Madde bağımlılığı ile teknoloji bağımlılığı arasında fark yok

İnsanda bağımlılık yapan sigara ve diğer maddelerin beyine yaptığı hasarı artık teknolojik bağımlılığın da yaptığına dikkat çeken Yeşilay Cemiyeti Gaziantep Şube Başkanı Fatih Tamer, nişantaşı escort , taksim escort , mecidiyeköy escort Teknoloji bağımlılığında görülen tepkilerin uyuşturucu bağımlılığında gö

Teknoloji bağımlılığının Türkiye’de artık tıbbi olarak tedavi edilmeye başladığına dikkat çeken Tamer, “İnternet bağımlılığının şuan Türkiye’de tıbbi olarak tedavi edildiği bir yer var artık. Teknolojinin çok iyi kontrol edilmesi gerekiyor.” dedi.

Son istatistiklere göre sigara kullanma yaşı 9-10 yaşına, uyuşturucu ve alkol kullanımı da 11-12 yaşlara düştü

İstanbul Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde İnternet Bağımlılığı Polikliniği açıldı

Gençlerin en önemli sorunu olan madde bağımlılığı ile teknoloji bağımlılığı konusunda Referans Gazetesine önemli değerlendirmelerde bulunan Yeşilay Cemiyeti Gaziantep Şube Başkanı Fatih Tamer, madde bağımlılığı ile teknoloji bağımlılığın etkilerinin artık aynı olduğunu belirterek her iki bağımlılık noktasında da yerel yönetimlere ciddi görevler düştüğü söyledi. Madde ve teknolojik bağımlılık noktasında yerel yönetimlere çok ciddi görevler düştüğünü belirten Tamer, “Artı yerel yönetimlerin bağımlılığı üreten bir şeye zemin oluşturmaması gerekiyor. Yani içerisinde bağımlılık üretecek bir maddenin satıldığı veya uygulandı şeylere devletin ya da yerel yönetimlerin aracı olmaması gerekiyor.” dedi.

MEDYANIN DAHA ÇOK ÖNEM VERMESİ GEREKİYOR

Bağımlılıkla ilgili mücadelenin medyada yeterince yer bulmadığına dikkat çeken Tamer, “Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü (BYEGM) ile Türkiye Yeşilay Cemiyeti tarafından ortaklaşa gerçekleştirilen “Yerel Medya Bağımlılık Farkındalığı” eğitim toplantısı Gaziantep’te gerçekleştirildi. Yerel basının uyuşturucu ve bağımlılıkla ilgili haber yaparken nelere dikkat etmesi gerektiğine ilişkin bilgiler paylaşıldı. Bu çok önemli bir eğitimdi. Çünkü yerel ve ulusal medyada 2-3 çocuk üst üstte öldüğü zaman gündem oluşuyor. Birkaç gün konuşuluyor ama aradan birkaç gün geçinde gündem tekrar değişiyor. Oysaki bu bağımlılık meselesi zaten önemli bir mesele. Uyuşturucu bağımlılığı çok daha önemli ve tehlikeli bir mesele. Yani burada bir bomba patlaması ne kadar zihnimizin bir köşesinde aktif bir şekilde bekliyorsa bu bağımlılık meselesi de aynı şekilde beklemesi lazım. Aynı şekilde buna karşı bir duyarlılık oluşturulması lazım. O sebeple özellikle hedef olan kitle olan gençlerde uyuşturucu kullanımı noktasında bunu nasıl engelleriz, bununla ilgili nasıl bir çalışma yapabiliriz diye sürekli gündemde tutulması gerekiyor. Yani ara ara gündeme getirilmesi gereken bir konu değil. Bunu önceden bilmemiz gerekiyor aksi halde yapacağımız hiçbir çalışma istenen sonucu vermeyecek. Yani bir süreklilik ve ciddiyet gerekiyor. Yerel ve ulusal medya bu konuya daha çok önem vermesi gerekiyor.” dedi.

