Her yıl Ramazanda işkenceye dönüşürdü medyanın üzerimize boca ettiği iftiralar. Ve her bayram sabahında kalbimiz burulmak için onlarca sebep bulurdu…


Hatırlarsınız muhakkak…

Bu ülkede yaşıyorsanız ve duyarlılıklarınız varsa hatırlarsınız.

Ramazana girer girmez zaten şirazesi bozulmuş akıl-kalp ilişkisini mahfetmek için harekete geçerdi kimileri.

Şöyle adam akıllı, takvaya yakın bir abidlikle Ramazan edelim de belki ilerisine birşeyler kalır umuduyla hareket edelim derken, medya bombardımanıyla takatimiz kalmaz idi. Bir ay boyunca sürüp giden tartışmalar, iftiralar yüzünden zehir olurdu tuttuğumuz oruç, yaptığımız iftarlar.

Yıllar geçti, galiba özümüzde olana dair birşeyleri değiştirdik. Allah da yaşadığımız âna dair çok özel bir değişiklik sundu sanırım bizlere. İlk kez medyanın ahlaksız saldırıları ve yönlendirmeleri olmadan, yardımlaşmanın ve dayanışmanın doruklarda olduğu bir Ramazan`ı idrak etmiş gibi hissediyorum kendimi.

Arada bir iki çatlak ses duyar gibi oluyordum ama gerçekten şeytanlar bağlanmıştı ve kimse oralı olmadı çok şükür…

Yani demem o ki , bu nimetin kıymeti bizim algıladığımızdan daha fazla olacak. Kimi zaman özellikle camia içerisinde “kardeşim Filistin, Afganistan bu haldeyken bayram mı yapılır” diye de söylenerek burukluğumuzu artıran demeçlerimiz de olmuştur birbirimize karşı.

Ama şimdi gönlümüzün hilali görünmüş bir yerlerden ve oralara ellerimizi yüreklerimizi uzatabildiğimizi, onlara ulaşabildiğimizi düşündükçe, bazen çığrından çıkıp duyarlılık ölçme aracına dönüşen bu söylem de geçerliliğini yitirmek üzere…

Şükürler olsun ki yardım derneklerimizin yapmakta olduğu çalışmalar yüreklerimize su serpiyor. Öylesine içimize işlemiş ki  bayram namazı esnasında aklımıza Gazze`ye yardım için yola çıkan ve şehit düşen İbrahim Bilbenler , Furkanlar geliyor. Yine namaz sonunda Pakistan için  cömertlik yarışına girişilmişcesine yardımlar toplanıyor.  Ebu Leheb ölmedi Ebu Cehil kıtalar dolaşıyorsa eğer yüreğimiz  de boş durmuyor onlardan daha fazla dolaşıyor , üstelik ifsad etmiyor, düzeltiyor, merhamet ediyor , rahmete vesile oluyor.

Her ne kadar her bayram arefesinde bağrımıza yapışıp sesimizi kısan bir keder gelip bulsa da bizi, yürek coğrafyamızın genişlediğini bilmek güzel. Bunu hissetmek ve bu nimetin kıymetini bilmek için çaba göstermek gerekiyor…

Allahın durumumuzu daha da farklı bir noktaya getirmesini umuyorsak eğer, sanırım bayramdan bir gün sonraki imtihanımız da güzel bir fırsat. Yıllar sonra sevabının da günahının da toplumun kendisinin olacağı bir karar verme gününü görmek üzereyiz. Dış ya da iç güçlerin , bilmem hangi derin odakların fazla işletilemediği bir karar gününde , dilerim ki hakkın ve adaletin sesini basacağımız mühürlerle kavileştiririz…

Artık bayramlar bayram olsun istiyorsak,  kederimiz hüznümüz  vefalı bir arkadaş gibi beklese de bizleri, şairin dediği gibi  “yarının çocukları gülleri için, Herbirinin ayva tüyü çilleri icin” , kardeşlik için, barış için, selamet  ve huzur için, yaptıklarımızın yetmediğini görerek daha fazla gayretle ” birr ” olanı istemenin zamanı gelmiştir..

Huzurun hilâlin kendini göstermesi gibi ortaya çıkması dileğiyle, Bayramınız bayram olsun!

09.09.2010