Seçimlere çok kısa bir zaman kala yazımızı biraz uzun tuttuk. Belki bu süreçte Aktörlere birazcık olsun katkımız olur.

Anlatılmak istenen bir konunun istenildiği gibi aktarılabilmesi için sözün yeterli olamadığı durumlarda, iletişim etkinliği beden dilinin desteği ile sürdürülmektedir. Çünkü söz ile herşey anlatılamamaktadır. Kaynak ile alıcı arasındaki iletişim eylemi öncelikle beden dili ile başlar ve bizler kendimizle ilgili birtakım mesajları ve sinyalleri karşımızdaki kişiye, gruba ya da topluluğa bedenimizdeki işaretler vasıtasıyla sunarız. Bedenimizin sunduğu bu sinyaller ise sözlü olarak sürdürülecek iletişim etkinliğinin devamının nasıl olacağını da belirleyen bir etkinliğe de sahiptir. Politik bir aktörün başarılı bir hitabeti yerine getirebilmesinde hedef kitlesi olarak seçmenlerine sunduğu sözlü ifadeler yanında görsel göstergeler içinde değerlendirilebilecek beden işaretlerinin önemi büyüktür. Politika ya da topluluk önünde konuşulmasının gerekli olduğu diğer alanlarla ilgilenen kişilerin ise hangi beden işaretinin, hangi jest ve mimiklerin ne anlama geldiğini bilmesi ve devamında sözlü teknik ile uyum içinde olmayı sağlayacak bir konuşma niteliğini yerine getirmesi gerekmektedir. Yanlış beden işaretlerinin doğru seçilmiş söz dizeleriyle birleşmesi hitabete, etkili konuşmaya ve iletişim eyleminin başarısına bir katkı sunmayacağını gibi etkinin ve inandırıcılığın azalmasına neden olabileceği her zaman gözönünde bulundurulmalıdır.

Beden işaretleri olarak yüzde oluşan jest ve mimikler yanında, konuşmacı ve dinleyici arasında gerçekleşen iletişim süreci boyunca duruş, el ve kolların hareketleri, parmakların kullanımı, tokalaşma biçimleri, kafa ve boyun hareketleri, oturuş biçimlerinin her biri karşı tarafa farklı mesajlar gönderirken, aynı zamanda etkili konuşma için gerçekleştirilen çabanın neticesini de etkilemektedir.

Medya araçlarından da görüldüğü üzere politikacılar ister parti toplantılarında, ister mecliste isterse halka açık meydanlarda konuşma gerçekleştirsin, seçmenlerle, partililerle veya diğer politik aktörlerle konuşma öncesinde bir araya gelir ve tokalaşırlar. Bu durum politikacının konuşma öncesinde seçmen kitlelerine göstermek isteği yakınlık ve samimiyeti yansıtması açısından bir fırsat olmakla birlikte, rakip partililere karşı duruşunu ve tavrını ortaya koymasına da olanak sağlamaktadır. Tokalaşma esnasında kişilerin karşılıklı bakışı, jestleri, mimikleri ve tokalaşma biçimleri olmak üzere dört temel etken harekete geçmektedir ve her biri karşı tarafa çeşitli mesajlar gönderen anlamlar içermektedir.