MADDE KULLANIMI 9-10 YAŞLARA İNDİ

Gençlerde sigara ve uyuşturucu alışkanlığının küçük yaşlara kadar düştüğüne dikkat çeken Tamer, “Son istatistiklere göre sigara kullanma yaşı 9-10 yaşına, uyuşturucu ve alkol kullanımı da 11-12 yaşlara düştüğünü biliyoruz. Bir çocuk sigara ile buluştuğu anda hemen arkasında uyuşturucu maddelerle çok rahat buluşabilir. Buna çapraz bağımlılık deniliyor.  Yani sigaraya başlayan alkole, alkole başlayan birinin kumara, kumara başlayan birinin ise uyuşturucuya gidebileceği söyleniyor. Bu çok normal çünkü bunu besleyen ortamlar var. Örneğin sadece sigara kullanan bir genç bara gittiğinde orada içki içebilir. İçki içerken bir arkadaşı bir madde teklif edebilir. Böylece o ağın içerisine girer. Sonra para gerekeceği içi kısa yoldan kumar oynayabilir. Bir bakmışız sadece sigara kullanan bir genç aynı anda 4 bağımlılık ağına düşmüş olabilir. Dolayısıyla zemin hazırlandıktan sonra bu bağımlılık rahat bir şekilde yayılabiliyor. Bu anlam çocuklar ve gençler çok büyük bir risk altında. Okullar ve üniversiteler bu manada riskli yerler oluyor. Biri diğerini etkileyebiliyor. Böyle ciddi bir tehlikeyle karşı karşıyayız.” diye konuştu.

İLK SİYAH NOKTA SİGARA

Çocuk ve gençlerin bağımlılık yapan maddelerde ilk sigarayla başladığını vurgulayan Tamer, “İlk günah ve ilk siyah nokta sigaradır. Sigarayla başlayan bir çocuk veya genç daha sonra farklı farklı maddeler kullanabiliyor. Çocuk da değil genç de değil tam o arada 13-14 yaşlarında bir bağımlı olabiliyor. Böyle korkunç bir manzara ortaya çıkıyor. O sebeple konuyu ciddiye almak gerekiyor. Bir patlama ve ya olay olduğu zaman zihnimizde sürekli dönüp duruyor. Bu bir duyarlılıktır. Ama aynı duyarlılığı bağımlılıkla ilgilide göstermemiz gerekiyor. Aksi halde birer birer, ikişer ikişer çocuklarımız bu bataklığa düşecek. Ve tedavisi çok zor. Yani hiçbir madde kullanmayan bir çocuğa bir yıl oturup çeşitli şekillerde eğitim verseniz büyük ihtimalle onu engelleyebilirsiniz. Ama bağımlı olan bir genci yıllar boyu tedavi etseniz bile başarılı olma şansınız çok düşük. Çünkü psikologların ifadesiyle bağımlılığın tedavisi yoktur sadece bağımlıyı maddeden uzak tutarsınız. Yani bağımlıydı tedavi oldu dediğiniz insan aslında bir nevi tövbe etmiş gibidir. Ama tövbe eden kişinin aynı hatayı yapma ihtimali var.” ifadelerini kullandı.

ZEMİN OLUŞTURULMAMASI GEREKİYOR

Bağımlılığı üreten ortamların oluşturulmasına dikkat çeken Tamer, “Kişinin bağımlılık maddelere psikolojik yatkınlığı önemli. Fakat hiçbir kötülüğe yatkın olmayan bir insanı bile kötülük yapabileceği bir ortama koyduğunuzda bir süre sonra bunu yapabilme ihtimali var. Zemini oluşturursanız normal gördüğünüz birçok insan orada o suçu işleyebilir. O sebeple bağımlılıkla alakalı en önemli husus bağımlılığı üreten sebeplere dair bir ortam oluşturmamaktan geçiyor. Yani bir taraftan bağımlılık yapacak ortamlar ve imkanlar mümkünken diğer taraftan kalkıp çocukları ve gençleri korumaya çalışmak başarısız bir sonuç verir. Evet anlamlı bir çabadır ama başarısız bir sonuç verir.” şeklimde konuştu.

