Sun’i olarak şişirilen ve işi bitince birden patlatılan şahsiyetlerin durumlarına bir yandan acıyorum, bir yandan da üzülüyorum.

 

Masanın bir yanında iken halim- selim, diğer yanına geçince aslan kesilen düalist şahsiyetli mahlûkların durumlarına bir yandan acıyorum, bir yandan da üzülüyorum.

 

Kendi ‘doğma’ ve ‘doğru’ları dışında, hiç bir fikre tahammülleri olmayan ‘tahammülsüz’ ve ‘hazımsızlara’ bir yandan acıyorum, bir yandan da üzülüyorum.

 

İçlerinde ve beyinlerinde taşıdıkları ‘putları’ kırmadan, dışarıdaki putlara karşı cihad ilan zavallı dindarların hallerine bir yandan acıyor bir yandan da üzülüyorum.

 

‘Muhafazakârlık’ adına, sahip olunan her tür ‘olumsuzlukları’ da ‘muhafaza eden’ muhafazakârların durumlarına bir yandan acıyorum, bir yandan da üzülüyorum.

 

Yıllar yılı birlikte olduğu arkadaşlarını birlikte yürüdükleri esnada yolda ‘sattıktan’ sonra, ‘yolda buldukları’ ile avunup teselli olan zavallıların ruh hallerine bir yandan acıyor, bir yandan da üzülüyorum.

 

Hayatları boyuncu tüm işlerini ‘başkaları kanalıyla’ gören, ama hep kendisi ‘yapmış gibi’ kasılan bir kısım zevatın ruh hallerine bir yandan acıyorum, bir yandan da üzülüyorum.

 

Mevcut genç neslimizin ‘edeplerinden’ dolayı değil de, ellerindeki cep (el) telefonlarına sürekli bakmalarından dolayı başlarının ‘eğik’ olmasına, bir yandan acıyorum, bir yandan da üzülüyorum.

 

Rükû ve secdedeAllah’ım senden başkasının önünde eğilmem’ deyip, sonra da bazı insanoğlunun önünde eğildiklerinin farkında olmayan insanların hallerine bir yandan acıyorum, bir yandan da üzülüyorum.

 

Nefislerinden başka kimseleri beğenmeyen, sadece ve sadece kendine yaltaklık ve yağcılık yapıp pohpohlayanların dışında hiç dost ve arkadaşları olmayan zavallılılara bir yandan acıyorum, bir yandan da üzülüyorum.

 

Yollarda olan bazı zevatın, yolların ebedî olarak kendilerinin olduklarını sanmalarına, bir gün onların da bir mola yerinde terk-i diyar edeceklerinin farkında olmadıklarına bir yandan acıyorum, bir yandan da üzülüyorum.

 

Yanlış’ da olsa, kendi tartışılmaz ‘doğru’larının kurbanı olmuş, dünyayı, eşyayı ve insanları siyah ve beyaz olarak iki renkle değerlendiren dar ufuklu ‘aydın’ geçinen varlıklarınabir yandan acıyorum, bir yandan da üzülüyorum.

Günümüzde dünyanın her yerinde masum insanlar kan ağlarken, Türkmeneli, Doğu Türkistan, Suriye, Irak, Arakan, Filistin, Mısır ve daha pek çokbizim’ coğrafya parçalarında katliamlar devam ederken, sessiz kalan ve tepki vermeyen insan ve kurumların bu hallerine ve acizliklerine bir yandan acıyor, bir yandan da üzülüyorum.

 

Hülâsa:

Kime ne?

Olup bitenler karısında üzülürüm de acırım da…

Ben, bir yandan acıyorum, bir yandan da üzülüyorum.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here