Bedensel yakınlık ve temas sırasında kişilerin bakışı karşı taraftakinin gözlerine değil, başka bir yöne odaklanıyorsa, bu durum o kişinin bu yakınlıktan memnun olmadığı anlamına gelir. Konuşurken karşıdakinin gözlerinin içine bakmak da doğru iletişim değildir. Karkışlıklı konuşmada bakışlar burun uçlarına birleşmelidir. Bakışla birlikte tebessüm etmek ya da etmemek kişinin iletişim eylemine olan motivasyonunu ve memnuniyetini yansıtacağı gibi kaşlarını kaldırarak selamlaşmak ise bu karşılaşmadan dolayı şaşırdığı mesajı göndermektedir. Bu sırada gerçekleşen tokalaşma eyleminin biçimleri de kişi hakkında bir takım sinyallerin yayılmasını sağlamaktadır. Eğer tokalaşma karşı tarafın parmakları ucunda gerçekleşiyorsa bu durum o kişinin mesafe koymak istemesinden kaynaklanabileceği gibi çoğunlukla ilk kez tanışan kadın ve erkek arasında mesafeyi belli etmek adına yararlandığı bir tekniktir. Tokalaşma, tarafların birbirini iki eliyle kavraması ya da tokalaşırken aynı zamanda koldan veya omuzdan tutulması biçiminde gerçekleşiyorsa, burada yatan anlamlar da tarafların samimi ve içten görünmek istemesi, karşılaşmadan duyduğu memnuniyeti yansıtma güdüsü ve duygusal bir bağ kurma eğiliminde olduğudur.

Politikacıların seçmenlerle karşılaştığı sırada genellikle bir eliyle tokalaşırken diğer elini de omuza götürmesi şeklinde tokalaştığı görülmektedir. Politikacının bu eğilim ile yaratmak istediği algı birlik, bütünlük, samimiyet ve dostluk ile ilgilidir. “Politikacılar ve doğulu devlet adamları tarafından sıklıkla kullanılan bu el sıkışma biçimi, o insanlar için büyük çoğunlukla gerçek duyguları yansıtmaktan çok bir gösteri niteliğindedir. İnsanın uzun bir aradan sonra ilk defa gördüğü eski bir dostunun elini bu biçimde sıkması yadırganmasa da, ilk defa karşılaştığı veya çok az tanıdığı bir kimseyle bu şekilde el sıkışması, o kişiden bir çıkar beklentisi içinde olduğunu düşündürür” (Baltaş – Baltaş, 2012: 84). Ancak aynı düşüncenin bir politikacı ile kendi seçmenleri arasında gerçekleşmesi söz konusu değildir. Politikacılar kamuya mal olmuş kişilerdir, seçmenlerini ve genel olarak halkı temsil etmek için vardır ve seçmenlerini tek tek tanımasa da onlarla genel olarak her zaman bir temas içindedir.

Adab-ı Muaşeret çerçevesinde tokalaşma ile ilgili dikkat edilmesi gereken bir takım hususlar bulunmaktadır:

  • Tokalaşırken, diğer elle de kol ya da omuzun tutulması bedensel teması arttırmaktadır ve bu durum bazen karşı taraftaki kişiyi rahatsız edebilmektedir. Bu konuda özellikle erkeklerin kadınlara yönelik temaslarında aşırıya kaçmamaları gerekmektedir.
  • El sıkışma eylemini ilk başlatan üst otorite ya da mevkideki kişilerdir. Konum ve otorite olarak daha aşağıda yer alan kişiler, üstleri el uzatmadan tokalaşma eğilimi göstermemelidir.
  • Kadın ve erkekler arasında tokalaşma için ilk eğilimi kadının göstermesi beklenmelidir. Kadın elini uzatmadan, erkek tokalaşmaya çalışmamalıdır.
  • Tokalaşmanın süresi kısa tutulmalıdır. Uzayan tokalaşmalar tarafların daha yakın duygular yaşadığı izlenimi yaratır ki, bu durum taraflardan birinin böylesi bir izlenim karşısında rahatsız olmasına ve iletişim motivasyonunun düşmesine yol açabilir.