TEKNOLOJİ BAĞIMLILIĞINA DİKKAT

Sigara ve diğer bağımlılık yapan maddelerin beyne yaptığı hasarın aynısını teknolojinin de yaptığının altını çizen Tamer, “21. yüzyılda Teknoloji bağımlılığı da ortaya çıktı. Teknoloji hayatımızın artık vazgeçilmez bir olgusu haline geldi. Hayatımızın her alanında kullanıyoruz. Kullanmamız da gerekiyor. Düzgün kullandığımız zaman çok güzel sonuç alabiliyoruz ama maalesef teknolojiyi üretenler bunun olası zararları çok fazla hesaba katmadığı için ya da böyle bir dert edinmediği için ortaya çıkan sonuç maalesef korkunç bir hal almaya başladı. Yani bir teknoloji bağımlılığından bahsederken aslında uyuşturucu bağımlısından da bahsetmiş oluyoruz.  Çünkü çok fazla aşırı bir teknoloji kullanımı bağımlılarında bulunan etkiler uyuşturucu bağımlısında da görülüyor. Çünkü bağımlılık zaten bir beyin hastalığı. Beynin bir noktası etkileniyor. Bu etkilenme sonrasında beyin sürekli bir maddeyi tekrar tekrar yapmayı istiyor. Bunun önüne geçemiyorsun. Mesela bağımlılıkla ilgili 7 madde sayın ve o 7 maddede uyuşturucudan bahsedin. Sonra o uyuşturucu kelimesini kaldırın ve yerine televizyon kelimesini koyun. Hiçbir farkı yok. Sonuç aynı, etki aynı.” diye konuştu.

TEKNOLOJİ BAĞIMLILIĞI ARTIK TIBBİ OLARAK TEDAVİ EDİLİYOR

Teknoloji bağımlılığının Türkiye’de artık tıbbi olarak tedavi edilmeye başladığına dikkat çeken Tamer, “Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde İnternet Bağımlılığı Polikliniği açıldı. Şuan Türkiye’de tıbbi olarak tedavi edildiği bir yer var artık. Teknoloji bağımlılığında görülen tepkiler uyuşturucu bağımlılığında görülen tepkiler ile benzeşiyor. Dolayısıyla teknolojinin bağımlılık üretmesi noktasında hepimiz risk altındayız. Sadece çocuklar değil. Dikkatli kullanım noktasında sürekli bir bilinç oluşturmamız gerekiyor. Dolayısıyla teknoloji bağımlılığı birçok açıdan sıkıntılı. Diğer bağımlılıklara daha kolay erişim sağlayacak bir noktayı da getiriyor. Teknoloji üzerinden kumar oynayabiliyor, cinsel bağımlı olabiliyor ve teknoloji üzerinden diğer uyuşturucu maddelere de ulaşabiliyor. Dolayısıyla teknoloji bu anlamada çok iyi kontrol edilmesi gerekiyor. Mümkün mertebe teknolojiyi doğru kullanma noktasında kendimiz başta olmak üzere doğru bilgi sahibi olup bunu anlatmamız gerekiyor.” ifadelerini kullandı.

TOPLUMSAL DUYARLILIK ÖNEMLİ

Bağımlılık noktasında toplumsal olarak herkesin duyarlı olması gerektiğini vurgulayan Tamer, madde ve teknolojik bağımlılıkla mücadele konusunda, toplumun her kesiminden destek beklediklerini belirterek, “Yeşilay Cemiyeti, sigara, alkol, uyuşturucu, kumar ve teknoloji bağımlılıkları gibi sadece ülkemizi değil tüm insanlığı tehdit eden insan hayatına olumsuz etkileyen ve ölüme sebebiyet veren problemlere karşı bilgilendirme duyarlılık oluşturmak için çalışıyoruz. Hep birlikte ülkemiz ve İnsanlık adına bu mücadeleye herkesin omuz vermesini istiyoruz.” dedi.

