İnsan hayatı boyunca güneş ile yarış içerisinde olmalı. Güneşi üzerine doğdurmamalı.
Büyüklerimiz şöyle derdi:
“Rızık güneş doğmadan dağıtılır.”
Rızık güneş doğmadan dağıtılır elbet. Kurtların kuşların hep güneş doğmadan hareketliliklerine şahit oluruz. O mahlûkatlar bile sabahın ilk saatlerinde kendilerine ayrılan paylarına kavuşurlar.
Seher vakti rızıkların dağıtıldığına inanmak ve o üzere uyanmak bir nevi duadır da.
Büyükşehirlerde milyonlarca insanın yaşadığını düşünürsek, onların karınları nasıl doyuruyor, nasıl rızıklanıyorlar diye düşünürsek, bahsi geçen konu daha da aydınlanır sanırım.
Sabah saat 06:00. Mahalle efradı namaza gidiyor.
Otobüs durakları kalabalıklaşmaya başlıyor. Sokaklarda insanlar bir bir artmakta.
Güneş henüz daha doğmamıştır da.
İşte güneşle yarış içerisindedirler. Gün doğmadan sokaklar cıvıl cıvıl. Otobüsler, metrolar, tramvaylar, vapur….
O saatlerde kalkmaları nedeniyledir ki milyonları bağrında taşıyan şehirler aç kalmamamakta.
Erken kalkan rızkının yanında mutlu da olur.
Bazen mutluluk başkalarının da hakkı olabilir J
İran hükümdarı Enûşirvan`ın veziri Bozorcmihr her sabah erkenden sultanın huzuruna gider ve ona erken kalkanın mutlu olacağını söyler, sultan da bunu bir sitem olarak değerlendirirdi.
Bir gün Enûşirvan hizmetkarları çağırarak ertesi sabah erkenden kılık değiştirdikten sonra Bozorcmihr`e saldırmalarını, ona zarar vermeden elbiselerini üstünden almalarını emretti. Hizmetkârlar ertesi sabah sultanın emrini yerine getirdiler.
Üstünde giyecek bir şey kalmayan Bozorcmihr giyinmek için evine gitti.Bu yüzden de huzura geç çıktı. Sultan gecikmesinin sebebini sorunca Bozorcmihr “Hırsızlar yolumu kesip giysilerimi çaldılar. Eve gidip giyindiğim için geç kaldım” cevabını verdi.
Enûşirvan “Bana hep erken kalk diye nasihat eder misin? Bu bela da erken kalkmak yüzünden geldi başına!” deyince Bozorcmihr lafını esirgemedi:
–  Bu kez erken kalkan hırsızlardı. Mutluluk onların da hakkı!
 
Üzülme! Dert etme can!
Görebiliyorsan, dokunabiliyorsan, nefes alabiliyorsan, yürüyebiliyorsan ne mutlu sana!
 
Elinde olmayanları söyleme bana. Elinde olanlardan bahset can!
 
Üzülme! Geceler hep kimsesiz mi geçecek? Gidenler dönmeyecek mi? Yitirdiğin her ne ise; bir bakarsın yağmurlu bir gecede veya bir bahar sabahında karşına çıkmış bil ki!
 
Güzellikler de var bu hayatta gel git’lerin olmadığı bir hayat düşünebilir misin?
 
“Hüzün olgunlaştırır” , “Kaybetmek sabrı öğretir” Hz. Mevlana

23.09.2010