Atasoy Müftüoğlu Asrı saadet toplumu sohbet toplumudur der. O kutlu sahabeler eğitimlerini yüce resulün sohbetleri ile yapmışlardır.
Sohbet ortamı ile ilk olarak 12 Eylül öncesi lise ikinci sınıf talebesi iken Risaleyi nur dersleri ile tanıştım. Babam rahmetli iyi bir Erbakancı idi. Dolayısı ile lise yıllarında MTTB ve Akıncılar derneğine gitmeye başladık. Nur dersanelerine sohbete gidiyor  zaman zaman nur talebelerinin adalet partisi ve Demirel desteği üzerinde tartışıyorduk.  Üstad Bediüzzaman’ın risalelerini hayranlıkla okuyordum.
Okuma sürecimiz Tommiks, Teksas’tan babamın tabiri ile kara kitaplardan, İslami roman ve düşünce kitaplarına dönüşmeye başlamıştı. Seyyid Kutup, Mevdudi, Ali şeriati, Hasan El Benna ile tevhidi İslam’a, Kuran’i İslam’a yöneliyorduk. İslam devrimi ve İmam Humeyni İle devrimci İslam’dı diğer bir söylemimizde.
Geleneksel din anlayışını sorguluyorduk. Dinin kaynağı Kuran’dı. Öyle ise İnandığımız dinin, inancın Kuran’a dayanması gerekiyordu. Kuran merkezli bir din anlayışını anlamak ve anlatmak istiyorduk.
Seksenin ilk yıllarında bu anlayışla başladı, İslahiye’de tefsir dersleri. Kimi zaman üç kişi ile kimi zaman altmış kişi ile yaptık tefsir derslerini. Hem kendimizi, hem de derslerimize katılan kardeşlerimizi eğittik tefsir dersleri ile. Mustafa Yıldız hoca İlahiyat fakültesinde başladığı resmi din eğitimini, tefsirde yüksek lisans yaparak tamamladı. Ama tefsir dersleri ile devam eden gayrı resmi eğitimi halen devam ediyor. Mustafa yıldız hoca tefsir derslerine hem hocalık yaptı, hem de öğrencilik. O devam eden bu eğitimini “Son mesaj” ismini verdiği güzel bir meal ile taçlandırdı.
Tefsir derslerinde herkes hocalıkta yaptı öğrencilikte. Hiçbir dönemde 28 Şubat dahil, ara tatiller hariç, kesintiye uğramadan devam etti tefsir dersleri. 30 yıldır genellikle Cuma akşamları yapıldı İslahiye’de tefsir dersleri. Kimi zaman Fatiha’dan Nas’a, kimi zaman nüzul sürecine göre Alak suresinden başlanarak yapıldı. Kuran okunarak bitirilecek bir kitap değildi. Kuran döne döne sürekli okunacak ve yaşanacak bir kitaptı. Hep bu vurgu ile okuduk, tefsir etmeye çalıştık Kuran’ı. Kimi zaman meal okuduk ders ortamlarında kısa tefsirler yaptık, kimi zaman bir ayet üzerinde günlerce konuştuk. Elimizde hep bir Kuran meali vardı. Bazen parklarda, bazen kahvehane köşelerinde, bazen de meyhane köşelerinde okuyorduk Allah’ın kitabını. İnsanlar anlasınlar ve yaşsınlar diye okuyorduk Kuran’ı.
Bazen eşimize bazen çocuklarımıza, bazen de hiç tanımadığımız birilerine okuyorduk Kuran’ı. Sanki Kuran yeni nazil olmuştu ve insanların Kuran’dan haberi yoktu. Seksenli yılların tamamında ve doksanlı yılların başına kadar bu ruh ve bu heyecanla yaklaştık Kuran’a.
Eve yolumuz düşmüyordu. Gece ikide mi geliyorduk eve yoksa sabah namazında mı belli değildi. Haftanın her günü bir başka ders yapıyorduk. Tefsir usulü, hadis usulü, hadis, fıkıh, siyer, kavramlar, ve günün tartışma konuları ders başlıklarımızdı. Bir gün İslahiye’nin bir beldesine, bir başka gün bir köyüne gidiyorduk tefsir dersi yapmaya. Mekke’de yaşıyor, Medine’leri oluşturmaya çalışıyorduk.
