İslahiye’nin Sesi Gazetesi, Mustafa Yıldız`ın `Kimliksiz Şehir: İslahiye` yazısı ile ilgili Sakarya Ün. Öğretim Üyesi Do. Dr. Adnan Parlak’ın “İslahiye Kimliğine Nasıl Kavuşur” başlıklı bir yazısına yer verdi.
ANTEP PRESS – Gaziantep
Yazarımız Mustafa Yıldız’ın “Kimliksiz Şehir: İslahiye” yazısı İslahiye’nin kimlik sorununu tartışmaya açtı. Konuyla ilgili İslahiyeli aydınlar, yazarlar, akademisyenler, sivil toplum ve siyasetçiler örgütleri çeşitli açıklamalar yaptılar.
İslahiye’nin Sesi Gazetesi konuyla ilgili Sakarya Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Adnan Parlak’ın “İslahiye Kimliğine Nasıl Kavuşur” başlıklı bir yazısına yer verdi. İşte Doç. Dr. Adnan Parlak’ın yazısı:
İSLAHİYE KİMLİĞİNE NASIL KAVUŞUR
Doç. Dr. Adnan Parlak
Sakarya Ün. Öğretim Üyesi
Mustafa Yıldız’ın Kimliksiz şehir: İslâhiye” yazısını okuyunca memleket sevdasının çığlığa dönüşen sitemini gördüm. Bu yazıyı okuyunca, ister istemez İslâhiye tarihini araştırma ihtiyacı hissettim. Gerçekten, İslâhiye kimliksiz bir şehir midir? Diye ciddi ciddi düşündüm. İslâhiye tarihini araştırdığımızda gerçekten İslâhiye’yi tam olarak tanımadığımı fark ettim. Aidiyet duygusu oluşturacak ortak kültür ve sahiplik düşüncesi nasıl oluşturulabilir? Bu konudaki tartışmayı daha geniş bir platforma taşımak ve İslâhiye için neler yapılabileceği konusunda ki düşüncelerimi köşemde tartışmaya açmak istiyorum.
1.   Dervişpaşa Camii asli yapısına uygun olarak restore edilerek çevresindeki ucube yapılardan arındırılmalıdır.
2.   Göz caddesi ve “gözbaşı “ geçmişin şaşalı ve eğlenceli kimliğine kavuşturulmalıdır. Bu nedenle mevcut park alanı ile “gözbaşı” Ankara Keçiören örneğinde olduğu gibi peyzaj çalışmaları ile geçmişin otantik yapısına kavuşturulmalı, üzeri kapatılan “gözbaşı” suni gölet haline getirilmelidir.
3.   İslahiye’nin kültürel kimliğini ortaya koymak ve geleceğini şekillendirmek adına Gaziantep Üniversitesi ve Belediye öncülüğünde en kısa süre içerisinde sempozyum düzenlenerek kamuoyunun dikkati ilçe üzerine çekilmelidir. Bu sempozyum sadece bilimsel oturumlar şekilde değil, tarım ürünleri, turizm potansiyelini de ortaya koyan bir şölen havası içerisinde gerçekleştirilmelidir.
4.   Gaziantep’ in ve Kahramanmaraş dendiğinde kurtuluş savaşında ki kahramanları gündeme gelir. Ancak, İslâhiye halkının Fransızları bölgeden kovmak için yaptıkları milli mücadele ve “Güvercinli geçit Mevkii”ndeki düşmana verdirdikleri ağır zayiat ile çekilmelerini sağlamaları pek bilinmez. İslâhiye, kimliğine yakın tarihindeki bu kahramanlıkları ve İsmail ağaMürşit ağalar, Alo ağalar, Karayılan gibi isimsiz kahramanlarını ülkeye ve İslâhiyeli çocuklarına tanıtarak kavuşacaktır. Ortak İslâhiye bilincinin oluşturulmasında bu kahramanlıkların ortaya çıkarılmasından daha büyük fırsat olabilir mi?
5.   İslâhiye ismi Fırka-i İslahiye’ nin isyanları bastırmasından mülhem bir ismin vebalini taşır gibi görünse de, Osmanlı’nın son dönemlerinde isyan ve itaatsizliğin baş gösterdiği tek yer ve çıban başı İslahiye değildir. Suçluluk çağrıştıran isminden ziyade kahramanlık çağrıştıran tarihi yönüne gönderme yapan reklam çalışmasına ihtiyaç vardır.
6.   İslâhiye çevresi önemli bir yayla turizmi potansiyeline sahiptir. Dolayısıyla yayla turizmi ülke gündemine sokulmalıdır. Huzurlu, Karagöz, Alman Pınarı, Gözlen Geç yaylası, Meydan yaylası, Koçcağız ve bu köydeki fenk suyu, başlıca yayla turizm beldelerimizdir. Bu beldelerin ülke yayla turizmine kavuşturulması gereklidir.
