Bu günler hac günleri. Hacılarımız kutsal topraklara, rabbimizin çağrısına lebbeyk diyerek, gitmeye başladılar.

Hac sözlükte “kastetmek, yönelmek” anlamına gelen bir kelimedir. Fıkıhta ise hac, “Mekke şehrindeki Kâbe`yi ve civarındaki kutsal sayılan özel yerleri, özel vakit içinde, usulüne uygun olarak ziyaret etmek ve yapılması gereken diğer şartları yerine getirmek” olarak tarif edilir. Hac dünya Müslümanlarının umumi kongresi ve mahşerin provasıdır. Hacda tüm Müslümanlar ümmet olmanın, ırkı, rengi, mezhebi farklı Müslümanlarla kardeş olmanın farkına varırlar. Rabbimiz “Ona (Kâbe)gitmeye güç yetirebilen kimselerin o mabedi haccetmeleri Allah`a karşı yerine getirmeleri gereken bir yükümlülüktür “(Al-i İmran 97) buyurarak haccı Müslümanlara emretmiştir. Peygamberimiz de haccı İslam’ın beş esasından birisi olarak saymış, haccın önemini ve yararlarını belirtmiş ve haccın nasıl yapılacağını fiilen göstermiştir.

Hacca giderken bir anlamda itikafa girme duygusu ile hareket etmek gerekiyor. Kutsal topraklarda dünyevi duygu ve düşüncelerden sıyrılıp, bütün bir zamanı ibadet ve dua ile değerlendirilmelidir. Çarşı, Pazar turistik gezi düşüncesinden sıyrılmalı Kabe yerine çarşı tavafı kesinlikle yapılmamalıdır. Kutsal topraklarda geçirilen saniyeler bile boş ve malayani şeylerle geçirilmemelidir.

Hac ihramla başlar. Türkiye’den hacca giden Müslümanlar, şayet öncelikle Mekke’ye gidiyorlarsa, havaalanında ihrama girerler. Yok önce Medine’ye gidiyorlarsa, Medine’de Peygamberimizin ravzasını ziyaret edip Mescidi nebevi’de kırk vakit namaz kıldıktan sorma, Medine yakınlarındaki Zulhuleyfe’de ihrama girerek Mekke’ye giderler.

İhram sözlükte “haram etmek, kendini mahrum bırakmak” anlamına gelir. İhram fıkıhta hac veya umre yapmaya niyet eden kişinin, diğer zamanlarda mubah olan caiz olan bazı fiil ve davranışları belirli bir süre boyunca yani ihram boyunca nefsine haram kılması yasaklamasıdır. Kılık- kıyafet, cinsel hayat ve avlanmak gibi hususlarla ilgili olmak üzere gruplandırılabilecek bu yasakların ihlali, yasağın çeşidine ve ihlâl biçimine göre değişen cezaları gerektirir. Bu cezalar kurban kesmek, sadaka vermek, bedelini ödemek ve oruç tutmaktan ibarettir. Bu yasaklar niyet ve telbiye anından itibaren başlar ki, zaten niyet ve telbiye ihramın rüknüdür. Bu bakımdan hac ve umreye niyet edip telbiye yapmaya “ihrama girmek”, ihrama giren kişiye “muhrim” (ihramlı) denir. Kendini dünyadan arındırıp ahirete hazırlamaktır ihram. Onun için üzerindeki dünya ya ait her şeyden kurtulup sadece iki parça dan ibaret olan dikişsiz ihram kumaşı giyilir.

Elbete ihram sadece iki parça dikişsiz havlu veya benzeri türden kumaşa bürünmek değildir. Allah için ihrama girdiğini düşünmek dünyayı arkana atarak yönünü sadece alemlerin rabbine dönmektir. Allah’a teslim olmaktır. Ve “Lebbeyk Allahümme lebbeyk. Lebbeyke lâ şerîke leke lebbeyk. İnne`l-hamde ve`n-ni‘mete leke ve`l-mülke, lâ şerîke lek” demektir. Yani Buyur Allah’ım Davetine sözüm ve özümle geldim Allahım,emrin baş üstüne. Davetine sözüm ve özümle geldim sana teslim olamaya geldim senin rızana uygun yaşamaya geldim. Hayatımın tüm alanlarında sana itaat etmeye geldim. Ve tüm bunlar için sana söz vermeye geldim. Ey ortaksız olan sen! Emrin baş üstüne. Hamd senin, nimet senin, mülk de senin. Yoktur seninortağın. Diyerek Allah ile yeni bir akit imzalamaktır ihram.

Eskiden hacı olan insan daha farklı daha hassas olmalı sözü bana çok anlamlı gelmezdi. Hacıda Müslüman, hacı olmayanda Müslüman dolayısı ile herkes İslam’ın emrettiği gibi yaşamalı diye düşünürdüm. İhramın anlamını düşününce hacı olan ile olmayan arasında fark olması gerektiğine inanmaya başladım. İhram terbiyesi hacıda daha bir hassasiyet geliştirmeli diye düşünüyorum. Çünkü ihram kimi helalleri bile haram kılıyorsa bunun anlamı hacıda daha bir hassasiyet duygusu geliştirmek içindir. İhram hacıya haramlara düşmemek için kimi helallerden bile vazgeçilmesi gerektiği düşüncesini kazandırmalıdır. Hayvanlara ve bitkilere karşı zarar vermemek için azami gayret gösteren bir hacının bir insanı veya bir Müslüman kardeşini olur olmadık nedenden dolayı incitirse, bitkiyi veya hayvanı incitmemesinin ne kıymeti kalır ki. İhramlı Müslüman kendini ahiret hayatına alıştırmalı. Dünyayı ve dünya hayatını hatırlatacak hiçbir şeyi kullanmamalıdır. Tarak yok, ayna yok, koku yok, artık bedene dönük güzelleştirme yok; bu noktadan sonra artık tümüyle ruhuma dönük güzelleştirme cabası içerisine girmeli diye düşünüyorum.