Hasan el benna’nın Mezarlıklara gidip bir boş mezara yatarak ölümü tefekkür ettiğini okumuştuk. Bir mübarek gece arkadaşlarla gece saat 12’den sonra mezarlığa giderek her birimiz bir mezarın yanına yatıp ölümü tefekkür etmiştik. Ölüm ne kadar yakındı bize.
Tebliğ, cihad, şahadet, ana konularımızdı. Cuma, darulislam, darulküfür, mescidi dırar, demokrasi, en çok tartışılan konulardı. Afgan cihadı ve İran İslam devrimi gündemde idi. Okuyor, anlatıyor tartışıyorduk. 1986 yılında bir dergi çıkardık İslahiye’de. Adı; Gündem. Hani Yaşar Kaplan “sıfır üç depremlerinde” bir roman yazılsa bu memleket kurtulur diyor ya. Bir dergi çıkarsak bu memleket kurtulur diye düşünüyorduk sanki. Derginin yazılarını hem yazıyor hem de matbaada sabahlara kadar dizgisini yapıyorduk. 1987 yılında benim gözaltına alınışımın ardından dergiyi kapatmak zorunda kaldık. Meşhur 312. Madde ile o zaman tanıştım. Evimde bulunan mektuplardan dolayı İbrahim Sadri bey, Mektup dergisi yazarlarından Ayşegül Aktürk hanım efendi ve bir grup Zeytinburnu İmam hatip lisesi öğrencisi kız Mahkemelik olmuşlardı İstanbul’da. Günaydın gazetesi manşetine taşımıştı, İmam hatipli kızların mahkemelik oluşunu. Dergiye samimi duygularla yazılmış, bizler şöyle İslami çalışmalar yapıyoruz diyen mektuplardı. Suç unsuru olabilecek hiçbir şey yoktu. Bizlerde okuyup yazmaktan başka bir şey yapmayan ve İslam’ı anlamaya ve yaşamaya çalışan kimselerdik. Bizim yasadışı işlerle ne işimiz olurdu. Rabbime hamd olsun ki hepimiz bir ceza almadan beraat ettik.
1995 yılında Akabe vakfının İslahiye şubesini açtık. Artık tefsir derslerini vakıf şubesinde yapıyorduk. Haftada bir günde İslamoğlu hocanın tefsir derslerini izliyorduk. Ve İslahiye’de ikinci dergimizi yeni bir heyacanla çıkarmaya başladık. “Anlam”ı vakıf bülteni olarak yayınladık. Anlam; mücadelemize yeni bir anlam katmıştı. Sanıyorum 12 sayı çıktı. 28 şubat süreci başladı. Selam gazetesini sattığım için gözaltına alındım. Yasak! Kitaplar önümüzde objektiflere poz verdik Gaziantep’ten gözaltına alınan diğer arkadaşlarla birlikte. Yasadışı hiçbir işimiz olmadığı için mahkemeye bile çıkmadan serbest bırakıldık. Hiçbir dönemde yasa dışı işlere tevessül etmedik, öyle bir düşünce içinde olmadık. Hep sivil toplum anlayışı ile hareket ettik. 2000 yılında Akabe vakfının Türkiye genelindeki tüm şubeleri kapandı. Tabi ki İslahiye şubesi de. Bu arada “Anlam” dergisinin de yayın hayatı bitmiş oldu.
Dergiler kapanıyor, vakıflar kapanıyor ama tefsir dersleri kapanmıyordu.
Öncelikli konular değişiyordu ama tefsir dersleri devam ediyordu. Şimdilerde demokrasi, özgürlük, liberalizm, kadın hakları gibi konular daha çok konuşuluyordu. İslahiye özgü birde ehli beyti konuşuyorduk. Demokrasiyi artık bir şirk rejimi olarak değil, insanlığın bulduğu, güzel bir yönetim biçimi olarak görüyorduk.
