Ramazan Çetin Yazdı…       

            Ey dost! Sana bu mektupları yıldızların tebessüm ettiği, çiçeklerin yıldızları öptüğü, gecenin sözünü en güzel söylediği, ahengin kendini ele verdiği, duyguların akışını kimsenin görmediği şu saatte yazıyorum. Kalbimiz ve yüreğimiz aşk ve sevgiyle bir oldukça, sevgiyi, muhabbeti var eden oldukça ebede aksın bu sevdamız. Sevgiyle derman bulsun yaramız…

Ey dost! Şunu unutma ki “Her nefis mutlaka ölümü tadacaktır.”Her gelen mutlaka gidecektir. Mademki varolmuşuz, öyleyse ölüm vardır. Aşk ile ölene bütün hayat bahardır. Bilesin ki kıyamet günü ceza ve mükâfat belli olacak, her şey apaçık olacak, gizli bir şey kalmayacak. Mahşer günü hesaplar ayan beyan belli olacak, iyiliklerin mükâfatı verilecek, fenalıkların cezası olacak. Her kim ki, ateşten uzaklaşır cennete girerse, her kim ki sevgiyle, ihlâsla muradına ererse, işte esas zenginlik ve yücelik odur, işte kazanç o gündür. Bilelim ki hayatı dünya aldatıcı bir seraptan başka bir şey değildir, mümin hayata ve ebediyete bakışından bellidir. Ne ekersek onu biçeriz, nasıl biçtiysek öyle dikeriz. Yanlış diktiysek nasıl sökeriz. Mademki ölümün nerede geleceği belli değil öyleyse hazırlık yapmalı, yolumuzu, yurdumuzu belli etmeli. “dünyada bir garip bir yolcu gibi yaşamalıyız.”hayatı ebedi sanmamalıyız. Tüm insanlığı sevgi ve muhabbetle kucaklamalı, ebedi yarın için hazırlanmalıyız. “hiç kimse yarın ne kazanacağını bilemez. Hiç bir nefis nerede öleceğini bilemez.”[1]

  Ey dost! Ecel saati öyle bir saat ki ne ileri ne de geri gider. Vakit ne zamansa o zaman gelir. “onların ecelleri gelince ne bir saat geri ne de bir saat ileri giderler.”[2]Elimizde olan şeyleri değiştirebiliriz, değişen hayatı lehimize çevirebiliriz. Ama elimizde olmayan şeyleri nasıl değiştireceğiz? Hele ölüm saati geldiğinde ne yapacağız. Rabbimiz(cc)bizlere şöyle seslenir. “Ey müminler! Mallarınız, çocuğunuz, çocuğunuz, sizi Allah’ı zikretmekten alıkoymasın. Kim bunu yaparsa muhakkak o hüsrana uğrayandır. Birinize ölüm çatıp da “Ya rabb! Benim ölümümü biraz geciktirsen de sadaka verip sülehadan olsam” demeden evvel bizim size vermiş olduğumuz rızktan infak edin. Allah belirli zaman gelince hiçbir nefsi geri bırakmaz. Allah yaptıklarınızdan haberdardır.”[3]

İşte duydun Rabbin sözünü’ haydi artık hakka çevir yüzünü. O bizim her şeyimizden haberdardır, içimizde dışımızda bilsek de bilmesek de o vardır. Zaman tükenip de vakit dolmadan, ömür yaprakları sararıp solmadan, hakka ve hakikate sımsıkı sarılmalı, yapılması gereken ne varsa yapmalı, sorumluluğumuzu iyi bilmeliyiz. Yarın mizanda ne ağır gelecekse, gözümüz ve gönlümüzü hangi şey ağartacaksa onun peşinden koşmalıyız. Haşir günü yüzümüz kara çıkaracak, bizi utandıracak her hal ve hareketten uzak durmalıyız. Rabbin razı olacağı ameli Salih işlemeliyiz. “şüphesiz insan hep ziyanda kalmıştır, kaybetmiştir. Ancak iman edenler, ameli Salih işleyenler, birbirlerine hakkı ve sabrı tavsiye edenler müstesna.”[4]Onun için gel ziyana uğrayanlardan olmayalım, nefsimize uyup helak olmayalım. Kendi benliğimizde bitip kaybolmayalım. Sapkın bir kavim olmaktansa hakla ve hakikatle yolunu aydınlatmış erenlerden olalım. habibi kibriyayı kendimize mürşit bilelim. Bizi cehenneme götürecek, Allah’tan koparacak hayattan iş ve sözlerden kendimizi uzak tutalım. İşte önümüzde Rabbin ayetleri, işte yerlerin, göklerin delilleri, işte hayatın apaçık belgeleri. Bilmem ki daha ne isteriz. Neyin peşinden gideriz.

Ey dost! Gel açıp Rabbimize yalvaralım, kalbimizin sesini ona duyuralım. Ve diyelim ki “Ey rabbimiz! İman ettik, bizi yarlığa ve bize acı. Sen merhametlilerin en merhametlisisin.”senin rahmet ve bereketin her şeyi kuşatmıştır, her şey senin sevginle varolmuştur. Bizi de yolunda yar eyle, kalbimizi sıratı müstakime kalb eyle! Eğer sırat-ı müstakimden şaşarsak, eğer doğru yoldan kayarsak bize kim yol gösterir, bize kim el uzatır. Sahibimiz kim olur. Sevdiğimiz kim olur. Kesinlikle unutma ki bu yolun vardır dönüşü, bir gün doğacaktır ebediyet güneşi. Kalbimizi hakkın zikriyle yumuşatmalı, gönlümüzü güzeller güzelinin muhabbeti kuşatmalı. eğer kalbimiz katılaşıp da körleşirse, eğer ruhumuz sevgisizlikten heba olup çürürse, eğer yolumuz imansız kararırsa, eğer mezarımız karanlıkta kalırsa, eğer hesabımız mahşerde zorlaşırsa söyle dostum biz bu alemi ne yapalım? Onun için efendimizin(sav) “dünyada bir garip bir yolcu gibi yaşa. Akşama ulaştığında sabahı bekleme, sabaha ulaştığında da akşamı bekleme. Hastalığın için sıhhatinden, ölümün için hayatından istifade et. Vaktini boş geçirme”[5] ağzımızın tadını bozacak ölümü sık sık hatırlamalı, bir gün ölümün bizi yakalayacağını aklımızdan çıkarmamalı. Sevgi ve muhabbetle kal…

 

 

 

 

 

 

[1] Lokman,34

[2] Nahl,61

[3] Münafikün,9-11

[4] Asr,1,2,3

[5] R.Salihin,s.13

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here