Tavaf; Hacer-il esved’den başlayarak Kabe’nin etrafında yedi kez dönmek, dönerken Allah’a ulaşmak. Kabe Allah’ın evim diye nitelendirdiği kutsadığı yer. Kabe Allah’a açılan kapı Kabe’de dönmek yani tavaf yapmak Allah’a döne döne yaklaşmaktır. Elbette Allah’a her yerde yaklaşmak mümkün. Ama Kabe’de Allah’a yaklaşma sürati azami dereceye çıkar. Onun içindir ki burada yapılan dualar makbul dualardır. Her dönme Allah’a bir mesafe daha yaklaşmak anlamına geldiğinden, her dönmede Hacer-il esved bir kez daha selamlanarak Allah’la ahid yenilenir. Yedinci dönüş bittiğinde tavaf bitmiştir. Artık tavaf namazına durarak miraç yolculuğuna çıkabilirsiniz. Ve namazdan sonra Kabe’yi karşınıza alarak İbrahim’in makamında rabbinize istediğiniz kadar dua edebilirsiniz. Dönüşünü tamamlayıp rablerine ulaşanlar, namazla miracı yaşaya bilir ve rablerinden istediklerini alabilirler.

Tavaf namazından sonra say başlar. Say; Allah’a teslimiyetin simgesi Kabe’nin arkadaşı siyah kadın Hacer’in oğlu İsmail’e su arama çabasıdır. Kocası İbrahim Allah’ın emri ile onu ıssız Mekke’de bırakıp gittiğinde Allah’a tam bir tevekkülle teslim olmuş oğlu susayınca su aramaya çıkmıştı Hacer. Safa tepesinden Merve tepesine yedi kez gitmiş gelmiş her tepeye çıkışında Kabe’ nin yeride duran oğlu İsmail’e bakmıştı. Yedinci koşusunda Merve tepesinden Kabe’ye baktığında İsmail’in ayaklarının yanında rabbimin Zemzemi ikram ettiğini görmüştü. Bugün milyonlarca Müslüman her umre ve Haclarında Hacer’in bu çabasını yaşatırlar. Say dan sonra umre bitmiştir. Traş olup ihramdan çıkabilirsiniz. Türkiyeli Müslümanlar çoğunlukla temettü haccı yaptıklarından ihramdan çıkar Arafat yolculuğu başladığında tekrar ihrama girerler.

Arafat yolculuğu hac için ihrama girdikten sonra, Mina ile başlar. Bir gün Mina’da kalınır ve Arafat vakfesine hazırlık yapılır. Arife günü öğleden önce mutlaka Arafat’ta olunması gerekir. Peygamberimiz “Hac Arafat’tır” buyurur. Arafat’ta öğle vaktinde ögle ve ikindi namazı birlikte kılınarak vakfeye durulur. Vakfe Allah’a tekmil vermek, her emrine hazır olduğunu ifade etmektir. Ve kulluğunu sunarak Allah’a dua etmektir. Arafat duaların kabul olduğu makamdır. Akşam Arafat’tan Müzdelife’ye haraket edilir. Müzdelife’de Akşam ve yatsı namazları, yatsı vaktinde birlikte kılınarak Müzdelife vakfesine durulur. Günahlarından tövbe edilir ve şeytanla savaşmak için Müzdelife’de silah toplanır. İçindeki ve dünyadaki tüm şeytanlarla savaşmak için Müzdelife’den sabah namazından sonra hareket edilir. Artık şeytanları vurma zamanıdır. Şeytanlar vurulur ve İsmailler kurban etmeye gidilir. Her Müslüman kendi İsmailini kurban etmelidir. Tekrar Kabe’ye tavafa rabbin ile buluşmaya giderken, şeytanlarını öldürmüş, kalbinde seni rabbinden uzaklaştıracak hiçbir sevgiye yer vermemek üzere İsmaillerini kurban etmiş olmalısın. Artık bu tavaf günahlardan arındığın, rabbinle buluştuğun bir tavaf olmalı.

Hac ibadeti Hz. Adem, Hz. Havva, Hz. İbrahim, Hz. Hacer ve Hz. İsmail ‘in eylemlerinin Müslümanlar tarafından yeniden yapılması ve onlara binlerce selam olsun o kutlu insanları anlama çabasıdır. Hac ibadetinin nasıl yapılacağını peygamberimiz Hz. Muhammed(as) bizlere öğretmiştir. Hac Adem ve Havva’da tövbenin ve duanın kabul oluşu ve sevgiliye ve rahmete kavuşmadır. Hacer ve İsmail’de teslimiyet ve çabadır. Çabanın sonucunda ödüle kavuşmaktır. İbrahim’de hac şeytanla mücadele ve en sevdiklerini Allah’a kurban etmedir. Muhammed(as) da hac tevhidi hayatın yaşamın bütün alanlarına hakim kılmaktır. Ve kabul olmuş hac kabul olmuş bir duadır.
11.10.2011