Her Cuma yine bir araya geliyor yine Kuran okumaya, tefsir yapmaya devam ediyorduk. 28 şubat süreci ile İslahiye İmam hatip lisesi kapanma sürecine girmişti. Arkadaşlarla bir araya geldik. Ve İmam hatip derneğinin yönetimini üstlendik. Birinci hedefimiz İmam hatip lisesini yaşatmaktı. Mustafa yıldız hocam ve Abdurrahman kılıç hocamın öncülüğünde köyleri dolaşarak İmam hatip lisesine öğrenciler bulduk, dernek olarak öğrencilere servis ve yemek ayarladık ve bugün değişen koşullarda İmam Hatip lisesi eski canlılığına yeniden kavuştu hamd olsun.
Ve tefsir derslerini artık İlk-der İmam Hatip ve İlahiyat gönüllüleri derneğinin konferans salonunda, halka açık bayanlarında katıldığı bir ortamda, yine Cuma günleri yapıyoruz. Dernek bünyesinde çocuklar için tefsir dersi saatinde ayrı bir program uygulanıyor. Öğretmen arkadaşlarımızın özveri ile hazırladıkları bu programda çocuklara marşlar ilahiler ahlak kuralları ve Kuran okuma öğretiliyor. Çocukların eğitimi tefsir saatinde başlıyor ertesi gün Cumartesi gündüzde devam ediyor.
Bugün derneğimizin bir dergisi yok ama gelişen teknoloji ile birlikte, İnternet haber sitelerimizle Anteppress ve Ekran Gazetesi ile yazı hayatına devam ediyoruz.Anlam dergisinin yazarları şimdi Anteppress ve Ekran Gazetesi’nde yazıyorlar. Mustafa Yıldız, Ramazan Deveci, Hatice Atasoy ve Mehmet Deveci….
Bu süreç içerisinde bayan kardeşlerimiz hep yanı başımızda idi. Bazen onlar önden gidiyor biz onlara destek oluyorduk, bazen biz önden gidiyorduk onlar bize destek oluyordu. Bu süreç içerisinde günleri değişse de onların tefsir dersleri de hep devam etti.
Rahmetli Özal’ın üniversitelerde baş örtüsünü serbest bırakmak için yaptığı yasa değişikliği Anayasa mahkemesinde iptal edilmişti. O gün üniversitelerde gösteriler yapılmıştı. Yasak haberini sevgili kız kardeşime gösterdiğimde gözyaşı içerisinde, abi biz hiçbir şey yapmayacak mıyız demişti. Tabi ki bizde bir şeyler yapacağız demiştim. Ve o gün toplu bir şekilde Anayasa mahkemesine ve cumhurbaşkanına protesto telgrafları çekmiştik İslahiye’den. Bizim sade bir dille yazdığımız metinleri bazı bacılarımız değiştirmişler çektikleri telgraflarda. Ve bir bacımız gözaltına alındı, cumhurbaşkanına hakaretten. Şükür bir ceza almadan serbeste kaldı o bacımızda.
Bayan kardeşlerimizin tefsir dersleri Perşembe günleri saat 13.00 da yapılıyor. İlk-der İmam hatip ve ilahiyat gönüllüleri derneğinde.
Dernek olarak İmam hatip öğrencileri için bir yurt yaptırmak istiyoruz. Temeli atıldı birinci katı bitiyor inşallah. İkinci ve üçüncü katları da bitirdiğimizde tefsir dersleri daha da bereketlenecek öğrencilerimiz Kuran tefsiri ile yetişecekler ve İslahiye’de tefsir dersleri yeni bir aşamaya gelecek diye düşünüyoruz.
İslahiye’de tefsir dersleri ile Kuran’ın doğru anlaşılmasını ve doğru yaşanmasını amaçladık. Kuran ahlakına sahip, İslam ahlakına sahip insanlar yetişsin istiyoruz. Peygamberimizi kendine örnek almış, kimseye haksızlık yapmayan haktan ve adaletten yana bir toplum oluşmasına katkı sağlamak istiyoruz. Böyle bir toplum ancak Kuran’la yetişir diyoruz ve tefsir derslerine devam diyoruz inşallah…
Cuma günleri saat 19.30 eşiniz ve çocuklarınızla birlikte İlk-der kültür merkezine tefsir derslerine sizleri de bekleriz….

04.12.2012