Beden dili olarak özellikle ikili konuşmalarda en sık kullanılan organlardan biri baş ve boyundur. Baş hareketleri özellikle dinleyenin konuşmacıyı ne kadar önemsediğini, iletişim eylemine ne kadar motive ve istekli olduğunu, söylenenlerle ne derece ilgilendiğini yansıtmaktadır. Aynı şekilde konuşması esnasında konuşmacının yaptığı baş hareketleri, dinleyiciler üzerinde üstünlük yaratma çabası içinde olup olmadığını yansıtırken, konuşmacının ilgili konuya ne kadar önem verdiği ile ilgili de çeşitli izlenimler oluşturmaktadır. Baş hareketleri bir yandan da dinleyicilerin dikkatini konuşmaya çekmek ve ilgisini arttırmak açısından da önem arz etmektedir. Fakat konuşmacının farkında olmadan yanlış bir izlenim yaratacak baş hareketlerinde bulunması dikkatleri dağıtabileceği gibi kurulmak istenen güvenilirlik bağının zedelenmesine de neden olabilmektedir.

Baş hareketleri yalnızca başın yukarı aşağı oynamasıyla onay, iki yana doğru hareketiyleyse hayır anlamına gelmesiyle sınırlı değildir. Boynun eğilerek başın aşağı eksene doğru bakması ve bakışların konuşmacıya odaklanması, konuşmaya verilen önemi yansıtırken, anlatılanların dinleyici tarafından kabullenilmiş olduğu sinyali vermektedir. Taraflardan birinin başını yukarı kaldırması, konuşulan bazı şeyleri onaylamadığı ya da söylenenlerin doğruluğuna güvenmediği anlamı taşırken, bu durum bazen taraflardan birinin diğerine karşı üstünlük kurma eğilimi içine girdiğini göstermektedir. Başın bu duruşunda güdüsel olarak genellikle iki bakıştan biri kullanılmaktadır. Bunlardan biri kaşların çatılması ve bakışların keskinleşmesidir ki, bu dinleyicinin konuşulan şeylerin bazılarına katılmadığı ve hala o konu hakkında aydınlanmak istediği anlamına gelmektedir. Diğeri ise kaşlarını kaldırmasıdır, bu ise çoğunlukla dinleyicinin anlatılanlara karşı hayrete düştüğünü göstermektedir. Konuşma sürecinde, dinleyicilerden gelen bu küçük sinyaller, konuşmanın etkileme başarısı hakkında çeşitli öngörüler sağlarken, konuşma seyrinin az da olsa değiştirilmesi, örneklerle desteklenmesi, tanık gösterilmesi gibi somutluklara başvurulması konusunda konuşmacıya bir zaman fırsatı da yaratmaktadır. Bu nedenle konuşmacı, dinleyicilerin beden dilleriyle gönderdiği bu sinyalleri takip etmesi ve neyin ne anlama geldiğini anında çözebilmesi gerekir.

Konuşmacının söz konusu konuyu aktarırken ve kendini ifade etmeye çalışırken en sık yararlandığı beden işaretlerinden bir diğeri el ve parmaklardır. Kol, el ve parmak işaretlerinin konuşma sırasında anlatılanlarla bir uyum içinde olması, etkileyicilik açısından önemli olmakla birlikte bu hareketlerin abartılması, dinleyicinin dikkatinin dağılmasına neden olabilmektedir. Bu yüzden el ve kol hareketlerinin ölçülü kullanılması ve anlatılanlarla bir denge bütünlüğü sağlaması gerekir.

