa takanların işleri çok zor! Bunların beyinlerini de çözmek mümkün değil. Kendi beyinlerinin sırrını bir çözebilseler, problem kalmayacak! Ama beyinlerinde problem olduğundan haberleri bile yok… Problemi başkalarının beyinde arıyorlar gariplerim. ‘Uzaya gideyim’ dediniz de, bunlar mı engel oldu?

 

Abdullah Gül’ün devir teslimindeki görüntülere bakan bir dost yazmış: Her gelen kendine göre düzen kuruyor işte yasa falan hiç hak getire… Ben de diyorum ki: Her düzeni insanlar kurar. Bu süreç tarih boyunca hep böyle olmuştur ve bundan sonra da böyle olacaktır. Ne gâm… Hatırlar mısınız? Bir zamanlar Bakan olan Moğultay da göreve geldiğinde bakanlıktaki çaycı ve müstahdemleri bile değiştirmiş ve kendine has bir düzen kurmuşu. .

 

En başta ABD’nin  ‘sadık dostları’ yoktur. Onların ‘en sadık ve en güvenilir dostları’, menfaatledir.  O, ‘sadık dostlar’ının işi bittiğinde limon gibi sıktıktan sonra çöplüğe atar. Geçmişte ‘en güvenilir müttefiki’ İran Şahı Pehlevi’yi sürgünde kanserden inim inim inletip sahip çıkmadığı gibi… Yıllar yılı Güney Doğu Asya’da kullandığı Filipinler Devlet Başkanı Markos’a yaptığı gibi… Yıllar yılı kullandığı Panama Devlet Başkanı Noriyaga gibi… Aklı ve basireti olan devletlerin ve Sivil Toplum Kuruluşları’nın ABD gibi devletlere, İngiltere, Fransa, Almanya ve Çin de dâhil, güvenmemeleri gerekir.

 

Şu son zamanlarda Sosyal Medya’da kullanılan bir “teklif cümlesine” takıyorum kafamı: “beğenmeyen bizden değildir”… Bu nasıl bir mantıktır anlamıyorum. Meselâ, facebook’un “Ehl-i Feys” takımı, çoğunlukla yüz yüze gelmediği insanlara “bizden” ve “bizden değil” gibi bir sınıflandırmayı nasıl yapar? Hadi ‘beğenmedim’, ne olacak şimdi? Siz kimsiniz? Ben kimim? Muhatabınız kim? Belki de muhatabınız zaten sizden değildi… Eeee? Sonra? Ne dersiniz, bir fikriniz var mı? ‘Sizden’ olduğumu biliyorsunuz, ama ‘beğenmedim’. O zaman sizden olmaktan ‘istifa’ mı etmiş olacağım?

 

Uyuşturucu madde kullananlar ‘genç yaşta’ ölürler diye yazı ve resim paylaştım bir sosyal paylaşım sitesinde… Bir dost cevap verdi: İçen öldü de içmeyen ölmedi mi hocam? Dedim ki: Her canlı ölecektir. İçmeyenler temiz, içenler bir başka şekilde ölecekler…

 

Birileri, bir diğerine şöyle diyor: senin kıymetini, bir de yakın arkadaşların bilebilselerdi, keşke…

 

‘Damlaya damlaya göl olur’ demiş atalarımız, ama bendeki damlalar niye göl olmuyor ki…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here