7.   İslâhiye, Gaziantep’in en eski yerleşim merkezlerinden birisidir. İslâhiye ovasındaki höyük çalışmaları yerleşimin erken kalkolitik çağda (M.Ö. 4500-5000) başladığını göstermektedir. İslâhiye’de bulunan Yesemek Açık Hava Müzesi Ortadoğu’ nun en büyük ve tek açık hava müzesi konumundadır. TilmenhöyükZincirli (Samal),Boğaziçi beldesindeki Roma İmparatorluğu’ndan kalma Cıncıklı eserleriYılan kalesi ve Örtülü civarında bulunan ve geç Hitit dönemlerinden kalan harabeler ülke turizminin dikkatini çekmeyi beklemektedir. Tarih müzesi olan İslâhiye ve çevresinin ülkemizde hak ettiği yere kavuşa bilmesi için kazı çalışmalarının hızlandırılması ve arkeolojik kazılar için gerekli maddi fonun bulunması gerekir. Bu amaçla kullanılabilecek fonlar:
a) Calture Programme (2007-2013) Support for Cultural Actions: Cooparetion Measures. (
Proje; Avrupa düzeyinde, Avrupalı Değerinin kültürel mirasını korumayı, paylaşmayı, savunmayı ve önemini vurgulamayı amaçlayan işbirliği projelerini desteklemek de bulunmaktadır. Bu nedenle, turizm alanında özellikle kültürel mirasın korunması konusunda programdan yararlanılabilir. Örneğin Doğu Anadolu Turizm Geliştirme Projesi bu fondan faydalanmıştır.
b) Küresel Mirası Koruma Vakfı (Global Harritage Fund)
Tarihi yapıların Koruma planının hazırlanması ve uygulanması, bu kapsamdaki çalışmalar(Restorasyon rekonstrüksiyon, personel eğitimi vb. Bu projelere belediyeler ve sivil toplum kuruluşları (dernekler vs.) başvurabilmektedir. Türkiye’de desteklediği projeler: Çatal höyük projesi (http://globalheritagefund.org/index.php/where we work/
Overview/current projects/catalhoyuk turkey) (devam ediyor) ve “Kars Osmanlı Bölgesi Koruma Planı”.
c) Dünya Anıtlar Fonu (World Monument Fund)(www.wmf.org)
Amacı, tarihi eser ve mimari yapıların korunması, kültürel miras alanlarındaki koruma çalışmaları ve buna bağlı girişimler. Bunlar: keşif ve planlama çalışması, pilot projeler, proje uygulamaları, belirli bir bölgenin korunmasına yönelik eğitim aktiviteleri. Özel kişi veya kuruluşlara ait olmayan bütün alanlar için başvuru yapılabilir. Türkiye’de desteklediği projeler: Ani Arkeolojik Sit alanı, Ocarlı Köyü, Kars; Çatal Höyük, Küçükköy; İzmir Merkez Sinagogu, İzmir;Efes, İzmir ;Aya Sofya, İstanbul;Küçük Aya Sofya;Zeyrek Camii, İstanbul;Nemrut Dağı Arkeolojik Sit Alanı, Kâhta;Patara Arkeolojik Sit Alanı, Kas;Afrodit Tapınağı, Aphrodisias;Augustus Tapınağı, Ankara;Tetrapylon, Aphrodisias.
8.   İslahiye’nin ilgi odağı haline getirilmesi tüm zenginliklerinin ulaşım ve konaklama imkanlarının iyileştirilmesi ile mümkün olabilir. Bu kapsamda İslahiye-Tahta köprü barajı arasındaki ulaşımın iyileştirilerek baraj çevresinde doğal yaşam alanları ve konaklama yerleri oluşturularak yesmek merkezli turizim merkezi oluşturulabilir. Bu merkez etrafında islahiye etrafındaki höyükler turizmin hizmetine açılmalıdır. Bu durum, islahiye halkının tarıma bağlı gelir kaynaklarına turizmin de eklenmesine yol açacaktır.
 Kuşkusuz, İslahiyemizin daha güzele ulaşması ve hak ettiği konuma ulaşması yönünde farklı fikir ve öneriler sunulabilir. Üzerinde kafa yorulduğunda İslahiye’nin gerçek potansiyelinin ortaya çıkarılabilmesi için çok fazla imkan ve fırsatları bulunduğu görülecektir.
 Geçmişi bu kadar geriye giden, kültür ve turizm merkezi olabilecek bir bölge kimliksiz kalıyorsa bu İslâhiye’nin kimliksiz olmasından değil, ilgililerimizin ilgisizliğinden kaynaklanmaktadır. İslâhiye bu kadar büyük zenginliklere sahipken hak ettiği yeri edinemiyorsa herkesin şapkasını önüne alıp bir kez daha düşünmesinde fayda vardır.
……………………………………………..
NOT:
Yazarımız Mustafa Yıldız’ın yazısını ve bu yazıyla ilgili gelişmeleri aşağıdaki linklerden okuyabilirsiniz.

Kaynak: İslahiyenin Sesi