Politik aktörün konuşması sırasında rakip bir partinin vaatleri ve iddiaları üzerine eğilirken ya da geçmişte meydana gelmiş bir olayı örnek olay olarak verip bugünle ilişkilendirirken kollarını iki yana doğru göğüsten gitgide uzaklaştırır biçimde açması, rakip partilerin bu iddialarıyla yetinmediğini ve inanmak için daha fazla bilgiye ve örneğe ihtiyaç duyduğunu göstermektedir. Bu anlamı karşılayan kol hareketinde kollar iki yana açılırken, çoğunlukla baş bir yana hafifçe yatırılmakta, kaşlar kalkmakta, konuşmacının yüzünde hafif bir alaycı tebessüm belirmekte ve kollarla birlikte avuçlar da dışa doğru yavaşça açılmaktadır. Konuşmacının bu hareketi, dinleyicilerin düşüncelerini ve zihinlerini yönlendirmek açısından etkilidir, bu hareketin konuşulan şeylerle uyumlu olmasına özen gösterilmelidir. Konuşmacının yine kollarını iki yana açması, konuşulan şeylere katıldığı ve önerilere açık olduğu mesajı da vermektedir. Ancak bu kez kollar biraz daha yukarıya kaldırılmaktadır, avuçlar açılırken parmaklar hafifçe içe doğru çekilmektedir ve kaşlar kaldırılmamakta, bakışlar keskinleştirilmekte ve yüzde bir tebessüm oluşmaktadır. Politik aktörün, konuşması sırasında kollarını başının da yukarısına gelecek şekilde iki yana açması ise başarı ve zafer duygusunun yansıması olarak görülmektedir. Bu pozisyon şeklinde politikacı kollarını havaya kaldırırken ellerini yumruk şeklinde sıkıyorsa, bu durum mücadele, güç ve başarının yansımasıdır. Bu duruşta artık tebessüm, dişlerin göründüğü bir gülüşe dönüşürken, ağzın çok da açılmamasına dikkat etmek gerekir. Kolların bu hareketi, politik konuşmacının halkı kucaklaması anlamına da gelmesi açısından önemlidir.

El ve parmakların işaretleri ise politikacının anlattıklarında ne kadar kararlı ve mücadeleye ne kadar hazır olduğunu yansıtırken, konuşmanın seyrine göre uyarı ve güvensizlik taşıdığı noktaları dinleyicilere aktarması açısından da sözün tamamlayıcısı olarak konuşmada önemli bir yer tutmaktadır. Örneğin; politik aktörün konuşması sırasında elini kaldırarak havaya doğru bir kavrama hareketinde bulunması, anlattığı konu hakkında ne kadar kararlı ve emin olduğunu göstermektedir. Aynı şekilde tüm parmaklarını birleştirip avucunu gerginleştirerek elini havaya kaldırıp keskin bir şekilde indirmesi de mücadele etmede ne kadar kararlı olduğunu ve söz konusu mesele hakkında hassas ve keskin çizgilere sahip olduğunu yansıtmaktadır. Politikacılarda en sık karşılaşılan el hareketlerinden biri de elini yumruk şeklinde sıkarak havaya kaldırması ve yumruğunu havada gezdirmesidir. Bu hareket, politikacının rakiplerine karşı ne kadar mücadeleci olduğu ve gerekirse mücadelenin saldırgan bir tavra doğru gideceği mesajı taşırken, savunulan fikrin arkasında ne kadar kararlı durulduğunu da yansıtmaktadır. Avucun yumruk şeklinde sıkılarak, işaret parmağının kaldırılması da yine politikacının savunduğu görüşe ve sunduğu vaatlere ne kadar bağlı ve kararlı olduğunu yansıtması açısından önemlidir. Aynı zamanda bu işaret politikacının otoritesine de vurgu yapmaktadır. Ancak başarılı ve etkileyici bir konuşma açısından bazı el ve kol hareketlerinde de bulunmamak gerekir. Bu konuda yapılan bazı hatalar, konuşmacının imajını zedeleyebileceği gibi dinleyicilerin anlatılanlara karşı güveninin sarsılmasına yol açabilmektedir. Ellerimizle yapmamamız gerekenler şu şekilde sıralanabilmektedir:

  • “Yüzüklerle, saatle, ataçlarla, düğmelerle, kol düğmeleriyle, kalemlerle, tırnakla vs. oynamak,
  • Yüze, saça, ceplere, sıraya, masaya dokunmak ve hafif hafif vurmak,
  • Sandalyenin arkasına, notlara, konuşma kürsüsünün yanına tutunmak,
  • Vücudun herhangi bir yerini kaşımak,
  • Vücudun arkasında, ceplerde, kucakta, kolları birbirine kavuşturarak veya üzerlerine oturarak saklamak,
  • Dinleyicileri işaret etmek, umutsuzca ovuşturmak veya istekle ovuşturmak” (Stuar, çev. Sağlam, 1999 :83-84).