YEREL YÖNETİMLERE CİDDİ GÖREVLER DÜŞÜYOR

Madde ve teknolojik bağımlılık noktasında yerel yönetimlere çok ciddi görevler düştüğünü belirten Tamer, “Evde anne baba, okulda öğretmen duyarlı olacak. Ama bunun ötesinde devletin ve yerel yöneticilerin uygulamaları olması gerekiyor. Bu konuda devlet ve yerel yöneticiler çalışmaları yeterli mi değil. Yani yayılma hızına göre yetersiz kalınıyor. Daha fazla eleman ve ekip lazım. Daha fazla bu anlamda polisiye tedbir lazım. Yerel yönetimlerin özellikle bu tür bağımlılıkla ilgili çok ciddi görevleri var. Yerel yöneticilerin bağımlılıkla ilgili çalışmalara destek olması gerekiyor. Artı yerel yönetimlerin bağımlılığı üreten bir şeye zemin oluşturmaması gerekiyor. Yani içerisinde bağımlılık üretecek bir maddenin satıldığı veya uygulandı şeylere devletin ya da yerel yönetimlerin aracı olmaması gerekiyor. Bu noktada maalesef yerel yönetimler konusunda sıkıntılarımız var. Yani sigara, nargile, içki içen mekan konusunda problemimiz var. Belediyelerin bu tür hizmetlerde çok dikkat etmesi gerekiyor. Yani belediyenin uygula alanı içerisindeki bir yerde sigaranın, nargilenin ve içkinin bulunmaması gerekiyor. Neden çocukları ve gençleri korumak için. Bunun ötesinin bir mantığı yok. Çünkü orada tek bir genç dahi bağımlı hale gelecekse sizin diğer bütün amaçlarınızın hepsi boşa düşmüş oluyor.” diye konuştu.

DEVLET ŞANS OYUNLARI OYNATMAMALI

Bağımlılık yapan şans oyunların devlet eliyle yapılmaması gerektiğinin altını çizen Tamer, “Devletin mesela milli piyango sorunu var. Şuan özelleştirmeye çalışıyor henüz özelleşmedi. Devlet bunu ve diğer şans oyunlarını oynatırsa siz kalkıp da insanlara kumar kötü bir şey, bağımlılık yapıyor dediğiniz zaman devlet oynatıyor derler. Bu noktada yerel yönetimler veya sivil toplum kuruluşları devreye girecek. Bunu zorlayacak. Biz bu anlamda zemin oluşturulmasın diyoruz. Belediyeler STK’lar böyle bir şeye zemin oluşturmasın. Bunu engellesinler. Bunun bağımlılıkla mücadelede çok ciddi bir katkısı olur.” ifadelerini kullandı.

GÖĞÜ DELERKEN İNSANIN RUHUNU DELİYORSUNUZ

İçerisinde yaşam alanı oluşturulmayan şehirleşmenin zihni ve ruhu katlettiğini ifade eden Tamer, “Şehirleşme de bu sorunla iç içe geçmiş bir problem. Yani sizin nasıl şehirleştiğiniz o şehirleşme sonucunda orada oluşacak suç oranlarını ve bağımlılık oranlarını etkiliyor. Antep’te bazı bölgelerde suç oranları çok yüksek. Örneğin Yeditepe mahallesi.  Bu mahallede suç oranı çok yüksek. Neden çünkü siz orayı planlarken yani bir mahalleyi veya bir projeyi planlarken eğer önceliğiniz burada kaç kişi oturur, burası bir suç odağı olur mu? Bir terör yuvası ya da bağımlılıkla ilgili bir mafya tıbbinin örgütlenme odağı olur mu diye düşünmeniz gerekiyor. Şu an kentleşme dediğimiz problemin biz zati kendisi de bağımlılıkla beraber bir çok probleme kapı aralamış oluyor. Hem devletin hem yerel yönetimlerin bu mimari şehirleşme noktasında insanı yaşamı bozacak, bağımlılık dahil bunları düşünerek çok ciddi anlamda yapılaşmayı buna göre yapması ya da yaptırması lazım. Aksi halde oraya buraya gökdelenler dikelim. Şehirde bak ne kadar güzel yapılar yapılıyor diyelim. Evet göğü delebilirsiniz ama bir taraftan insanın ruhunu deliyorsunuz. Bu şehirleşme zihnimizi ve ruhumuzu katlediyor. Özellikle çocukları ve gençleri mümkün mertebe daha fazla yaşam alanı oluşturabilirsek onları bağımlılığa götürecek alanlar oluşturmak yerine çok daha önemli bir şey yapmış oluruz.” şeklinde konuştu.

