Cemaatten arkadaşlar geliyor yanıma. Oturuyoruz, konuşuyoruz şurdan burdan. Çay söylemek istiyorum, “aç mısın?” diyorum vakit uygunsa. Vakitleri varsa karşılıklı çaylarımızı içiyoruz. Çekinerek verilen “içmesekte olur” cevaplarını kabul etmiyorum. Çay iyi çünkü. Muhabbet, kardeşlik ve dostluğun karşılıklı yudumlanması, paylaşılması demek biraz da. Yıllar da geçse bir kişiden bahsedilirken eğer bir bardak çay içmiş iseniz, bir anekdot olarak illa ki düşülen bir değer ”oturup çay içmişliğimiz vardır.”

 

İnsan sevmediğine çay ısmarlar mı? Ismarlamaz sanırım. Sevmediğinin de çayını içmez elbette.

 

Sözü o hassas konuya getirmemeye çalışıyorum mümkünse. Çünkü onun düşüncesini asla değiştiremeyeceğimi biliyorum. Eğer daha önce bu konuyu konuşmamışsak konunun dönüp dolaşıp o konuya geleceğini de tahmin ediyorum.

 

Soruyor arkadaşlar; “nasıl görüyorsun son gelişmeleri?” diye.

Cevabım net oluyor genelde: “iyi görmüyorum!”

Aynı cevapta buluşuyoruz sonra: Evet, iyi değil.

Sonra arkadaşım bana kendi görüşünü en haklı bulduğu noktada sorular soruyor.

En fazla kızdığı noktaları dile getiriyor.

En fazla hayal kırıklığı yaşadığı şeyleri büyük bir şaşkınlıkla anlatıyor.

 

Bütün bunları dinlerken, çayımızı yudumlarken, birbirimizin yüzüne sıcacık bakarken bu küçük sohbetin en kötü tarafına takılıyor aklım:  Ne söylersem söyleyeyim onu asla ikan edemeyeceğim.

 

Ne yazık ki, ne kadar üzücü bir durum ki bunu biliyorum. Haklı olduğu konularda düşüncelerini tasvip de etsem, aslın kardeşliğin bakiliği, elimizden ve dilimizden kimselerin zarar görmemesi gerektiği, Müslümanın elinden ve dilinden emin olunan kimse olduğu noktasında birleşip, hadislerle, ayetlerle birbirimizin yüreğine inip damarlarında seyri sefere de çıksak bunu biliyorum.

 

Konuşacağımız birçok konuda ortak noktada buluşabilsek bile onun kendi cemaati, lideri hakkında bir yanlış olabileceğini asla kabul etmeyeceğini biliyorum.

 

Yoğun konuşmaların sonuna doğru küçük bir soru soruyorum kardeşime.

“Peki, taraf olduğun cemaatin haksız olduğunu düşündüğün bir nokta var mı?”

Afallıyor sanki. Nur yüzünden bu apaçık seçiliyor. İşin en kötü tarafı da ne biliyor musunuz?

 

Duruşundan ve verdiği cevaptan kardeşimin bu konuyu hiç düşünmediğini anlıyorum. Tüm savunmalar, aldığı duyumların doğruluğu hakkında. Empati yok. Özeleştiri yok. Eğer yanlışsa, eğriyse o eğriyi doğrultacak, düzeltecek bir kılıcı yok.

Elinde başkalarının kılıcı ve kendisine gösterilen yanlışları düzeltme bile değil, kesme peşinde.

Yine gelin, diyorum ayrılırlarken;  çayımız her zaman var ve sıcak…

İçimden ekliyorum sonra da; keşke kardeşliğimiz de öyle kalsa…

2 YORUMLAR

  1. Bizimde evimizde ikna edilmeyen bir kız kardeşimiz var. Yıllardık farklı düşünüyoruz diye ilişkilerimizi germemek ve birbirimizi incitmemek için ipin üstünde cambazlık yaptık. Ama şimdi ipler o kadar inceldi ki, neredeyse kopacak. Ne kadar üzgün olduğumu sadece Allah biliyor.Kardeşimle aramı bunca açan kimselere incinmişliğimi ve tedirginliğimi birde kardeşimin yabancılaşmasını bırakıyorum. Değil müslüman kardeşliği karındaşlık bile hiç oldu, yel oldu, acı ve elem oldu.Bizim vebalimiz kimlerin boynunda.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here