 

Olumsuz Beden İşaretleri ve Anlamları

Görsel simgeler ve öğeler, bir iletişim etkinliğinin ne yönde ilerleyeceği konusunda belirleyici bir konuma sahiptir ve sözlü kodlarla anlatılmak istenen şeylerin beklenen biçimde ve düzeyde anlaşılırlığını olanaklı kılan en mühim parçalardan birini oluşturmaktadır. “Kısaca sözel göstergeler, çoğu zaman duygu ve tutkuları tam olarak açığa vurmada yetersiz kalırlar. Bu nedenle görsel göstergeler, hem sözcüklerin anlamlarını vurgularlar, hem de sözlü olarak söyleyemediğimiz duyguları ve coşkuları dile getirip dışa vururlar” (Gökçe, 2002: 109). Özellikle herkesin ilgi odağına girmeyen ya da anlaşılırlığı güç bazı hususlara sahip alanlarda aktarılan konuların anlaşılırlığını kolaylaştırmak için ve politika gibi kamu yararının, toplum temsilinin ve katılımcı modern demokratik bir evrimin gerçekleşebilmesi adına içeriklerin ilgi çekiciliği ve anlaşılırlığının sağlanması sayesinde, genel kamusal katılımın gerçekleştirilebilmesi için görsel göstergeler olarak beden dili önemli bir konuma yerleşmektedir. Ancak politik bir lidere ya da adaya, iletişim etkinliği boyunca yardımcı olan sözsüz öğeler içindeki beden dili işaretlerinin her zaman başarı kapısını araladığından da söz etmek mümkün değildir. Liderlik imajı açısından bir takım olumsuzluklar taşıması ve politikacının yanlış anlaşılmasına yol açabilmesi nedeniyle bazı beden dili işaretlerinin kullanılması tavsiye edilmemektedir.

Seçmenlerine hitap eden siyasal aktörün politik bir konuşma sırasında elini sürekli olarak saçlarına götürmesi, yüzünde gezdirmesi, ağzını kapatması, boynunu kaşıması ve parmaklarıyla ensesini sıvazlaması politik imajı ve seçmen güvenilirliğinin kazanılmasını olumsuz yönde etkileyen ve kullanılması tavsiye edilmeyen beden işaretleridir. Bu işaretler; seçmenlerde politikacının yoğun bir stres altında olduğu, otorite kurmak ve yönetim sağlamak konusunda pek de başarılı olmadığı, bazı konularda çelişkiler içinde kaldığı, pratiklik ve girişkenlikten yoksun olduğu ve kendine güvenmediği izlenimi yaratan anlamlar içermektedir. Politikacının konuşma sırasında ensesini ve boynunu kaşıması içinden çıkılmaz mevzuların söz konusu olduğu anlamına gelirken, konuşurken ağız kapatmak ise genellikle açığa çıkmasından korkulan bir konu ya da gerçekliği doğrulanmamış bir bilginin verilmesi aşamasında bunun ortaya çıkma endişesiyle yapılan bir reflekstir. Ağız hareketlerinin durumu, konuşmacının gizli kalmış tüm duygularını açığa çıkarabilmektedir ve bu yüzden seçmenle bütünleşmek isteyen bir politikacının yüz hareketlerinin görünmesini engelleyecek tüm eğilimlerden uzak durması gerekir.