OKULLARDA BAĞIMLILIK EĞİTİMİ VERİLİYOR

Milli Eğitim Bakanlığı ile birlikte okullarda rehber hocalarına bağımlılıkla ilgili eğitimler verdiklerini dile getiren Tamer, “Milli Eğitim Bakanlığı ve YEŞİLAY’ın ortak çalışmayla okullardaki rehber hocalarına Türkiye Bağımlılıkla Mücadele (TBM) Eğitim Programı eğitimi verildi. TBM kapsamında sanal sınıfların kullanılması ile eğitimcilerin bağımlılıkla ilgili kapasitelerinin geliştirilmesi konusunda eğitimler düzenliyor.Aynı eğitimi bu sene tekrarlayacağız. Başta bağımlılık eğitimi alamayan okullardaki rehber hocalara eğitim vereceğiz. Bağımlılık eğitimi almayan hocalara eğitim vereceğiz. Bu hocalarda internet sitemizde istedikleri zaman internet sitemizdeki materyalleri indirip kendi öğrencilerine bu konuları anlatabilecek. Dolayısıyla okullarda direk rehber hocalar çocuklara bağımlılık anlatma noktasında yetkili olacaklar. Biz bütün okullardaki rehber hocaların bağımlılık eğitimi almasını istiyoruz.” dedi.

ÇOCUKLARI KORUMALIYIZ

Tamer, “TBM Eğitim Programı kapsamında Gaziantep’te okuyan her çocuk kendi yaş ve bilgi seviyesine göre bağımlılıkla ilgili bir eğitim alsın. Çünkü bu şunun için önemli. Çocuklara bunun çok kötü olduğuna dair örneğin bir bomba kadar tehlikeli olduğunu zihnine yerleştirilmesi lazım. Mesela bir çocuğa bomba var dediğimizde nasıl kaçışıyorsa nasıl böyle bir zihin dünyası oluşmuşsa, bağımlılık ve madde denince de çocuk hemen zihnini oradan kaçırmalı. Bunu yapabilirsek o çocuk korunur. Bunun için çabalıyoruz. Toplum bu konuda ne kadar duyarlı olursa bağımlılık noktasında gençlerdeki yayılma hızını o oranda durdurabiliriz.” diye konuştu.

TÜRKİYE’DE BAĞIMLILIK YAYILMA ORANI ÇOK YÜKSEK

Türkiye’deki bağımlılık rakamlarının Avrupa’ya göre çok düşük olmasına rağmen gençlerde yayılma oranının çok yüksek olduğuna dikkat çeken Yeşilay Cemiyeti Gaziantep Şube Başkanı Fatih Tamer, “Maalesef tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de özellikle çocuklarda ve gençlerde bağımlılık yapan madde kullanımı yüksek seviyede. Yüksek seviye olmasa bile artış hızı veya yayılma ihtimali itibari ile çok fazla risk barındıran bir alan. Türkiye’deki bağımlılık rakamları Avrupa’ya göre çok düşük fakat bizdeki gençlerde yayılma oranı çok yüksek. Sıkıntımız orada. Gençler arasında çok hızlı yayılıyor. Bunu durdurmamız lazım.” diye konuştu.

BAHRİ UÇAR

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here