Politik bir konuşmada siyasal aktörün uygulamaması gereken bir diğer beden işareti de yine elleri ve parmaklarıyla ilgilidir. Konuşmacının konuşma sırasında sürekli elleriyle oynaması, bir eliyle diğerini kaşıması, iki elinin parmaklarını birbirileriyle kanca oluşturacak şekilde kenetlemesi, öz güven eksikliğinin bulunmasına işaret ederken, çoğunlukla telaş duygusunun dürtülediği bu davranış biçimi konuşmacının konusuna yeteri kadar hâkim olmamasından kaynaklanır. Konuşma sırasında politikacının iki elinin parmaklarını gerginleştirerek uç uca birleştirmesi konusuna hâkim olduğunu, ideolojisini en iyi biçimde temsil ettiğine inandığını ve alanında kendine güvendiğini gösterirken, bu beden dilini kendinden daha yetkili ya da tecrübeli kişiler ya da yasama ve yürütme gibi mercileri temsil edenler ve seçmenler karşısında sürekli olarak kullanması ise bu kişilere ve hedef kitlesine karşı bir üstünlük mücadelesi içine girdiğine işaret etmektedir ve politikacıya, ukalalaştırıldığı bir imajın yakıştırılmasına yol açabilmektedir. Oysaki politikacı halkın temsilcisidir, onların içinden gelmektedir ve halk ile bir bütündür, aynı zamanda siyasal iletişim ve seçim çalışmalarını rakip partiler ve adaylara karşı yürütse de ülkenin sorunları üzerine çözüm odaklı gidebilen bir sorumluluğa sahiptir. Bu yüzden aşırılığa kaçılması itibariyle üstünlüğe işaret eden bu beden işaretinin çokça kullanılmaması tavsiye edilmektedir.

Politikacının konuşması sırasında iki elinin parmaklarını birbirine kenetleyerek ellerini yüzüne yakın bir pozisyona götürmesi de dinleyicilerden minnet istediği anlamına gelir ki, bu beden dili politik duruş ile tamamen ters düşen bir işarettir.

Başın öne eğilmesi, boynun bükülmesi ve omuzların düşürülmesi politik konuşmacının mücadeleden yıldığını ve teslimiyetçi bir psikolojik güdüye büründüğünü göstermektedir. Ancak seçmenlerin ilgisini çekmek ve güvenini kazanmak isteyen politik bir aktör, liderlik vasfını en iyi şekilde yansıtabilmeli ve bezginlik ifade eden bu beden davranışlarından uzak durmalıdır.

Politik aktörün konuşması sırasında sürekli olarak ceketindeki düğmelerle ve kravatıyla oynaması, gömleğinin yakasını çekiştirmesi konuşmadan sıkıldığı anlamına gelmektedir. Aynı şekilde ellerini pantolon kemerinde ya da askısında gezdiren bir konuşmacının, ortamı kendince sosyalleştirdiği, konuyu önemsemediği ve dinleyicilerine yeterli değeri göstermediği anlamlarına gelmektedir.

Konuşma sırasında politikacının bir ayağını ve bir omzunu ileri atarak sergilediği duruş, pek alışılagelmemiş olan ve tavsiye edilmeyen bir pozisyondur. Bu duruş şekliyle politikacı rakip partilere, ideolojilere ya da iddialara karşı meydan okuma mesajı vermek isteyebilir, ancak muhalif seçmen toplulukları tarafından kendileri için de bir meydan okuma eğilimi olarak algılanabilir. Bu durum da politikacının seçmenleri genel olarak kucaklamadığı ve onları ideolojik eğilimlerine göre sınıflandırdığı anlamına gelebilmektedir.

Son olarak konuşma sırasında siyasal liderin ya da adayın elindeki kalemi ya da gözlük sapını ağzına götürmesi, metinin yazılı olduğu kâğıt ile veya parmağındaki yüzüğü ile oynaması ya da kürsüde duran su şişesi, bardak v.b eşyalarla ilgilenmesi tavsiye edilmeyen bir davranış biçimidir. Genellikle konuşmanın ardından gelen soru-cevap kısmında yapılan bu davranış, konuşmacının cevaplamalarda tereddütler yaşadığı ve bu yüzden zaman kazanmaya çalıştığı anlamına gelirken, aynı zamanda konuya bazı yönleriyle hâkim olmadığına da işaret etmektedir.